Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız, "Ramazan Bayramı'nda din görevlilerine bir maaş ikramiye verilmesi motivasyonlarını artıracaktır" demiş…
Evet bugün ülkede özellikle ücretli kesimin derinden hissettiği bir yoksullaşma var.
Ücretli kesimin alım gücü enflasyon karşısında her geçen gün eriyor.
Çalışanlar açlık sınırına yaklaşan ücretlerinin yükselmesini bekliyor.
Ama;
Eğer ki bir ülkede bir asker, aldığı maaş ölçüsünde vatanını sevecekse;
Bir öğretmen, çocuklara maaşı kadar eğitim verecekse;
Bir polis, aldığı maaş kadar hırsız kovalayacaksa;
Bir doktor, aldığı maaş kadar insanları tedavi edecekse;
Hiç kimse boşuna uğraşmasın.
O ülkede tuz çoktan kokmuştur.
Elbette ücretli kesimlerin yaşam standartlarının yükselmesini talep etmesi, bu konuda örgütlü bir mücadele içinde olması gerekiyor.
Ama bir insan, hangi işi yaparsa yapsın, “Ne kadar ekmek o kadar köfte” demeye başlamışsa hiç kimseye faydası olmaz.
11 ayın sultanı Ramazan’ın
Bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’nin motive edemediği bir din görevlisini bir maaş ikramiye motive edecekse, yazık gerçekten çok yazık…
Sorun Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız’ın temsil ettiği din görevlileri adına bir maaş ikramiye talep etmesi değil.
Sorun verdikleri hizmeti aldıkları ücrete endekslemeleridir.
Sorun düşük ücrete, yüksek enflasyona tepki göstermek yerine bu talebini perdelemesidir.
Velhasıl; bir askerin, ateş altında, “Bir maaş ikramiye verin de o zaman savaşayım” demesi ne kadar doğru ise imamların Ramazan ayında alacakları ikramiye ile motive olmaları o kadar doğrudur.