Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesinin görüşülmesi sırasında; Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikat ve cemaatlerle işbirliğinin eleştirilmesi üzerine Bakan’ın, yanıtını içimi acıttı.
Süleyman Soylu’dan el almış gibi görünen Bakan, “Çatlasanız da patlasanız da” diyerek, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri savundu.
Adına STK dediği yapılarlarla protokol imzalamaya devam edeceğini söyledi.
Gerekçesi ise bu ülkenin çocuklarının dağa çıkmasını önlemekmiş…
İçişleri Bakanlığını, Milli Savunma Bakanlığını geçtim; bu ülkede Milli Eğitim Bakanlığı varken bu ülkenin çocuklarının dağa çıkmasını STK adı altında faaliyet gösteren, tarikat ve cemaatler engelliyorsa vay halimize…
Kamer Genç, TBMM kürsüsünden, “Gün gelecek Fetullah sizi sokacak cıyak cıyak bağıracaksınız” dediğinde, birileri Kamer Genç’in üzerine yürüyüp, cansiperane FETÖ’yü savunuyordu.
Eğer AK Parti ile FETÖ iktidar savaşına girmese hala FETÖ’yü savunacaklardı.
Ama gün geldi, iktidar kavgası AK Parti ile FETÖ’nün arasını açtı.
“Muhterem Hoca Efendi”nin “abdest alıp namaz kılan” müritleri bu milletin üzerine kurşunlar yağdırdı, bombalar attı.
251 vatan evladı şehit oldu.
O gün Kamer Genç’in üzerine yürüyenlerden firarda olmayanlar, “Biz kandırıldık” dedi, yoluna devam etti.
Yoluna devam eden bir başka yapı ise FETÖ’nün boşluğunu doldurmak için devlet kurumlarında çöreklenen tarikat ve cemaatler…
Emin olun yarın yeterince güçlendiklerini düşündüklerinde, iktidar kavgasına girecek ve bu ülkeye yeni acılar yaşatacaklar.
Bunun yaşanmaması için devletin hiç kimseye, hiçbir yapıya yetki devri yapmaması gerekmektedir.
Devleti yönetenlerin, bu tür yapılara övgüleri ve yetki devri sadece ve sadece devleti acziyet içinde gösterir ki, buna hiç kimsenin hakkı yok.
Tuzla Piyade Okulu’nda yaşananlar, Milli Eğitim Bakanı’nın açıklamaları maalesef 15 Temmuz’dan hiçbir ders çıkarmadığımızı gösteriyor.
Ve ne acıdır ki, bu anlayış bu ülkede FETÖ bitmez.
Sadece ismi değişir:
FETÖ’nün yerini METÖ alır, SETÖ alır.
Ama bu yanlış devam eder…