Kayseri Kocasinan ilçesi Sahabiye Mahallesi Teoman Sokak’ta H.S. ile kimliği belirlenemeyen bir kişi arasında tartışma çıktı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda H.S. silahla bacağından yaralandı.
İstanbul Esenyurt Güzelyurt Mahallesi, Mehmet Akif Ersoy Caddesi üzerinde bulunan tekel bayisinde meydana gelen olayda; 20 yaşındaki Batuhan Bayındır ile 24 yaşındaki Yunus Emre Erzen hayatını kaybederken, 21 yaşındaki Yusuf Erzen ise yaralandı.
Gazete sayfaları, televizyon ekranları, ajans bültenleri insanların nasıl bir cinnet halinde olduğunu ortaya koyan bu tür haberlerle dolu…
Hayatımızın merkezine oturan şiddet olaylarının nedenleri başlı başına bir araştırma konusu ama ben yaşadığımız kentleri “Teksas”a döndüren bireysel silahlanmaya dikkat çekmek istiyorum.
Geçmişte de insanlar kavga ederdi.
İstisnalar hariç “Kavgada yumruk sayılmaz” der iki yumruk atar, üç yumruk yer ama insanlar birbirinin canına kastetmezdi.
Ama tüfek icat oldu mertlik bozuldu.
Artık her yanımız ruhsatlı ya da ruhsatsız silahı beline takıp sokaklarda bir hiç yüzünden insanların canına kastedecek potansiyel katillerle dolu.
İnsanlar beline taktığı silah olmasa, geçip gideceği, görmezden geleceği olaylar nedeniyle katil olabiliyor.
İşte bu yüzden bireysel silahlanma ötelenemeyecek, görünmezden gelinemeyecek çok büyük bir sorun…
Maalesef bu sorunu çözmesi gerekenler, sebebini anlayamadığım bir şekilde, insanların bireysel olarak silahlanmasını kolaylaştırıyor.
Kolaylaştırmakla da kalmayıp adeta teşvik ediyor.
Devlet büyükleriyle yan yana fotoğraf veren illegal kişilerin gördüğü itibar; cezaların caydırıcılıktan uzak olması hatta hiç cezalandırılmaması; katilleri kahraman gibi sunan televizyon dizileriyle hayatımız cehenneme çevriliyor.
Cezaların caydırıcılığından kastettiğim şey birilerinin başı sıkıştıkça başvurduğu idam cezası değil.
Cezalar, idam dışında da caydırıcı olabilir ve caydırıcı olmalıdır ama daha da önemlisi eğitim...
Eğitim sistemiz kindar nesiller yerine hoşgörüyü bilen; doğaya, insana, yaşam hakkına kıymet veren nesiller yetiştirmeli…
İşte o zaman silahlar değil yürekler konuşur.
Ve yüreklerin konuştuğu bir ülkede her şey daha güzel olur.