Ahmet ZORLU

ZİKİRMATİK..

Ahmet ZORLU

Hocam, filan ibadeti eda ederken ne yapmalıyım?
“99 kere filan ayeti okuyacaksın.”
88 olmaz. 100’de, fazla gelir.
Son zamanlarda bazı aklıevveller sayesinde insanlarımız ibadet yapmıyor, sanki borsadan hisse senedi alıyor.
Her şey sayıyla.
Çinli uyanıklar da bulmuşlar işin ticari boyutunu ve üretivermişler zikirmatiği, şükürmatiği..
Tamamen elektronik.
Bastığınız her tuş, ödünç verdiğiniz “Allah” sözünü sayıya döküyor.
Gelişmişleri, bir haftada, bir ayda kaç kez “Allah” dediğinizi bile kayıt altına alıyor.
Peynir-ekmek gibi satılıyor bu matikler.
İbadet sayıyla.
Allah demek sayıyla.
Şükretmek sayıyla.
Bazı kamu kuruluşlarına gittiğimde hemen gözüm çalışanların ellerine takılıyor, hangisinin parmağında zikirmatik var diye.
Bazıları zaten işi o kadar ileriye götürdüler ki, 99 tespih sallıyorlar.
Çünkü zikirmatik fark edilmeyebilir.
Bilgisayar klavyesinin üzerine misvak koyanları bile gördüm.
Olur ya, camide kimse görmez.
Hiç değilse 99 tespih ya da olduğunda görülür ne kadar dinibütün! olduğu.
Domuz kılıyla yapılmış diş fırçası ve ne idüğü belirsiz macun! yerine misvak kullandığını da göstermesi lazım..
Bazen “Bu kadarı da olmaz” dedirtecek şekli uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz.
Adam derin bir nefes alır, “Allah Şükür” der.
Der demesine de demenin de bir adabı var.
Sanki şükretmek için değil, birilerine duyurmak içindir.
Ama ne acıdır ki, bu tipler bu günlerde piyasaya hakim.
Kentin ileri gelenleri ile aynı umre kafilesinde yeralmak adına omuz savaşı vereni mi ararsın, belediye başkanlarının, il yöneticilerinin hangi camide ibadet ettiğini araştırtanı mı ararsın.
Kısacası, Yüce Dinimizi sermayeye çevirmek, ticari meta olarak kullanmak, siyasi ikbal yolunda halı gibi tepelemek için her türlü şaklabanlığı yapanlar cirit atıyor meydanda.
Oysa yüce dinimizin belirlediği kriterler var.
Bu kriterlerin içinde sayıyla ibadet yoktur.

İbadet vardır.
Ödünç verir gibi sayıyla Kelime-i Şahadet getirmek yoktur. İçinden ve her fırsatta tekrarlamak vardır.
Namaz kılmak için il yöneticilerinin ve siyasilerin gittikleri camileri gözlemek takip etmek yoktur, rastgele bir ibadet mekanında vazifeyi yerine getirmek vardır.
Sözü Dervişin hikayesi ile tamamlayalım.
Bir gün bir derviş,
Bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış…
Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları..
“Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?”
Diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız:
“Sevdiğim çalışıyor orada…
Ona elma götürüyorum.”
“Kaç tane” diye soruvermiş derviş.
Kız şaşkın:
“İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?” deyivermiş..
Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini..
Zikirmatik, Şükürmatik, 99 tespih ya da misvak sergileyerek inanmışlığını göstermeye çalışan göstermeliklere ithaf olunur..

Yazarın Diğer Yazıları