Osman ÇİFTCİ

KADİR GÖÇ'ÜN FETÖ İLE NE ALAKASI OLABİLİR?

Osman ÇİFTCİ

Kadir Göç ismini Kayseri kamuoyu tanır...
Ne diye tanır?
İşadamı diye tanır mı? Tanır...
Lunapark işletmecisi diye tanır mı? Tanır...
Çay bahçesi işletmecisi diye tanır mı? Tanır...
Kahvehane işletmecisi diye tanır mı? Tanır...
Hayırsever diye tanır mı?
Herkes bu yönünü bilmez belki ama her yıl kaç öğrenci okuttuğu başta olmak üzere yaptığı yardımları bilenler bu yönüyle de tanır...
Kabadayı diye tanır mı? Evet, tanıyan öyle de tanır...
Peki FETÖ ile Kadir Göç’ün ne alakası olabilir? Kendisi bana sordu, “Bir Avşar’dan vatan haini olur mu?”
“Olmaz, olan da Avşar değildir” dedim...
Dadaloğlu Derneği’nin Yönetim Kurulu üyeliğini yaptığım dönemde Kadir Göç’ü daha yakından tanıdım. Avşar muhabbetimiz de oradan gelir...
“Son kahraman şehidimiz Ömer Halis Demir ile aynı kanı taşıyoruz, bizim damarımızda hain kanı dolaşmaz” dedi.
FETÖ’nün nasıl bir vatan haini yapılanma olduğunu anlattıktan sonra yine sordu, “Benden ve benim kızımdan FETÖ’cü olur mu?”
Hadi tanıyan bilenler söylesin...
***
Bilenler bilir; Kadir Göç’ün başından geçmişte ailevi nedenlerle üzücü olaylar geçti. Eşi hayatını kaybetti, kendisi bu nedenle 2 yıl cezaevinde yattı... Gizlisi saklısı yok, Allah’ın bildiğini kuldan saklayacak değiliz.
Kadir Göç, cezaevinden çıktığında lise çağlarındaki başarılı bir öğrenci olan kızı Ayşegül’ü daha iyi eğitim alması için Kayseri’de her çocuğun okuyamayacağı bir devlet lisesinden alıp Bursa’da bulunan Nilüfer Lisesi’ne kaydettirmiş.
O lise şimdi FETÖ nedeniyle devletin kapattığı okullardan...
Kadir Göç, “Cumhurbaşkanı’nın damadı da dahil birçok devlet erkanının çocuğu da bunların okulundan mezun.” diye bir hatırlatmada bulundu ve anlattı, “Ben kızımı bu hainlerden olsun diye değil o zaman Türkiye’nin en başarılı liselerinden birisi olduğu için Nilüfer Lisesi’ne yazdırdım. Devlet erkanından FETÖ ile yakın uzak alakası olmayan kişilerin tavsiyesiyle götürdüm hem de. Kızım Üniversite sınavlarında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı, 1 yıl kadar da Nilüfer Lisesi’nde ki tanışıklıkları nedeniyle bunların yurdunda kalıyorken birgün beni aradı, ‘baba burada Atatürk’e hakaret ediliyor, beni bu yurttan al’ dedi. Hemen kızıma ev tuttum ve kızım da o çevreyle irtibatını kesti. Defalarca telefon numarasını değiştirdi. Bu dediğim tarih 2007 yılı... Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu ve Hakimlik sınavlarını 2. kez girdiğinde kazanarak göreve başladı. 5 yıldır da Hakim olarak görev yapıyordu. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da hakkında hiçbir delil olmamasına rağmen tutuklandı.”
Bu FETÖ denen hain yapılanma bu milletin evlatlarını bünyesinde zehirledi mi? Evet ne yazık ki... Bu zehiri fark edip kendini kurtaran da var mı? Evet var. Öyle ki, 17/25 milat kabul ediliyor ve 17/25 Aralık 2013’ten sonra terör örgütü ilan edilmelerine rağmen bunlarla irtibatı kesmeyenler FETÖ’cü ilan ediliyor, diğerleri FETÖ’nün göbeğindeki isimlerse bile “Rabbim affetsin” hukuku ile herhangi bir yaptırıma muhatap olmuyor... Hatta 17/25’ten sonra bağlantılıysa bile “vicdani kanaat” ile temize çıkanlar var.
