O İŞÇİLERİ NİÇİN ATTINIZ?
Osman ÇİFTCİ
2 hafta kadar önceydi... Şeker Fabrikası'nda "Vedat Ali Özışık döneminden sonra görev yapan" bir isim söylemişti de inanamamıştım. Doğruysa yazıklar olsun... Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na da ihbarımdır böyle bir alçaklık varsa devlet bu kepazeliğin hesabını sorsun...
Karşılaştığım vatandaş, "Osman bey, bizim fabrika yönetimiyle ilgili bir haber yapmışsınız, fabrikanın idari personelinin tamamı işten atılmakla tehdit edilmiş" dedi.
Ne haberi yazdığımı ve idari personelin neden işten atılmakla tehdit edildiğini sordum. Özetle aktarıyorum:
"Hüseyin Akay ve ekibinin ilçelere çiftçi ziyaretlerine giderken bile kendilerine harcırah aldığını yazmışsınız. Fabrika yöneticileri de idari personeli 'bu bilgiyi sızdıran kimse 31 Aralık tarihine kadar süre veriyoruz bulun yoksa hepinizi işten atacağız' diye tehdit ediyorlarmış." dedi.
Evet... Seçimle devrilemeyen Vedat Ali Özışık operasyonel bir şekilde Kayseri Pancar Ekicileri ve Kayseri Şeker Fabrikası'nın Yönetim Kurulu Başkanlığı'ndan devrildikten sonra kooperatif ve fabrikaya kayyum olarak atananların maaşlarının yanısıra ilçelere çiftçi ziyaretine giderken hatta Kayseri'de yönetim kurulu toplantısı yaparken bile kendilerine harcırah aldığını KayTv ve Kayseri Haber Gazetesi'ndeyken gündeme getirmiştik.
Sonra kayyum heyeti susup utanacağına Nejdet Kala, Recep Bulut ve beni fabrikanın itibarını zedelediğimiz, zarara uğrattığımız vs. vs. gibi bir yığın akıllara ziyan iddia ile mahkeme verdi.
Belgeleriyle yayınladığımız haber neticesinde yerel mahkemede davayı kazandık. Sonra bu harcırahcılar Yargıtay'da temyiz etti. Yargıtay'da da kazandık...
***
2013 Eylül ayının sonuna doğru da bu davadan bağımsız olarak; "Kayseri Şeker'i kim yönetiyor; Hüseyin Akay ne diyor böyle?" başlıklı bir köşe yazmıştım.
O yazıyı da aynen paylaşıyorum ki ne olduğu iyice anlaşılsın:
"KAYSERİ ŞEKER'İ KİM YÖNETİYOR; HÜSEYİN AKAY NE DİYOR BÖYLE?
Kayseri Şeker Fabrikası'nın 59. Pancar Alım Kampanyası'na başlayacak olmasının ilk etabı ve fabrikanın çalışmasına imkan tanıyan olan Kireç Ocağı’nın ateşlendiği tören S.S. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay’ın adeta “buranın patronu benim” dediği bir gövde gösterisine dönüştü.
Akay o kadar garip sözler söylüyor ki; “Kayseri Şeker Fabrikası artık sıradan bir kuruluş değildir”, “ben ölmeden de bu fabrika ölmez”, “700 kişi aramızdan çeşitli sebepler ile ayrıldı, emin olun bir 700 kişi daha ayrılsa, işler yine aksamayacaktır.”, “ailemizden ve evimizden ayrı bir şekilde 2 buçuk senedir bu emaneti, şandan şöhretten uzak kalarak, sahiplenip, taşımaya çalışıyoruz.” vs. vs.
Ben… ben.. ben…
Daha önce de Sayın Akay’ın “ben”leriyle ilgili eleştiride bulunmuştum bu sütunlarda…
Akay, Pancar Ekicileri Kooperatifi’ne başkan seçildi ama fabrikanın yönetim kurulu başkanı Yeşilhisar Belediyesi’nin AKP’li eski başkanı ve AKP Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın öğrencilik yıllarındaki ev arkadaşı Abdulkadir Akdeniz oldu.
Ama buna rağmen S.S. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay, Kayseri Şeker Fabrikası’nın Yönetim Kurulu Başkanı rolünü oynamayı sürdürüyor…
Öyle ki, “Hayırdır Hüseyin abi, Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Akdeniz bostan korkuluğu mu?” dediriyor.
Toplu sözleşmeyi fabrikayla sendika yapıyor kooperatif başkanı Akay havasını atıyor…
Hayret ki hayret…
Ne yani ya; Akay ölse Şeker Fabrikası’da mı ölecek?...
***
Ha bir de Sayın Akay diyor ki; “Bugün burada açıkça söylüyorum ki, bizlerin cebine, işçinin ya da çiftçinin hakkının girdiğini ispatlayan olursa, alnından öper bu işi bırakırız.”
Bir hatırlatmada bulunacağım; ilçelere giderken, Kayseri’de yönetim kurulu toplantısı yaparken bile kendinize yazdığınız harcırahlar sizce ne kadar haktır? Bu harcırahları halen almaya devam ediyor musunuz bilemiyorum ama o dönem hepsini belgeleriyle ispatlamıştık.
Size ulaştırılan “yolsuzluk” iddialarının üzerine ne kadar gidiyorsunuz, gereğini yapmadığınız ses çıkarmadığınız, kulağınızın üzerine yattığınız konular var mı?
Peki, fabrikanın imkanlarıyla yurtdışına giden ve gazetelere manşet olan yöneticinin kendisiyle görüşen gazetecilere “doğru” dediği fotoğraf karesinin “montaj” olduğunu söyleyerek mi haktan yana davranıyorsunuz?
