MİLLİ HAVA'LAR VE YARA'LAR!
Cafer ZENGİN
Son günlerde Milli Takım üzerinden yapılan para, şan, şöhret, oynamadı, oynatamadı içerikli tepki güzellemelerini okuyunca ve görünce dayanamıyor insan…
Milli ruh gidiyor, yerini alıyor isyan…
Kalpler kırılıyor, insanlar yuh’lanıyor.
Daha dün kahraman ilan edilenlere, bugün “hain” denecek kadar ileri gidiliyor.
Yani gelinen nokta bu olunca, haliyle eller klavyeye gidiyor.
Durduramıyorsun…
İçindekileri döküp, rahatlamak istiyorsun…
Herkesin mesleğine göre de değişiyor, bu rahatlama pozisyonları;
Örneğin demirci, demiri döverek…
İnşaatçı harcı kürekleyerek, tahtayı çivileyerek…
Boksör, kum torbasını yumruklayarak…
Siyasetçi, kürsünden haykırarak…
Gazeteci de yazarak…
Aslında günlerdir, bu meseleden uzak durmak istedim.
Çünkü görünen köy vardı ve kılavuza gerek yoktu.
Ama gel gör ki, Milli Takım neyledi beni?
Yahu her alanda neredeyse adaletsizliği, yolsuzluğu, rantı, menfaati, din tüccarlığı, yoksulluğu, demokrasisi’zliği artmış…
İnsanların güveni sarsılmış…
Kısacası hayatın, vicdanın önemli değerleri yara almış, yaraları sarılmadan tavan yapmış, yaptırılmış…
Yapılmaması gerekenler, yapılınca toplumda olağan, normal bir durum gibi gösterilmiş…
Gösterilmek istenmiş…
Bunun yanında işçisi mutsuz, memuru mutsuz, emeklisi halinden bezmiş, gençleri umutsuz, öğrencileri stresten sınavkolik olmuş bir ülkenin, Milli Takımı’ndan kimler Avrupa Şampiyonluğu bekliyordu?
Zaten herkes mucizeye odaklanmıştı…
Loto oynayan bir vatandaş havası vardı üzerimizde;
Ya tutarsa…
Çalışmadan, koşmadan, ter dökmeden başarıya ulaşma, koltuk kapma meydanı da değil ki o sahalar?
Hani gaz da bir yere kadar. Çünkü gerçek er ya da geç ortaya çıkar...
Bence ülkede, kısa sürede köşeyi dönme anlayışı varsa, mutsuz çoksa, etrafa bakınca huzur yoksa başarıyı beklemek boşa…
Çünkü atalarımız bir işe koyulmadan önce boşa dememiş; “İşleyen demir pas tutmaz” ve de “Balık baştan kokar” ağa...
Aslında mevzunun özeti bu.
Neyse, haydi, maç bitti, dağılalım…
Huzur ve güvenli günlerde önümüzdeki maçlara bakalım.
Hem fakir sofraları, şu günlerde iftarda ekmek beklerken biz birilerinin alacağı primleri veya maaşları tartışmayalım…
Zengin, züğürt ve çene üçlemesi yapmayalım.
Biz bu hale nasıl geldik, onu konuşalım…