Kadir Göç’ün “kızım, FETÖ’nün hain emellerine hizmet edecek bir hain asla olamaz. Ailevi sebeplerden dolayı gönderdiğim lisede irtibat kurduğu bu kesimle 2007’de selamı sabahı kesmişken bugün bu yaşadığımız ciğerimi yakıyor, içim yanıyor. Kızımın vatan haini olarak anılması çok zorumuza gidiyor. Bu iş bu kadar basit ve yüzeysel olmamalı.” diyor.
“Gizli mesajlaşma sistemi, BankAsya’da hesap, FETÖ’nün yan kuruluşlarına üyelik, himmet vs. gibi bir durumu var mı diyorum, “kesinlikle organik ya da inorganik hiçbir irtibatı yok” diyor.
Kadir Göç’ün anlattığına göre, Ayşegül HSYK seçimlerinde de görev yaptığı ilin başsavcısı ve adalet komisyonu başkanıyla şahsi sebeplerden ötürü bir sürtüşme yaşamış. Öyle ki, Ayşegül’ün annesinin ölümüne kadar konuşulur hale gelince bir inatlaşma yaşanmış ve Ayşegül de eşi de başsavcı ve adalet komisyonu başkanının dediği kişilere oy vermemiş. Bunu ifadelerinde de açık yüreklilikte anlatmış.
Bunu da sebep olarak görüp darbe girişiminin ertesi günü HSYK muhaliflerini FETÖ’cü diye içeri tıkmamışlardır herhalde...
FETÖ soruşturmaları kapsamında çok sayıda alakasız kişinin araya kaynadığı konuşuluyorken bu durum da oldukça dikkat çekici.
Umarım ki, bağımsız Türk yargısı Ayşegül ve eşinin FETÖ’cü olmadığını ortaya koyar.
Kamuoyundaki gelişmeleri, gazetemizi takip edenler bilir; Kadir Göç ve ailesi 5 cinayetin yanı sıra 9 ayrı suçla isnat edilen 27 sanıklı 205 sayfa iddianameli örgüt suçlamasından da yeni beraat etti.
Göç ailesini 3,5 yıl boyunca teknik takiple izlenmişler. Teknik takibi yaptıran savcı da operasyonu yapan polis de şimdi FETÖ nedeniyle açığa alınmış durumda.
Kadir Göç, “FETÖ’cü savcı ve polislerin iddialarıyla aylarca yargılandık, kardeşim Hüseyin Dede Göç ve aralarında akrabam da olan birçok kişi aylarca tutuklu kaldı. Yargılamaların sonunda beraat ettik. Aradan 16 gün geçtikten sonra da kızım FETÖ’cü diye tutuklandı. Biz bunu hak etmedik.” diyor.
Göç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi, “Sayın Cumhurbaşkanım, kızımı FETÖ konusunda sizin gibi kararlı mücadele veren ama objektif olan insanlar yargılasın, yüzde 1 bile suçlu bulunursa her türlü cezaya razıyım. Kızım vatan haini değil, biz vatan haini değiliz, devletin bekası için canını verecek bir aileyiz, bizi bu lekeden kurtarın.” dedi.
Biz de bu konuları habere taşıdık. Kadir Göç, haber merkezimize çarpıcı açıklamalarda da bulundu. Yaşadıkları süreçle ilgili FETÖ’cü polisler tarafından kendilerinden haraç istendiği yolundaki iddiaları da haber sütunlarımızda bulabilirsiniz.
FETÖ nedeniyle meslekten ihraç edilen savcı ve polislerce Göç ailesine 3,5 yıllık teknik takip, 17/25 sürecinin ardından cemaatin terör örgütü ilan edilmesi, ‘500 bin dolar verin dosyayı kapatalım’ diye haraç istendiği iddiası, vermeyince Göç ailesine yönelik operasyon, bu davalardan beraat etmelerini müteakip kızının FETÖ’cü diye içeri alınması, sürtüşme halinde oldukları siyasilerin başına gelen olaylarda müdahil olduğu şüphesi derken oldukça ilginç bir durum sözkonusu.
***
Masumiyet karinesini yani bir kimsenin hakkında hüküm verilene kadar tutuklu bile olsa suçlu ilan edilemeyeceğini bu sürecin en başından beri yazıyorum.
Bir günün adaletini 70 yıllık ibadet kadar hayırlı gören bir dinin mensuplarıyız. İnşallah adalet tez zamanda yerini bulur.
Suçsuz yere zan altında kalanları ALlah tez zamanda temize çıkarsın inşallah...

Yazarın Diğer Yazıları