Adalet ve Kalkınma Partisi’nin siyaset potansiyeline hayranım…
20 yıldır yerelde 12 yıldır da genelde iktidarlar ama sanki hiç iktidar olmamışlar gibi siyaset yapmayı gerçekten çok iyi beceriyorlar.
Büyük bir siyasi esneklikle ülkenin tek muhalefet partisiymiş gibi yapabiliyorlar.
Mesela 12 yıldır iktidardalar ama ‘paralel’ yapıdan şikayet edebiliyorlar.
Sanki ülkeyi onlar değil de başkaları yönetmiş.
Sanki böyle bir yapı ile mücadele etmesi gereken başkalarıymış gibi kendilerini mağdur pozisyonuna düşürebiliyorlar.
Sanki yüzlerce askerin, gazetecinin, bilim adamanın yargılandığı davalarda mağdur olanlar onlarmış gibi hiçbir sıkıntı duymadan kumpas diyebiliyorlar, komplo üretebiliyorlar.
Cumhuriyet tarihinin son 12 yılında, toplamda ise 9’da birinde kendileri büyük çoğunlukla iktidar değilmiş gibi, yoklukların arasında yükselen Cumhuriyet’in ilk yıllarını, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği 2. Dünya Savaşı’nı dillerine dolayabiliyorlar.
Üstelik o yokluk yıllarında Türkiye’ye kazandırılan her şeyi sattıktan sonra bunu yapabiliyorlar.
İyiyse her şeyi kendileri yaptı, kötüyse kendileri dışında bir sorumlusu mutlaka var.
Bakın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Sarıgül hakkında CHP Genel Merkezi’nin hazırladığı belirtilen raporu gündeme getiriyor.
İyi de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Leman Sam konseri için ihale yapmadığı için operasyon izni veren İçişleri Bakanlığı bunca yolsuzluk varken, Sarıgül’ün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmasını mı bekledi?
Yada mesele Sarıgül’e yönetilen suçlamalar değil de, mesele İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın başka bir partiye gidecek olması mı?
Bir iktidar yolsuzluk dosyasını eline alıp, seçim propagandasında malzeme yapmaz.
Bir iktidar yolsuzluk varsa onun açığa çıkması sağlar.
Bunu yaparken de, polisleri tarumar edip, savcıları sürgüne gönderip, HSYK’yı ele geçirip sonrasında ucuz kahramanlığa kalkışmaz.
Polislerin tarumar edildiği, savcıların sürgüne gönderildiği, HSYK’nın ele geçirildiği sürecin ardından ‘İfadeye hazırım’ demek, bu halk ile alay etmektir.
Genelde durum böyle de yerelde farklı mı?
Yerelde de iktidar hep mağdur.
Mağdur olmaya da devam ediyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, ilçe gezilerine başladı.
Her ilçede yüzlerce kişiye yemek verip projelerini anlatıyor.
Muhalefet ısrarla bu değirmenin suyunun nereden geldiğini sorsa da, Büyükşehir Belediyesi şeffaflık ilkesinin sadece ve sadece seçim dönemlerinde laf olsun diye söylenen süslü bir laf olduğunu düşündüğü için bu konuda kamuoyuna en ufak bir açıklama yapma gereğini duymuyor.
Sonrasında, Özhaseki (kendisinin seçimleri kazanacağı öngörüsüyle) ilçeleri üstü kapalı tehdit ediyor.
Özetle Büyükşehir ile ilçe belediye aynı partiden olmazsa uyum olmazmış.
Neden olmasın?
Başka partilerden seçilecek belediye başkanları halk için faydalı bir proje hayata geçirirse Büyükşehir, belediye başkanı başka partiden diye, buna karşı mı çıkacak?
Yoksa Büyükşehir Belediyesi, başka partilerden belediye başkanı olan ilçelere hak ettikleri hizmetleri mi vermeyecek?
Uyum demişken, sormak lazım:
Büyükşehir Belediyesi ile Hacılar Belediyesi yada İncesu Belediyesi ne kadar uyumlu çalıştı?
Büyükşehir Belediyesi Hacılar yada İncesu’ya hizmet götürmek istedi de Hacılar ve İncesu Belediyeleri buna karşı mı çıktı.
Ayrıca 12 yıldır iktidarda olan AKP milletvekilleri yıllardır ilçe ve köylerin yol, kanalizasyon ve su sorunlarını çözdüklerini söyleyip duruyorlar.
Özhaseki’de ilçe ziyaretlerinde yol, kanalizasyon ve su sorunlarını çözeceklerini söylüyor.
Yıllardır AKP vekilleri ile AKP’li Belediye Başkanı Özhaseki’nin uyumu bu kadar mı?
Vekiller sorun yok diyor, Başkan sorun var çözeceğim diyor.
Sorunlar çözülmediyse bunun sorumlusu CHP mi, MHP mi, SP mi, BBP mi, DP mi yada HDP mi?
Kim?
Özetle AKP yerelde de genelde hep ağlıyor.
Türkiye’de ve Kayseri’de iyi ne varsa hepsinin temelini onlar attı, onlar yaptı.
Kötü bir şey varsa tek sorumlusu başkaları…