Osman ÇİFTCİ

MEYDANDA SİYASET ZAMANI DEĞİL

Osman ÇİFTCİ

Darbe girişiminin yaşandığı ilk geceden itibaren Kayseri halkı meydanda, partiler üstü bir birliktelik örneği sergiliyor. Son günlerde artış gösteren bir durum ise dikkat çekici; parti bayrakları sık dalgalanmaya başladı. Meydanda her ne kadar AKP’den MHP’ye, Saadet’ten BBP’ye kadar birçok siyasi partinin bayrağı dalgalanıyorsa da, şöyle de bir hassasiyet gelişiyor; “siyasi parti bayrakları değil, sadece ay yıldızlı al bayrak dalgalansın...” Bazı kişiler, “her partiden insan var, birlik ve beraberlik göstergesi işte... Ne var bunda?” dese de ben bu görüşe katılmıyorum. Millet olarak bizi bir bayrak altında toplayan ay yıldızlı al bayrağımız varken siyasi parti bayraklarını şimdi sallamanın vakti de- ğil. Bütün siyasi parti il başkanlarının bu hassasiyetle partililerine çağrı yapmasını da beklerim. Bu hassasiyete sahip olanlar aynı zamanda parti bayraklarının yanı sıra parti propagandasını çağrıştıracak durumların da olmamasını arzu ediyor. Bütün partilerimizin il başkanları, temsilcileri çıkıp konuşma yapsın ama tek bayrak altında... Sosyal medyaya baktığınızda meydanın siyasi şova dönüş- türüldüğüne ilişkin çok sayıda eleştiri de göreceksiniz. Bu durum yaygın bir kanaat haline dönüşmeden acilen müdahale edilmeli. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ele geçirmeye çalışan Fetullahçı Terör Örgütü’nün onlarca vatan evladını şehit ettiği alçak bir darbe girişimine karşı bu millet tek ses tek yürek olmak için meydanda. Zira meydanda darbeye karşı bu meydan okuyuşun ne kadar süreceği de belli değil. Başkomutanlık makamında oturan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bir sinyal gelene kadar da meydan her gece dolup taşmaya devam eder. Mesele devlet meselesi, söz konusu olan da vatandır... Buradan kimse siyasi rant elde etmeye kalkışmasın.

AKP İl Başkanı olayı hep mi yanlış anlıyor?

Darbe girişimi gecesinde il protokolü Emniyet Müdürlüğü binasında teyakkuz halinde bekledi. Vatandaşın Cumhuriyet Meydanı’ndan ziyade emniyet binası önünde toplanması için de bir gayret vardı. Bu çerçevede meydanda toplanan vatanda- şa da bu yönde çağrıda bulunuldu. Bazı polis memurları da AKP İl Başkanı Hüseyin Cahit Özden’e il protokolünün yanına gitmesini söylemişler o gece. Ama Özden, başına gelenlerle ilgili yerel bir gazetemize röportaj vererek hayal ötesi şeyler anlatmış, kendisinin silahlı kişilerce meydandan zorla götürülmek istendiğini, yanındaki halkın kurtardığını anlatmakla kalmamış geceyi darbecilere karşı Emniyet’te omuz omuza ge- çiren Bakan, Vali, vs. protokolün ikna edilerek Emniyet’e götürüldüğünü söylemiş. Tabi röportaj gazetede yayınlanınca ortalık ayağa kalktı ve Özden, olayın heyecanıyla yaşananları yanlış anlattığını belirterek kendi kendini tekzip etti. Neymiş? Yanlış anlatmış... Yanlış anlamış ki yanlış anlatmış... *** Darbe girişimi gecesinden itibaren Kayseri halkı şu partili bu partili demeksizin Cumhuriyet Meydanı’na akın ediyor. İlk gece ve sonrasındaki birkaç gece ezanlarla, minareden okunan salavatlarla, milli marşlarla nöbet beklendi ama şimdi iş mecrasından çıkıyor gibi bir algı oluşmaya başladı. AKPARTİKYS’den cep telefonlarına gönderilen mesajlarda “Uğur Işılak Halk Konserine bekliyoruz”, “Yusuf Güney Halk Konserine bekliyoruz” diye meydana çağrılar yapılıyor. Bu neyin kafası? Ne halk konseri abi? (NOT: Bu yazıyı kaleme aldığım sıralarda aynı adresten vatandaşa gönderilen mesajda dün akşam için sahneye Mustafa Ceceli’nin çıkacağı halk konserine bekliyoruz diye değil ‘nöbetimizin 10. gününde Mustafa Ceceli ve sizlerle olacağız’ şeklinde mesaj atıldı.) AKP İl Başkanı Özden, meydandaki hassasiyeti konser şenlik olarak algıladığı için olsa gerek meydanda sahneye çıkıp iki elini de rabia işareti yaparak dombıraya halay çekiyor. İnanmayan Özden’in kendi facebook profilinde paylaştığı videoaları biz izlesin. Bu sanatçılara bence gerek yok ama sahneye çıktıklarında ilahi, marş tarzı seslendirmeler yapıyorlar. Buna ‘halk konseri’ diye davet yapılınca gidecek vatandaşı da gitmez ediyorlar. Sosyal medyada mütedeyyin bildiğim çok kişi bu konsere davete tepki mesajı yayınladı... Darbe gecesi yaşananları yanlış anlayıp gazetelere demeç verdiğine benzer... Yahu AKP İl Başkanı hep mi yanlış anlıyor? İktidar partisi il başkanının şöyle hassas bir dönemde daha vakur, daha ağır olmasını beklerim ben şahsen. Dombıraya sahnede halay çekmek ney yav?

