Haftasonu Cumhuriyet Meydanı’nda bir eylem vardı.
Gazeteci olarak ben de bu eylemi takip ettim.
20 kadar kadın Cumhuriyet Meydanı’nda, ayrılmak istediği eşi tarafından 13 yerinden bıçaklanarak öldürülen Firdevs Vanlı özellinde, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddet olayına dikkat çekmek istedi.
Basın açıklaması sırasında meraklı kalabalığı gözlemlerken, içimden, ‘Keşke şu ne yapıyor bu kadınlar diyerek bakan erkekler de gelseler eyleme destek verseler” diye geçiriyordum.
Ben içimden öyle geçirdim ama erkekler destek vermedi.
Erkekler destek vermedi ancak 2 kadın, kadın cinayetlerine tepki gösteren kadınlara tepki gösterdi.
İki çocuğu ile hemen önümde dikkatli dikkatli pankart ve dövizleri izleyen bir kadın daha sonra, “İyi kadın olsaydı da kendini öldürtmeseydi” sözleriyle tepki gösterdikten sonra, 2-3 yaşlarındaki kız çocuğunu adeta sürükleyerek alanda uzaklaştı.
Ben bu olayın şokunu yaşarken, ikinci bir kadın çıktı ve ne söylediğini pek de anlayamadığım bir şeyler söyledi, emniyet güçleri kadını alandan uzaklaştırdı.
Ben ise “İyi bir kadın olsaydı da kendini öldürtmeseydi!” tümcesine takıldım.
Cinsiyet ayrımını bir kenara bırakarak, ölen bir insanın ardından onu tanımayan, ne yaşadığını, neler çektiğini, kişiliğini, karakterini bilmeyen bir başka insanın böyle kolay yorum yapmasını gerçekten anlayamadım.
Peki, o kadına göre iyi kadın nasıl olur?
Kendisine sormadım, soramadım ama sonrasında çok düşündüm…
Vardığım sonuç ise içimi acıttı.
O kadınlar bana, yasalarla, polisiye tedbirlerle kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin çözülemeyeceğini bir kez daha kanıtladı.
O kadınların potansiyel birer katil annesi olması yüreğimi burktu.
O kadınların çocuklarına töre, namus, iffet, ahlak, saygı, sevgi diyerek öğreteceği şeylerin karşılığının bir yerlerde ölüm ile aynı anlama geleceğini bilmek beni korkuttu.
Bu eylemde bir kez daha gördüm ki, aydınlık bir Türkiye için önce kadınların aydınlanması gerekiyor.
Bu eylemde bir kez daha gördüm ki, kadın cinayetlerinin son bulması için yasalardan, polisiye tedbirlerden önce kadınlara görev düşüyor.
Yani omzunda çok yük olan kadınlarımıza daha da çok iş düşüyor.