Cafer ZENGİN

Koltuk!

Cafer ZENGİN

Kaybetmek bu hayatta üzer insanı. 

Kaybetmek yoksun bırakır insanı. 

Bugün yaklaşık 15 yıldır kullandığım koltuğumun kırılmasının ve artık kullanılamaz hale gelmesinin hüznü var üzerimde. 

Belki koltuk bana artık ‘koltuğun hakkını veremiyorsun’ diye bir mesaj da veriyor olabilir, ama umurumda değil. 
Yılların mücadelesi, yorgunluğu ile ikimiz birbirimize çok alışmış ve çok bağlanmıştık. Çünkü zor günlerde hep o vardı yanımda ve ben vardım onun yanında!

Üzüntülerime, sevinçlerime, durgunluğuma, isyanıma, bu şehrin hafızasına benimle birlikte tanıklık eden oydu. Beni karşılık beklemeden sahiplenen, saran sarmalayan, bazen rahat ettiren bazen de diken üstünde tutan, strese sokan, bunaltan oydu. 

Biz ikimiz, yani koltuk ve ben bir fidanın güller açan dalıydık.
Kiçikapı ile Düvenönü, Sahabiye ile Örnekevler, Sümer ile Yenimahalle, Hacısaki ile Gevhernesibe, yerli ile köylü, Melikgazi ile Kocasinan, çemenle ekmek, pastırma ile sucuk gibiydik!  
Ama zamanın acı yüzü ne yazık ki onu da vurdu. 
Ben yaşlandım ama o daha fazla yaşlandı. 

Ben biraz daha dayanacak gibiyim ama o dayanamadı. 

Bir süredir yaşanan çatırdamalar sonrası çatladı, yana yattı ve beni yarı yolda bıraktı zalım koltuk! 
Oysa söz vermiştik birbirimize, hep birlikte olacaktık, birbirimizi asla yalnız bırakmayacaktık, yola çıktıklarımızı yolda bulduklarımıza hiç değişmeyecektik diye…

Sevgili koltuk üzgünüm, şimdi başka bir koltukla yola devam ediyorum. O da yıpranmış bir koltuk, ama başka çarem kalmadı. Bilmeni isterim ki benim turuncu koltuğum, seni hiç ama hiç unutmayacağım. 

Sen ilk göz ağrımsın. 

Ah be koltuk! 

Hüznüm, neşem, durgunluğum, deli yüreğim, ah benim aldanışım, uslanmayan sevdalı başım, kaderde seni ansızın kaybetmek de varmış. 

Kaybedince koltuğu acı gerçekle yüzleşmek de varmış!
Ben, koltuğumu kaybedince anladım vekillerin, başkanların, müdürlerin, oda başkanlarının, esnaf birliği, hatta dernek başkanlarının neden koltuklarını bu memlekette yıllardır hiç bırakmak istemediklerini! 

Neden koltuklarını o kadar çok sahiplendiklerini?

Artık koltuk konusunda daha fazla empati yapacağım. 

Çünkü ben de anladım koltuktan düşenin halinden meğer koltuktan düşen, yani koltuğunu kaybeden anlamış. 

Bugün kendinize bir iyilik yapın, sarılın koltuklarınıza, onlara sımsıkı sarılın, dünya yanmış, dört bir yanı dert sarmış aldırmayın, aldanmayın.

Koltuk aşkı başkaymış bunu çok iyi anlayın…
 

Yazarın Diğer Yazıları