MİLLETVEKİLİ MİSİNİZ, ALİ GIRAN BAŞ KESEN MİSİNİZ?
Osman ÇİFTCİ
AKP’nin son kongresinde Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeliğine seçilen, 1 Kasım’da kendisi yerine oğlu Kayseri Milletvekili adayı edilen Yaşar Karayel, Kayseri Pancar Ekicileri Kooperarifi ve Kayseri Şeker Fabrikası’nın başından seçimle devirilemeyen Vedat Ali Özışık ve yönetiminin siyasi darbe ile “diskalifiye” edildiğini itiraf etmiş.
Bu itiraf, Özışık ve arkadaşlarını devirmek için devlet gücünü elinde bulunduranların bu gücü siyaseten nasıl kullandığını, devletin polisinin, hakim ve savcılarının nasıl bu işe alet edildiğini, Kooperatifler Kanunu’nda yapılan değişikliğin sırf Özışık ve arkadaşlarını “diskalifiye” etmek için kullanıldığını da apaçık bir şekilde ortaya koydu.
Aslında şimdilerde “paralel yapılanma” dedikleri, devlet erkini ahlaksızca, vicdansızca kullananlarla nasıl suç ortaklığı yaptıklarını, kurulan komployu günyüzüne çıkarmış oldu...
Sadece Vedat Ali Özışık ve arkadaşlarının değil, mevcut MHP Kayseri Milletvekili Hasan Ali Kilci’nin de seçimle devirilemediği Ticaret Odası Başkanlığı’ndan devirilmesiyle sonuçlanan, aylarca cezaevinde yatmasına neden olan komplo sürecinin Karayel ve Elitaş’ın parmağı olan bir darbeyle gerçekleştiği Karayel’in itiraflarıyla aşikar hale gelmiş oldu.
Zira, Özışık’ta Kilci’de demokratik yollardan, seçimle devirilemedikleri görevlerinden bu darbe süreciyle uzaklaşmak zorunda kalmışlardı... Memlekette paralel avına çıkanlar buna baksın önce.
Kayseri Şeker’in 61. Kampanya açılışında konuşan AKP MYK Üyesi ve Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel aynen şöyle diyor:
“Sahipsiz vatanın batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” Mehmet Akif dizelerinde böyle söylüyor. Her kurum her devlet böyle eğer sahip çıkarsanız, özverili çalışırsanız her şey size döner sizin olur. Sizinle birlikte kar eder güzel işler yapılır. İşte bu fabrikayı 1950 li yıllarda kuran başta menderes ve çalışma arkadaşlarına minnet ve şükranlarımızı arz ediyorum. O Türkiye’nin yoksul zamanlarında böyle bir fabrikayı Kayseri’ye kazandırmak devlet büyüklerinin şiarıydı. Burayı da en iyi şekilde çalıştırmak bizim görevimizdir. O günden bugüne kadar fabrikada yöneticilik yapan ve ahirete intikal eden büyüklerimizi saygıyla anıyorum. Ben buraya fakir bir çiftçi çocuğu olarak geldim. Eğer bu fabrika olmasaydı ben karşınızda şu an milletvekili olarak bulunamazdım. Buranın imkânları ile büyüdüm ve okudum. Bu çamları da Nuri Bilgin isimli Ziraat Müdür Yardımcısı ekti. Bizim elimizden de tutan o idi Allah ondan razı olsun. Bir eser bırakmış o eserde buradaki yeşilliklerdir. O dönemde görev yapan Fabrika Müdür Ali Rıza Beyi de saygı ile anıyorum. O günden bugüne kadar çok değişik idareciler geldi ama bir şeyi hatırlatmak isterim. 2009 yılında bu fabrika ile ilgili çok büyük sıkıntılar geliyordu 650 milyon TL borcu olan, bankaların çökmek üzere olduğu % 10 da özelleştirmenin hissesinin olduğu bir yer. O zaman Mustafa Elitaş ile kafa kafaya verdik. Bir kanun düzenlemesi yapıldı. O kayyum düzenlemesi ile buraya kayyum atanması söz konusu oldu. O zaman gittik Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdür Yardımcısı idi. Hüseyin Bey maaşı da buranın 5 katı idi. Arkadaş sana ihtiyacımız var, gel Kayseri Şekere kayyum ol, dedik bizi kırmadı. Buraya geldi. Beş senedir de sizlerle beraber çalışıyor. O günden bu yana kayyum olarak gelen arkadaşlar sizin emeğinizi korudular, korumaya da devam edecekler. İyi bir yönetici her işin hakkından gelebilir. Hüseyin Bey ve arkadaşlarına da teşekkür ediyoruz. Arkadaşlar biz bu fabrikaya gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Biz siyasetçiler ve bu şehrin yöneticileri olarak gözümüz bu fabrikanın üzerindedir. Kim yanlış yaparsa yapmaya kalkarsa Allah’ın izni ile bunlara mani olmak ve onları buradan diskalifiye etmek bizim görevimizdir. Daha öncekileri nasıl yapmışsak şimdi teşebbüs eden olursa onları da sizlerle beraber ifşa ederiz. Mani oluruz. Şu an çalışan arkadaşlarımız çok büyük dürüstlükle çalışıyorlar kendilerine teşekkür ediyorum. Allah işlerini rast getirsin. Bu kampanya döneminin bereketli olmasını ve kazasız belasız geçmesini temenni ediyorum.”
