'KAYSERİ EKONOMİSİ İYİ'
Osman ÇİFTCİ
Ekonominiz nasıl?
Alacaklarınızı rahatlıkla tahsil edip, borçlarınızı düzenli bir şekilde ödeyebiliyor musunuz?
Elinizde patlayan yani karşılıksız çıkan müşteri çekiniz var mı?
Kredi borcu olmayanınız var mı? Üretime, istihdama katkı sunabiliyor musunuz? Verginizi, SSK-Bağkur pirimlerinizi düzenli ödeyebiliyor musunuz?
Etrafınızda işsiz insan var mı? Emlakınızı nakite çevirmek istediğinizde değerinde satış yapabiliyor musunuz?
Evet evet, ekonominiz iyi mi?
Vergi Dairesi Başkanı’nın dediğine göre ekonomimiz iyiymiş...
***
Güngör Uras, geçen ayın ilk haftasında “Kayseri’ye n’oldu?” başlıklı bi yazı kaleme aldı.
Okurlarımızın çoğu sütunlarımızda haber olarak da okumuştur ama okumayanlar için tekrar aktarayım, okuyanlara da yeniden hatırlatmış olayım.
İşte o yazı:
“Anadolu Aslanları’nın, Anadolu Kaplanları’nın sembolü olarak Kayseri’yi biliriz. Anadolu’da, ticaret ve sanayi denilince “Kayseri” adı gündeme gelir.
Ne var ki Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın derlediği rakamlara göre, “Bizim Kayseri”nin durumu hiç de parlak değil.
TAYYARE FABRİKASI VARDI
Orta Anadolu’da küçük sanayiden büyük sanayiye geçiş iki şehirde, kayseri ve Gaziantep’te başlamıştı.
Yarış başlarken Kayseri’nin avantajları vardı. İlk tayyare fabrikası Kayseri’de kurulmuş. Sümerbank, bez fabrikası açmış. Şeker fabrikası, ana tamir tesisleri şehirde ekonomiyi canlandırmış. Kaliteli, deneyimli işgücünün yetişmesine imkân vermiş.
Geliniz görünüz ki şimdilerde Kayseri Gaziantep’in çok gerisinde, hatta daha sonra yarışa katılanKonya’nın da çok gerisinde.
Şehirlerde faaliyet gösteren işletmelerin, bulundukları şehirlerdeki faaliyetleri sonucu elde ettikleri cirolara göre, İstanbul 2013 yılında 1.445 milyar TL ciroyla başta geliyor. İstanbulluyu 305 milyar TL ciro sıralamasıyla Ankara izliyor. Gaziantep Türkiye sıralamasında 7’nci sırada. Konya 9’uncu, Kayseri 14’üncü sırada yer alıyor.
Gaziantep’teki işletmelerin ciroları 82 milyar TL, Konya’dakilerin 64 milyar TL, Kayseri’dekilerin 46 milyar TL.
Şimdilerde Anadolu Aslanları’nın büyüklüklerini imalat sanayiindeki büyüklüklerine bakarak ölçüyoruz. İmalat sanayiinde Gaziantep’in 2013 cirosu 27 milyar TL, Konya’nın 16 milyar TL, Kayseri’nin 14 milyar TL.
İYİ TÜCCAR BİLİRDİK...
Biz Kayserilileri iyi tüccar olarak biliriz. Ama ticaret cirosu Gaziantep’te 24 milyar TL, Konya’da 24 milyar TL iken, Kayseri’de 12 milyar TL.
Bilim ve teknik konularında, konaklama ve yeme içme sektöründe ve hepsinden önemlisi eğitim konusunda her 3 şehrimizin de durumu parlak değil.
Her üç şehirde de inşaat kesimindeki faaliyetlerin canlılığı dikkati çekiyor.”
***
Dışarıdan bakan bir insan Kayseri’yi böyle görüyorken Kayserili nasıl görüyor peki?
Dün bir işadamı ile piyasaların genel gidişatı ile ilgili bir süre sohbet ettik.
Geçenlerde Kayseri Vergi Dairesi Başkanı’nı yerel bir televizyonda izlemiş.
