REFERANDUM GÜNLÜKLERİ
Cafer ZENGİN
Az bir süre kaldı…
Bir aydan daha az…
Referandum ile ilgili olarak bazı siyasi partiler çalışıyor, bazıları engel olunmasına rağmen çalışmak için mücadele ediyor, bazıları ise sosyal medyada paylaşım yaparak ‘dostlar alışverişte görsün’ yapıyor!
İktidar da olanların veya onları destekleyenlerin…
Ya da iktidar sahibi olanlara, referandum rüzgarı ile yaklaşanların vs. gücü var, imkânı var.
Devlet destekli açılışları var, temel atma törenleri var.
Ama olaya başka bir cepheden bakmak lazım…
‘Hayır’cıdır, ‘Evet’çidir fark etmez...
Ben, bu ülkede ufukta hangi seçim olursa olsun, kıt kanaat imkanlarla davasını savunanlara…
Dik duranlara…
Ülke için, millet için fayda sağlayacağını düşündükleri kendi doğruları uğruna mücadele edenlere ayrı bir saygı duyarım…
Hangi parti olursa olsun.
Hangi görüş olursa olsun, fark etmez...
Köy köy gezen, mahalle mahalle ilerleyen…
3 kişi, 5 kişi dinlese dahi gördüğüne memleket derdini anlatıp, dert dinleyenlere ayrı bakarım…
Merak ederim, yarın yolculuk nereye?
Hangi köye, hangi mahalleye?
Hangi ele, hangi dile?
Benim için Meydan’da aynı güzergahı turlayan, aynı esnafla kucaklaşan değil, köylere ulaşan, dağları, ovaları aşıp, halkla kucaklaşan, gidilmeyen yerlere giden siyasetçinin yeri ayrıdır…
Zaten önemli olan kalabalıklara güvenmek değil, onlarla hareket etmek değil, önemli olan tek başına da olsa ‘Ben gittim, gördüm, anlattım, dinledim, kapı çaldım, elimden geleni yaptım’ diyebilmek değil mi?
Hayatta da önemli olan bu değil mi?
Her işte ‘Ben elimden geleni yaptım ama yetti ya da yetmedi, daha fazlasını yaptım oldu ya da olmadı” demek önemli değil mi?
Çünkü insanı yaşatır vicdanı…
Rahat değilse vicdanı, işte o zaman çöker yastık ızdırabı.
Bu nedenle demem o ki, hangi işi yaparsan yap, hakkını ver koltuğun, yoksa gün gelir fark edilmez yokluğun...
Bu arada bazıları fark ettim, harı harıl çalışıyor faceler’de…
Keramet arıyor, akıyor kendince gecelerde…
Ah ben kıyamam ki şimdi bu şekerlere...
Ama karınca lazım memlekete, gerek yok ki cırcır’lı hallere…
Gidemediğin yerlere, götüremediğin vaatlere…