ATI KAYBOLAN ÇİNLİ HİKAYESİ
Osman ÇİFTCİ
Binali Yıldırım kabinesinde Mustafa Elitaş listedışı kalırken, Mehmet Özhaseki Bakan oldu... Elitaş muhtemelen Grup Başkenvekili olarak devam edecek.
Mehmet Özhaseki’ye Bakanlığı Elitaş’a da yeniden Grup Başkanvekilliği şimdiden hayırlı olsun.
***
Bir önceki yazımda twitter’ın meçhul fenomenleri FuatAvni ve Başkentçi’nin paylaşımlarını kıyaslayarak, “Görüştüğüm çevrelerden edindiğim izlenimi de gelişmelerle bir araya getirince Özhaseki’nin Bakan olabilme ihtimalini şahsen göremiyorum. Binde bir de olsa siyaset bu, ihtimal var mı? Yok ama hadi var diyelim...” diye yorumlamıştım.
Zira Davutoğlu kabinesini yıkan Pelikan dosyasında Özhaseki’nin hedef olması bir işaret gibiydi.
Sonuçta Özhaseki Bakan oldu, ben bu tahminimde yanıldım... Binde bir olarak gördüğüm ihtimal ağır bastı ve Özhaseki Bakan oldu... Siyaset bu, olur, o da olur...
***
FuatAvni Özhaseki’nin MYK’da listedışı kaldığını bildi bilmesine ama Bakan olacağını kestiremedi.
Başkentçi ise çekinceli olmasına rağmen Özhaseki’nin Bakan olacağı tahminini tutturmuş oldu.
***
Özhaseki MYK’da listedışı kalınca facebook’ta “FuatAvni bunu da bildi” diye paylaştığımda Kayseri’nin Eski İl Genel Sekreteri Mustafa Atsız, “Erken konusmamak lazım.. hele furuat avni agziyla hiç.. Özhaseki bakan olacak hemde çok kimse kina yakacak..” diye cevap yazdı.
Özhaseki’ye yakın isimlerden Yusuf Yerli ise “Atı kaybolan Çinli hikayesini hatırla” diye yazdı.
Hemen o hikayeyi aktarayım:
“Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?” demiş. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.
İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. “Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”
Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ithiyara gidip özür dilemişler. “Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.”
Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden “Bu ihtiyar sahiden saf” diye geçirmişler. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. “Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.
“O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz”
Birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…”
“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış: “Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”
***
Şimdi kim kına yakar kim hikaye anlatır bilmem ama muhtemel ki, 3 gün öncesine kadar Özhaseki ile görüntü vermemek için köşe bucak kaçanlar şimdi etrafında dört dönecek.
***
Ve herşeye rağmen hikayedeki gibi devam eden bir süreç var. Bilinen gerçek, Özhaseki’nin Bakan olduğu, sonrasını Allah bilir... Talih mi şanssızlık mı zamanla görürüz nasipse..
Ha, Elitaş mı Bakan olarak kalsaydı Özhaseki mi Bakan olsaydı diye bana soracak olsalardı, Kayseri’ye daha çok faydası dokunur düşüncesiyle ‘Haseki Bakan olsun’ derdim.
Elitaş kısa süren Bakanlığı döneminde şehre birşey yapamadı belki ama Haseki’nin bu şehre bir katkısı olabilir düşüncesindeyim.
Bu arada Özhaseki, Pelikan dosyasında hedef olmasına neden olan “Paralel yapı fabrika ayarlarına dönerse, mücadele sona erer” sözlerini nasıl izah etti onu da merak etmiyor değilim.
Belki, Recep Tayyip Erdoğan teşkilatçılık gereği dengeleri kurmak adına Abdullah Gül’e karşı Özhaseki’yi yanında tutmak istedi.
Belki “Paralelle Mücadele”yi Kayseri’de Haseki’ye yaptıracaklar.
Kim bilir?
Perde arkasındaki gelişmeleri pek kestiremediğimiz bir sürecin sonunda Özhaseki öyle ya da böyle Bakan oldu.
Tecrübeleri ile ülkeye ve bu şehre hizmet etmesidir temennimiz.
Yukarıda da ifade ettiğim gibi, hikaye devam ediyor...
Ayhan Oğan’ın MYK listeye girmesiyle ilgili, “Kayseri siyasetinin yeniden dizayn edileceği”, “Kayseri’de paralel yapı ile mücadele edilmediği ama edileceği” gibi sarsıcı açıklamalarıyla gündeme geldiğine vurgu yaparak “Kayseri’de ‘paralel mücadele’ yeni başlıyor” tespitimde yanılmadığımı düşünüyorum.
Hikaye o konuda da devam ediyor...
Memleketimize, milletimize şehrimize hayırlı uğurlu olması dileğiyle...