KARAYEL'DEN SONRA ELİTAŞ DA İTİRAF ETTİ
Osman ÇİFTCİ
AKP Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel'in Kayseri Şeker Fabrikası'na yaptıkları darbeyi, özetle: "Mustafa Elitaş ile kafa kafaya verdik kanun çıkardık, Vedat Ali Özışık ve yönetimini diskalifiye ettik" diye itiraf etmesinin ardından Mustafa Elitaş da televizyon programında "Şeker Fabrikası'nı yamyamlardan ben kurtardım" diyerek itiraf etmiş...
"Yamyam" ifadesi bile Elitaş için hakaret davası açılması durumunda sıkıntı oluşturabilecek bir ifade.
Elitaş, Vedat Ali Özışık dönemini kastederek 10 yılda 1 katrilyon lira para kaybolduğunu iddia ediyor. Nasıl bir "hesap etme kabiliyeti"dir bilemedim.
Ya sayı saymayı bilmiyor ya da paradan haberi yok diyeceğim ama Elitaş ikisini de bilir aslında...
Madem 10 yılda çiftçinin 1 katrilyon lira parası kaybolmuş da bu adamlar niye elini kolunu sallaya sallaya geziyor?
Örgüt dediniz, çete dediniz, Ergenekon dediniz de niye "1 katrilyonu kaybettiler" demediniz şimdiye kadar?
Bu nasıl bir palavradır böyle?
***
Karayel de Elitaş da Vedat Ali Özışık ve dönemin yöneticilerine kurulan kumpasın çöktüğünü, bilirkişi raporlarıyla aklandıkları gibi mahkemede de beraat ettiklerini çok önemsemiyor.
Hukuk bir anlam ifade etmiyor olsa gerek bu kişiler için.
Karayel'in de Elitaş'ın da itiraf ettiği "Şeker darbesi" artık tescillenmiş oldu.
Demek ki neymiş; hukuk devleti falan adında "Adalet" olan partide Kayseri'yi temsil eden bu iki isim için hikayeden ibaretmiş...
Ben mi yanlış anlıyorum?
Elitaş o dönemde Vedat Ali Özışık'ın Ergenekon'un kasası olduğu iftiralarını gündeme taşıyanlara da kolkanat germişti. Şimdi "paralel örgüt" diye suçladıkları şeker darbesindeki suç ortaklarıyla can ciğer kuzu sarmasıydı, aracılarla hakim savcı sindirmeye çalışıyordu.
Resmi yolla elde edilen tape kayıtları halen internet sitelerinde "Mustafa Elitaş'ın Ergenekon tertibinde rol aldığı ortaya çıktı" başlığı ile yayında duruyor.
***
Bu itirafların ardından; Karayel ve Elitaş'ın devlet gücünü her türlü amaç için hukuk tanımadan kullandığını, ellerine fırsat geçerse yine kullanabileceğini düşünmeye başladım.
Bu denli hukuk tanımaz beyanları bu kadar cesur ifade etmelerinin sebebini de doğrusu merak ediyorum. Özışık ve yöneticilerinin Kayseri'de aldığı beraat kararını Yargıtay'da bozdurmaya yönelik girişimleri sonuç mu verdi acaba diye düşünmeye başladım doğrusu... Ama yok, bunlar Yargıtay'a da mı "paralel" diyordu neydi değil mi?
Güçleri yetse yaparlar, sırf "şeker darbesini bizim yaptığımızı bilmeyen yok, iddialar iftiraymış haksız yere darbe yapılmış demesinler" diye "bunların beraatı Yargıtay'da da onanırsa ileride dokunulmazlığımız kalktığında komplo kurduk diye yargılarlar" diye bile yaparlar.
Ama şunu unutuyorlar; makamlar gelir geçer, güç tükenir gider, vekillik de biter, hesap bu dünyada olmasa öte dünyada döner.
***
Bu itiraflardan sonra kendisini haksız yere yargıladığını iddia ettiği mahkemeye çıkışan bir savcının mahkeme heyetine karşı, "şu anda ileride yargılanacağınız kendi iddianamenizi kendi ellerinizle yazıyorsunuz" şeklindeki seslenişi aklıma geldi.
Demedi demeyin, ah yarına kalsa da kimsenin yanına kalmaz...
***
Programdan izlediğim kesitte şaşırtıcı bir durumdan da bahsetmek istiyorum. Programda karşısında soru soran gazeteci olmayınca Mustafa Elitaş atıp tutuyor, üfürdükçe üfürüyordu; sulama kanalı bile olmayan barajlarla sulama yapıldığından yapılacağından dem vuruyordu...
Kusura bakmasında, Mustafa Bey Grup Başkanvekilliği yaparken iktidar partisine yakışır bir Kayseri Milletvekilliği yapamadı.
TBMM'de Cargill'in kotası için mücadele verirken, mayınlı arazilerin temizlenmesi konusunda İsrailli firmalardan başka seçenek olmadığı halde ille de mayınlı bölge temizlensin diye çırpınırken, Kayseri'de de "şeker darbesi" gibi rantabıl işlerle uğraşırken Kayseri Milletvekilliği yapmaya fırsat bulamadı herhalde, Kayseri'deki barajlardan, sulama kanallarından pek haberdar değil gibi konuşuyordu.
O programı bir de karşınızda soru soracak gazeteciler varken yapsanız ya...