Nejdet KALA

Ayşe Böhürler'e köşe önerileri

Nejdet KALA

AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler’in Yeni Şafak gazetesindeki köşe yazısını okudum. 
Solcuların “dönüşümünü” anlatıyor. 
Ve yazısını, “Eski solcular ile yeni solcular pek uyuşamazlar. Onları sola sürükleyen hak-adalet arayışlarıdır. Bugünün solcularının büyük kısmının yapıştırıcısı ise artık laikliktir. Eski solculara göre bir kimsenin hem Leninist hem de Atatürkçü olması mümkün değildir. Bir kere arada kan davası vardır. Mustafa Suphi ve 15 kişilik Merkez Komite meselesi. Ulvi Alacakaptan yeni solculardaki çelişkileri şöyle özetler: ‘Adam resmi dairede Kemalist, meyhanede Marksist, zamparalık yaparken feminist olamaz.’
Eski solcuların, eski liberallerin İslâm’a yönelme hikâyeleri üzerine daha çok yazmak gerektiği kanaatindeyim. Bu seferlik sadece kısa bir özet yapabildim.
Hikâye uzun… İllâki yazılmalı!”

*

Tüm solu tek bir potada erittiğinizde Ayşe Böhürler’in tespitine hak verebilirsiniz. 
Ama 1980 öncesinde 70’den fazla fraksiyona bölünen solu tek bir potada eritmek biraz kolaycılık olur. 
Böhürler, “Eski solculara göre bir kimsenin hem Leninist hem de Atatürkçü olması mümkün değildir” diyor. 
O zaman Tam Bağımsız Türkiye şiarıyla hareket eden bu konuda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek alan 68 kuşağının önderlerinden Deniz Gezmiş’i nereye koyacaksınız. 
Sosyalist Deniz Gezmiş’in 1968 yılında gerçekleştirdiği Samsun’dan Ankara’ya “Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü”ne diyeceksiniz. 
Olaya bir de farklı bir pencereden bakalım: 
Ayşe Bölürler’in CHP’yi sol bir parti olarak değerlendirdiğini düşünüyorum. 
Peki, CHP’nin içindeki Celal Bayar’ı veya Adnan Menderes’i nereye koyacaksınız. 
Toprak reformu gündeme gelmese toprak ağası Menderes bu ülkede hep ‘solcu’ kalacaktı… 

Türkiye’de solu anlamak, anlatmak zordur. 
Emek ile sermayenin mücadelesini bilmeden daha da zordur. 
Kolunda 9,2 milyon liralık saat takanlarla aynı sıralarda oturanların yeni solcuların hak-adalet arayışını laikliğe indirgemesi de gayet normaldir. 
Ve Böhürler’in “Bugünün solcularının büyük kısmının yapıştırıcısı ise artık laikliktir.” Tezinin anti tezi olarak söyleyeyim solcuların yapıştırıcısı AK Parti’dir. 
Sol kültürün önemli isimlerinden Edip Akbayram’ın tabutunun başında yine bir zamanlar şarkıları yasaklanan solcu Zülfü Livaneli’nin konuşması da bunun bir kanıtıdır. 
İşte o sözler:  “Dik durmak, hep yeniden tavır almayı gerektiriyor. Bizim kuşakta şöyle bir şey oldu. Uğur Mumcular da, Tarık Akanlar da geçmiş bütün değerlerimizde ve şu anda yaşayan değerlerimizde… Biz Cumhuriyet çocuklarıyız. Cumhuriyeti demokratikleştirmek istedik. Hukuk devleti olsun istedik. İnsan haklarına saygılı bir ülke olsun demokrasiyle taşlansın diye uğraşıyorduk. Çünkü Cumhuriyetin sahipleri vardı çok da iyi temsil etmiyorlardı ama vardı. Ama sonra Cumhuriyetin tehlikeye düştüğünü görünce demokratikleştirme çabamızı, sınıf mücadelesi çabamızı bu sefer Cumhuriyetin ilk kurucu değerlerine dönerek savunmaya başladık. Edip de onun için Atatürkçüydü, sosyalisti ve sınıf mücadelesine inanıyordu. Hepimiz de öyleyiz…” 
Böhürler, “Hikâye uzun… İllâki yazılmalı!” diyor benim kendisine köşe yazısı önerilerim olacak. 
İlla dönüşümü ele almak istiyorsa, ‘Mücahit iken Müteahhitte Dönüşen”ler güzel bir konu… 
Ya da “Dindar ve Kindar Nesil” iddiasıyla çıkılan yolda gençlerin nereden nereye dönüştüğü de olabilir.

 

Yazarın Diğer Yazıları