Şimdi soruyor ve ortalama zekaya sahip herkesin anlayacağı şekilde basit cevaplar talep ediyorum:
BİR: Yaşar Karayel, 2009’da Kayseri Şeker’in 650 milyon TL borcu olduğunu iddia ediyor, bu iddiasını neye dayandırarak söylüyor? Vedat Ali Özışık defalarca söyledi; “Öyle üfürüp geçmekle olmaz, fabrikanın olağan işletme ve Boğazlıyan Şeker Fabrikası’nın yapımı nedeniyle kullanılan kredi borcunu ahlaksızlık edip ‘borç batağı’ diye anlatsalar bile 650 milyon TL’lik bir borç yoktu.”
Karayel, ‘Bankalar fabrikaya çökmek üzereydi’ derken neyi kastediyor açıklamalı, o dönemde Ergenekon’un kasası vs. palavraları ile fabrikanın bankalarla arasını bozan kimdi? Bu darbeyi yapanlar değil miydi?
İKİ: Bu açıklama ile Yaşar Karayel, “Elitaş’la kafa kafaya verip kanun düzenlemesi yaptırıp Vedat Ali Özışık yönetimini siyasi müdehale ile diskalifiye ettiklerini” itiraf etmiş oldu, Özışık’ın başına gelenlerin komplo olduğu, Özışık ve arkadaşlarının beraati ile ortaya çıkmışken Karayel’in bu sözleri ne anlam ifade eder? Karayel bir anlamda Özışık ve yönetimine ellerinde bulundurdukları devlet gücü ile darbe yaptıklarını itiraf etmiş olmuyor mu? Darbelere karşı olduklarını söyleyerek işbaşında duranlar nasıl darbe yaptıklarını anlatırken hiç utanmıyor mu?
ÜÇ: Karayel, siyasi müdehale ile Özışık ve yönetiminin diskalifiye edildiğini itiraf ederken aynı zamanda o süreçte polis, savcı ve hakimlerin nasıl siyasi olarak kullanıldığını itiraf etmiş olmuyor mu? Şimdi “paralel örgüt” dedikleri özel yetkili savcılarla suç ortaklığı yaptıkları ortaya çıktığına göre suç ortağı olarak yargılanmaları gerekmiyor mu?
DÖRT: Karayel, Hüseyin Akay’a övgüler yağdırıp ardından da ‘Daha öncekileri Nasıl yapmışsak şimdi teşebbüs eden olursa onları da...’ diyerek Akay’a karşı olan ya da olması muhtemel kişileri tehdit etmiş olmuyor mu? Hangi hakla, hangi sıfatla bu tehdidi savurabiliyor? Sen kimsin hayırdır Yaşar Karayel ? Elitaş’la kafa kafaya verip ha! Öyle mi...
Siz milletvekili misiniz yoksa Ali gıran baş kesen misiniz?
Çevirdiğiniz fırıtları anlatıyor, bir daha aynı fırıtları çeviririz diyorsun. Geçti o dönem beyefendi, burası muz cumhuriyeti değil. “paralel” dediğiniz suç ortaklarınız da yok bu kez yanınızda.
Şu itiraftan sonra yaptıklarınız yarına kalır belki ama yanınıza kalır mı siz onu düşünün önce...
Sorsak söylemezdiniz nasıl darbe yaptığınızı, Allah şaşırtacak ya... İşte böyle kendi ağzınızla anlattırır...
BEŞ: O dönemde bu darbe silsilesine hedef edilen, seçimle göreve geldiği koltuğundan “diskalifiye” edilen, suçsuz yere cezaevine atılan isimler arasında bulunan mevcut MHP Kayseri Milletvekili Hasan Ali Kilci bu konuda neler söyleyecek merak ediyorum. Örneğin komplo ve darbe döneminin araştırılması, sorumlularının yargılanması için TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasını isteyecek mi? Bu itiraftan sonra Özışık da Kilci de haklarını aramak, komplocu darbecilerin yargı önünde hesap vermesi için mücadele vermezse haksızlık karşısında susan dilsizden farkları kalmayacaktır.
ALTI: Yaşar Karayel, Hüseyin Akay’a bu denli sahip çıkarken Akay’ın kara kaşına kara gözüne mi sahip çıkıyor? Bu işin arkasında bir iş var gibime geliyorken iddialar yığınla geliyor. Mesela; Karayel’in, el altından MHP ile flört eden Hüseyin Akay hamisi pozlarına girmesinin ardında kendisinin yerine AKP’den Milletvekili adayı olan oğlu ile Şeker Fabrikası bağlantılı bir durum söz konusu mu?
Sorular devam edecek... Allah büyük, gerçek neyse er ya da geç ortaya çıkar...
Uzun olduğu için burada yazamayacağım bir kıssadan hisse şöyle bitiyor:
Ne adalet şaşar, ne yerde kalır ah, illa ki Allah, Allah...
Evet, illa ki Allah, Allah...