AKP il binası FETÖ’nün mü, Kulkuloğlu’da FETÖ’cü mü?

Yazıyı sonuna kadar okumadan başlığa bakarak kanaat sahibi olacak kadar saf değilseniz okuyun ve öyle karar verin. Darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’de ilk çıkartılan kararname ile Kayseri’de 1 Üniversite, 25 okul, 12 yurt, 7 dernek, 7 sendika, 4 vakıf, 2 sağlık kuruluşu kapatıldı. Kapatılan 25 okuldan 3’ü ise şunlar: “Yelkenoğlu Lisesi, Mustafa Yelkenoğlu Anadolu Lisesi, Mustafa Yelkenoğlu Fen Lisesi” Rıfat Yelkenoğlu ise Ömer Dengiz’in il baş- kanlığı döneminde AKP İl Başkan Yardımcısı... Ve partinin Hastane Caddesi üzerindeki mevcut il binasının da ya tamamen sahibi ya da ortağı. Adalet ve Kalkınma Partisi, bu binayı Yelkenoğlu ve ortağından kiralayarak kullanıyor. Rıfat Yelkenoğlu da geçmişte Kayseri’de cemaatin içerisinde yakın temasta yer almış isimlerden birisi. Şimdi bu bilgilerden hareketle başlıkta sorduğum çarpıcı soru dile getirilebilir. Bu durum sorgulanıp cevabı da bulunmalıdır o ayrı... Ama AKP çevrelerinde daha önce cemaatle birlikteyken 17/25 Aralık sonrası yolunu ayıranlara FETÖ’cü gözüyle bakılmadığını hatırlatmak isterim. Yelkenoğlu’nun ailesinin 17/25’ten sonra cemaatten koptuğunu hatta cemaatin okul olarak kullandığı binalarını da aile olarak geri istediklerini duymuştum, ne denli doğru bilmiyorum ama duyduk... Şimdi Rıfat Yelkenoğlu nerede, FETÖ mevzusuyla ilişikleri nedir, okul binalarıyla ilgili ne yapmışlardı, il binasının hali nedir bilmiyorum. Kimse yaş ise kurunun yanında yanmasın... *** Kuru ve yaş meselesine değinmişken, haber sütunlarımızda yer verdik, CHP Kayseri eski Milletvekili Şevki Kulkuloğlu, açıkladı, özetle: “1972 yılında aralarında merhum babam Av. Şaban Kulkuloğlu’nun da bulunduğu Kayseri’li 63 hayırsever Prof. Dr. Necmettin Feyzioğlu başkanlığında Kayseri’ye üniversite kazandırmak ve yardıma muhtaç yüksek öğrenim gören Kayseri’li üniversite öğrencilerine burs verebilmek adına KAYSERİ YÜKSEK ÖĞRENİM VE YARDIM VAKFI’nı kurmuşlar. Bugün maalesef bu VAKIF da FETÖ ile hiçbir ilişkisi olmamasına rağmen AKP Hükümeti tarafından kapatıldı. Çok üzgünüm çok!!!!” dedi. Başlıkta sorduğum soruları sanırım daha iyi anlıyorsunuzdur. O Vakfı Kulkuloğlu’nun babasının da aralarında olduğu kişiler kurmuştur ama şimdiki durumu nedir araştırmak lazım. Kulkuloğlu’nu da bu açıklama üzerine şüphelenip araştıran da çıkar mı bilmem. Kurunun yanında yaş da yanmasın derken bunları kastediyorum, umudum da şu yanlış- lıkla yapılan her işlem eninde sonunda yanlışlığı giderilerek normale döner. İlk günlerin harareti ile bu tür durumların ortaya çıkmasını anlamak gerek.

Kayseri’de yılın bürokratı

İl Emniyet Müdürü İbrahim Kulular’dan söz ediyorum. 17/25’ten sonra FETÖ/PDY denildi- ğinde durumun bu denli vahim olduğunu kimse bilmiyordu ve oldukça da gevşek duruyordu. Kim bilebilirdi ki? Ama Kayseri İl Emniyet Müdürü’nün bu konudaki hassasiyeti “kılcal damar” hassasiyetindeydi, bunu herkes biliyor... Zamanında aldığı tedbirler olmasaydı belkide şimdi Kayseri’de atmosfer farklı olabilirdi de... Polis demek devlet demektir. Kulular da devletin yapması gerektiğini yapmıştır, şehirde birileri yılın bürokratı falan seçecekse bu denli hassasiyete sahip tek kişi olan İbrahim Kulular’dır. Allah basiretini ve yolunu açık etsin...

Yazarın Diğer Yazıları