Bir başka konu da mesela şu seçim sürecindeki masrafları… Vekalet ücretleri falan filan… Nereden nasıl karşıladınız, bu konuda da kendinizden bu kadar emin misiniz?
Eh madem siz bu kadar iddialısınız, bu iddialarınızda ne denli sağlamsınız bir bakalım…"
***
O vatandaşa, "durum bu, işçileri böylesi bir gerekçeyle işten atmakla tehdit ediyorlarsa suç işliyorlar. Devlet var, kanun var, mahkeme var. Ben bir yazayım, 'böyle bir bilgi yansıdı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na ihbarımdır el koyun, şekerin idari personeli işten atılmakla tehdit ediliyor, 31 Aralık'tan sonra böyle birşey olursa gereğini yapın' diye yazayım" dedim. Ama hem ihmalkarlığımdan hem bilgisayarın başına geçip köşe yazmaya vakit bulamadığımdan hem de gözlerini bu kadar karartacak kadar olduklarına ihtimal vermediğimden yazamadım.
Yargıdan yedikleri tokadın ardından susup utanacaklarına, yanlışlarına son vereceklerine herhalde yedikleri yargı tokadının acısıyla hafiyeciliğe soyunmuşlar. Aramışlar, çalışanları sorgulamışlar bulamamışlar, en sonunda işçileri tehdit etmişler...
İşçileri tehdit edebilmeleri için benim aklıma başka bir ihtimal gelmiyordu... (bu konuda biraz sonra diyeceklerin var)
Ve geçtiğimiz Cuma günü 17:00 sıralarında bir haber geldi: "İdari kadroda 25-30 civarında kişi işten atılmış."
Kendi kendime hayıflandım, "keşke geçen hafta yazsaydım da devletin ilgili birimlerine 'ihbarımdır' deseydim" dedim. Neden onca kişiyi işten attıklarına ilişkin fabrika çevrelerine kulak kabarttığımda "Vedat Ali Özışık döneminde işe alındıkları için atılmışlar" şeklinde bilgiler yansıdı. Vedat Ali Özışık'ın bu konudaki görüşlerini haber sütunlarımızda bulabilirsiniz.
İddialar doğruysa, yani "bu bilgileri sızdıranı bulun yoksa hepinizi işten atarız" diye tehdit ettilerse ve kimseyi bulamayınca bu insanları kış ortasında mübarek gün işten atıyorlarsa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na ihbarımdır. Eyy devlet, git ve vatandaşına sahip çık.
Bu arada fabrika yönetimine kayyum olarak gelip oraya çakılanlara bir mesajım var, "Sizin feriştahınız gelse yine benim haber kaynağımı benden öğrenemez. İşten attıklarınızla haber kaynağımızın da alakası yok. O adamları bu nedenle işten attıysanız bu vebal sizin sonunuzu hazırlamaya yeter! O harcırah olayı kepazeliğin daniskasıdır, götürün iade edin fabrikaya o paraları... Bu kepazeliği örtmek için milleti işinden aşından etmeyin!"
Özışık sonrası kayyumda görev alan ve "fabrikanın sahibi çiftçilerdir, onlar yönetmeli" diyerek seçime katılmayan mevcut Baro Başkanı Fevzi Konaç'a da sesleniyorum. Sayın Konaç, gördüğüm bildiğim kadarıyla sen Allah'tan korkan fabrika yönetiminde kayyum olarak görev yaptığın dönemde harcırah kepazeliğine alet olmayan bir adamsın. Şeker'de koltuk, makam kaygın da olmadı... Şimdi de yok... Çık ve Kayseri Şeker Fabrikası'nda yaşanan bu işten çıkarmalarla ilgili haktan yana hukuktan yana tavrını koy, hukuk desteği ver hiç değilse, sana bu yakışır.
Az önce aklıma başka ihtimal gelmiyor ama diyeceklerim var dedim ya...
Gelelim o konuya...
Şeker Fabrikası'nda "Vedat Ali Özışık döneminden sonra görev yapan" ve işçilerin tehdit edildiği bilgisini bana aktaran vatandaş "Şeker'i kim yönetiyor dediğin yazının sonundaki bazı bilgilerin sızdığını da düşünüyor olabilirler." dedi.
O yazının sonuna bakın ne yazıyor:
"Bir başka konu da mesela şu seçim sürecindeki masrafları… Vekalet ücretleri falan filan… Nereden nasıl karşıladınız, bu konuda da kendinizden bu kadar emin misiniz?"
Aklıma gelmemişti... Olabilir mi? Bu konuda bir fırıt var da o bilgiler de sızdı ya da sızacak diye düşünüyor olabilirler mi?
Bence Bakanlık müfettişleri bunu da araştırsın, seçim masraflarını, çiftçilerden alınan vekaletlerin ücretlerini kim nereden nasıl karşılamış ortaya çıksın. Çiftçiler kendi cebinden karşıladıysa ne ala.. Bu 20-30 çiftçiyi dinlediğinizde ortaya çıkar. Çiftçiler kendi cebinden karşılamadı da kayyum karşıladıysa nereden ve nasıl karşıladı, bu işte bir fırıt var mı yok mu bu ortaya çıksın.
Bu konuda bir fırıt varsa ve bunu bilip de söylemeyen varsa Allah O'na da layığını versin tez zamanda...
Bu işten çıkarılanların yerine kimler işe alınacak konusu da bize yansıyan iddialar çerçevesinde takibimizde olacak. Şeker'de iş vaad ederek seçim çalışması yapan bazı belediye başkan adaylarının referansları ile yeni alımlar yapabilecekleri konuşuluyor. Bakalım bu işin perde arkasından ne çıkacak...