Başkan Niyazi Özkök’ün vergi borçlarıyla ilgili yapılandırmadan bahsettikten sonra “Kayseri ekonomisi nasıl?” sorusuna verdiği cevap karşısında yaşadığı şaşkınlığı anlattı:
“Ben mi başka şehirde yaşıyorum dedim kendi kendime” dedi ve aktarmaya başladı programda dinlediklerini...
Özkök, Kayseri’de vergi rakamlarının arttığını, açılan işyeri sayısının arttığını, ihracat rakamlarının tırmanışa geçtiğini, katma değerde artış yaşandığını, açılan işyeri sayısında artış yaşandığını, emlak satışlarında yükseliş gözlemlendiğini, istihdamın da buna paralel artışta olduğunu söylemiş.
Bunları dinleyince, “Maşallah Maşallah” demekten kendimi alamadım ama adı bende saklı işadamı bir dokun bin ah işit misali saydırmaya başladı:
“Maşallah olmaya Maşallah da Kayseri’de batan batana... Kayseri’de büyük firmalardan batan holding, grup, büyük şirket sayısı 6-7 oldu, bundan hiç bahseden yok. Daha yeni bir inşaat firması kayyuma devredildi, 300’e yakın çalışanı vardı. Bunca insan işsiz aşsız kalıyorken nasıl istihdam artıyor? Batan firmaların Kayseri ekonomisine verdiği zarar topladığınızda 700-800 milyon TL olarak ifade ediliyor. Bu mu iyi ekonomi?Tamam piyasada az çok kıpırdanma var ve bu vergiye, katma değere illaki yansır ama kağıt üstünde kalır, çünkü Kayseri’de şu an iş var para yok. Batan bir firma en az orta ölçekli 100 firmayı sarsıyor, krize sokuyor, batırıyor... Büyük firmalardan kredi ile dönmeyen kaç tane şirket bulabilirsiniz? Peki bunların kaçı kredisini düzenli ödeyebiliyor? Kayseri’de ki karşılıksız çek oranlarını neden kimse açıklamıyor? Kredi boçlarının gecikmeye uğrayan, takibe düşen oranlarını niye kimse anlatmıyor? Batak vermesi beklenen firma yüzdesi neden görülmüyor? Açılan işyerleri batan bir firmanın onda biri kadar bile ekonomik döngüye sahip değil. Emlak satışında artıştan bahsediliyor ama tapuda önceden sabah erkenden sıraya girilir öğle sonuna anca sıra alınırdı, şimdi sabah 9’da gidin bakın tapu dairelerine kaç kişi var. Kaldı ki Kayseri’de emlak artık para etmez hale geldi neredeyse... 100 bin liralık emlakını 60’a 70’e kaça tutturursa satanların sayısı patladı... Niye bundan kimse bahsetmiyor?”
Ben de “abi sen bahsetmiş ol ben de yazayım” dedim, “yaz aynen yaz” dedi ben de bu vesile bu serzenişleri aktardım. İsmini yazmadım çünkü ticaret hacmi gayet büyük olan bir işadamı ve malum bu şehirde “batıyor” dedikodusu çıkar, sonra da adamı batırırlar. Bu tür bir olumsuzluğa sebebiyet vermemek için ismini de yazmıyorum.
İşadamına “bu olumsuzluklardan vergi dairesi başkanının bahsetmemesi normal, sonuçta devlet memuru” dediğimde, verdiği cevabı da aktarayım:
“Tamam da güzel kardeşim ortada yaşanan gerçekleri örterseniz, görmezden gelirseniz, saklarsanız yaşanan soruna nasıl çözüm bulacaksınız? Vergi Dairesi Başkanı devlet memuru olduğu için söyleyemiyorsa bu şehrin ticaret ve sanayi odaları, meslek kuruluşları, esnaf odaları gibi sivil toplum örgütleri niye susuyor. Bu şehirde siyaset yapan partiler, milletvekilleri, belediye başkanları nerede? Hastalığa teşhis konulmadan tedavi mümkün mü Allah aşkına? Bu kafayla, böyle pembe tablolar çizerek devam edilirse daha çoook firma batar daha çoook insan işsiz kalır bu şehirde.”
Evet en baştaki soruyu tekrar sorayım, siz de kendi cevabınızı verin:
Ekonominiz nasıl?...
İnşallah iyidir, inşallah iyi olur...
Da... Bu gidiş gidiş değil, haberiniz olsun!....