Neresinden bakarsanız bakın, Türkiye tarihinin en önemli davasında karar geçtiğimiz günlerde açıklandı.
Kararı destekleyen ve karşı çıkanlar bu konuda görüşlerini dile getirdi, getirmeye de devam ediyor.
Kendisini darbelere adamadan önce Kayseri projeleriyle yakından ilgilenen AKP Milletvekili Yaşar Karayel de bu konuda bir açıklama yaparak, kararı savundu.
Karayel açıklamasında, “Bu memlekette bağımsız yargının olduğunu hem darbecilerin hem de darbe yanlılarının görüyor olması gerekir. 12 Eylül referandumunda millet kendi iradesine sahip çıktı. Darbelere gerekçe gösterilen 35. madde ortadan kaldırıldığına göre gerekçeleri de kalmadı. Ergenekon davası gerçekçi bir bakış açısıyla incelendiğinde Türkiye için bir kazanım olduğu görülecektir. Darbe geleneği olan bir ordudan bunları temizlemek mümkün olmaz. Bir daha darbe olmaması için eğitim sistemi insan hak ve özgürlükleri yeniden ele alınmalıdır” diyor.
Güzel…
Ülkemizde bağımsız mahkemeler var.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin savcıları ellerindeki bilgi, belge ve deliller ışığında iddianamelerini hazırlar ve bağımsız mahkemelerde bu iddianame ele alınır.
İddianame kabul olduğunu takdirde bağımsız mahkemeler bu bilgi, belge ve deliller ışığında yasalar doğrultusunda karar verir.
İtirazı olan var mı?
Bizim itirazımız yok ama yukarıdaki cümleyi söyleyen Yaşar Karayel’in mensubu olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin itirazı var.
Karayel’in mensubu bulunduğu Adalet ve Kalkınma Partisi, Ergenekon olarak adlandırılan süreçte bu görüşü sıklıkla dile getirdi ama MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile ilgili savcılar harekete geçince kıyamet koptu.
Madem özel yetkili savcılara ve özel yetkili mahkemelere güveniyorsunuz, Ergenekon sürecinde olduğu gibi Hakan Fidan sürecinde de, konunun savcısı olmasanız bile en azından tarafsız kalarak, mahkemelerin vereceği kararı bekleseydiniz.
Yok, Adalet ve Kalkınma Partisi’nde işler öyle yürümüyor.
Adalet ve Kalkınma Partililere göre; mahkemeler, yasalar kişiye göre değişiklik arz ediyor.
Konu onlardan biri olunca ortada ne bağımsız mahkeme kalıyor ne de yasa…
Adalet ve Kalkınma Partililer burada MİT müsteşarı Fidan’ın kamu görevi yaptığını ve hükümetin görevlendirdiği bir isim olduğunu gündeme getirebilirler, hemen hatırlatayım Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ da emekliliği sürecince yaptıklarından değil, görevde iken yaptıklarından dolayı ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldı.
Karayel, açıklamasının devamında ise, “Kimse o süreçte yaşanlara bakmıyor, ortada ne tür deliler var ve böyle kararlar alınmıştır bu husus göz ardı ediliyor. Bunların hukuktan değil, darbecilerden şikayet etmesi gerekir. Mahkeme suçsuz insanlara ceza vermez, delilere bakarak karar alır” şeklinde açıklamasını noktalıyor.
Güzel…
O süreçte yaşananlara bakalım…
Adalet ve Kalkınma Partisi’ni yıkmak isteyen bir Genelkurmay Başkanı var ama yıkmak için elindeki milyonlarca silahı unutup, toprağın altına mühimmat saklıyor.
Somut bir adım atılmış mı?
Eleştiriler var, tepkiler var ama kimse somut bir adımdan söz etmiyor.
Davanın gizli tutulan bölümlerinde var mı bilemem.
Tanıklar var?
Mesela Osman Yıldırım var.
Adli kaydı insanı insanlığından utandırıyor ama mahkeme bu kişiyi itibarlı bir tanık aynı zamanda sanık olarak karşısına alıyor.
O da anlatıyor.
Anlatıyor ama anlattıkları göstermesi istendiğinde, el bombalarını aldığını ve tüm detaylarına kadar anlattığı evi bir türlü bulamıyor.
Bir başka tanık Şemdin Sakık…
O da çok muteber, sözüne güvenilir biri…
İşte iki tanık…
Deliller çok yazıldı, çizildi…
Delillerden söz etmişken, Kayserili Fatma Cengiz.
O da ‘Ergenekon’ davasında 11 yıl aldı.
Yaşar Karayel, kamuoyuna Cengiz hakkındaki delilleri, hükümeti nasıl yıkacağını kamuoyuna açıklasa da bizler de bilsek.
Bilsek de ona göre konuşsak.
Olmaz mı?