Nejdet KALA

Lawrence'ın günümüz versiyonları

Nejdet KALA

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçtiğimiz günlerde, Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendirerek, “Beyrut’un kaderi bize şunu defalarca göstermiştir: Devlet zayıfladıkça cemaatler büyür; cemaatler büyüdükçe dış nüfuz kolaylaşır, dış nüfuz yerleştikçe milli egemenlik aşınır. Bu kısır döngü kırılmadığı sürece bir ülke sınırlarını korusa da istiklalini tam anlamıyla koruyamaz. Lübnan’ın başına gelen her hadise Türkiye’ye şu gerçeği yeniden hatırlatmaktadır: Devlet zayıflarsa coğrafya konuşur, softalık konuşur, mezhep konuşur, silah konuşur, yabancı başkentler konuşur. Devlet ayakta durursa millet nefes alır, sınırlar emniyet bulur, dış müdahale hevesi kırılır." dedi. 

Bu sözler. 

Ve bu sözlerin haklılığını yakın tarihimiz somut bir şekilde gösterdi. 

“Dini hassasiyetler” diye dokunulmayan aksine güçlenmesi için her türlü kolaylık sağlanan “Muhterem Hoca Efendi”nin “FETÖ”ye dönüşmesini yaşayıp gördük. 

Ama bugün hala cemaat yapılanmaları “Sivil Toplum Örgütü” diye palazlandırılmaya, mensupları kamu kurumlarına yerleştirilmeye devam ediyor. 

Bu yapıların önde gelenlerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısında izlediği tutuma baktığımız zaman Bahçeli’nin de altını çizdiği mezhepçi bakış açısını net bir şekilde görebiliyoruz. 

İsrail ve ABD’nin yandaşı olduklarını itiraf edemeyen bu “din alimleri” mezhepçilik üzerinden örtülü de olsa taraflarını ortaya koyuyor. 

Geçtiğimiz günlerde Kutlu Parti Genel Başkanı hemşehrimiz Yusuf Halaçoğlu da bir açıklama yaparak, “Son günlerde çeşitli kesimler tarafından Sünni-Şii ayrımcılığı gündeme getiriliyor. Aslında hedefleri Türkiye’yi İran’la savaşa sokmak. Öyle ki, neymiş Şiiler İslam dışıymış, geçmişte büyük katliamlar yapmışlarmış. Peki, Peygamberimizin vefatından 150 sene sonra ortaya çıkan şu mezhep tartışmasını bir kenara bırakalım, dün Filistin’de çoluk-çocuk demeden binlerce sivile soykırım yapan, yüzbinlercesini de yaralayan, aç bırakan İsrail ve ABD’den daha mı kötüler? Aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı kitaba bağlı olan İran bunlardan daha mı vahşi? Tarihte Sünni Sünni’yi katletmedi mi? Fatih Akkoyunlu, Timur Yıldırım Bayezid’le, Fatih Karamanoğullarıyla, Yavuz Memlük devletiyle savaşmadı mı? 

Onları bırakın Hz. Ali ile Hz. Ayşe savaşmadı mı?

Hz. Ali ile Muaviye savaşmadı mı?

Hoca kılıklı mübtezeller, kendini dine adadıklarını söyleyen bir kısım güruh, tam da siyonizmin uşaklığını yapıyor. Türkiye’ye Mosad tarafından atılan füzelerle Türkiye’yi savaşa sokamayanlar, Sünni-Şii ayırımcılığıyla savaş gündemi oluşturmaya çalışıyorlar. Belli ki, Türkiye İsrail ile savaşa girse, bunlar İsrail adına casusluk yapacaklar.” diyerek bu “din alimleri”nin ipliğini pazara çıkardı. 

Yıllarca “Atatürk hocaları astırdı” diyerek algı yapan Lawrence’ın günümüz versiyonları, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sonrası kendilerini açık etti. 

Emin olun, FETÖ nasıl ABD’ye sığındıysa günü geldiğinde de cebinde İngiliz, ABD pasaportu taşıyan bu “din alimleri” de soluğu oralarda alacak.
 

Yazarın Diğer Yazıları