YÜZSÜZ..
Ahmet ZORLU
Yıllar önce bir TV Tartışma Programı..
Bu günün Cumhuriyet Gazetesi yazarı, onur timsali Kadri Gürsel taraflardan biri.
Diğer yanda, Zaman Gazetesinin tepesinden, Fetullah Gülen tetikçiliği yaptıktan sonra, zoru görünce çark eden ve iktidarın makbul kalemlerinde biri haline gelen Hüseyin Gülerce..
Bu gün, Fetö Terör Örgütüne üye olmamakla birlikte destek vermekten tutuklu yargılanan Kadri Gürsel, o TV Programında Kadri Gürsel, Fetullahçı yapılanmanın devleti nasıl ele geçirmeye çalıştığını, Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet ve adliyede nasıl örgütlendiğini tane tane anlatıyor.
Dönemin ve her dönemin tetikçisi Hüseyin Gülerce söz alarak Gürsel’e, “Size Sayın Fetullah Gülen’in eserlerini inceleminizi tavsiye ederim. Kendisi soyadıyla müstesna, islamın gülen yüzüdür. Barış insanıdır, sevgi insanıdır. Milletin evladı kendi devletine mi sızar. İnsanları zan altında bırakmayın. Sayın Gülen Beraat etti. Hala hakaret ediyorsunuz. Gülen’i tanımadan onun aleyhine konuşan herkesi Sayın Fetullah Gülen Hocaefendinin kitaplarını okumaya davet ediyorum. ” diye telkinlerde bulunuyor.
İşte o Hüseyin Gülerce ise davanın görülen davanın tanığı..
O Hüseyin Gülerce ki, Fetullah’ın kurduğu imparatorluğun! adeta Eyalet valisi gibiydi bir zamanlar.
Devetin TRT’sine, Devletin Anadolu ajansına girebilmek için ‘Zaman’ referansının baz alındığı günlerde, Zaman Gazetesi’nin yayın yönetmeni ve başyazarı olarak infazlar gerçekleştiriyor, insanları işinden ediyor, tüm AKP’li belediyelerin basın yayın ve halkla ilişkiler birimlerinde görev alacak isimler için tavsiye mektupları hazırlıyordu.
Ak Partili Belediyelere alınacak her personel, adeta o ve onun başkanlığında oluşturulan ihanet komitesinin onayından geçiyor.
Namaz’ın tersten okunuşunu yayın organlarına isim yapan bu ihanet şebekesi, pensilvanyanın sesi oluyor, Fetullah’a karşı çıkan herkesi kıyma makinasında adeta yok ediyorlardı.
Baskıyla, sindirmeyle işadamlarını, esnafı, memuru zorunlu gazete abonesi yapıyor, apartmanların girişlerine her sabah onlarcası atılan bu gazeteler, pazarcı esnafının tezgahına kesekağıdı olarak gidiyordu.
Ama olsundu, en yüksek trajlı gazete onlarındı ya..
Bu gün birinci bölümü bitecek davanın bir başka sanığı da kim biliyor musunuz.
Fetullah İmparatorluğu! Günlerinde bir kitap yazan, İmamın Ordusu adını verdiği bu kitap daha basılmadan ‘Ergenekon’dan içeri atılan Ahmet Şık..
İddianameye göre o da Fetö’ye yardım etmiş iyi mi?
Şimdi anladınız mı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Adalet’ diye yollara düşmesinin nedenini.
Zira, adalet saraylarında tam bir kavram kargaşası yaşanıyor.
Sanık sandalyesinde, yaptıklarının, göz yumduklarının hesabını vermesi gerekenler tanık sandalyesinde, o yapılanlara isyan edip milleti bilinçlendirme amaçlı yazılar yazanlar ise sanık sandalyesinde.
Bu tablo bana, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ yargılanırken, mahkemenin tanık sandalyesine oturttuğu PKK’nin üst düzey yöneticisini hatırlattı.
Çünkü hiçbir namuslu insana İlker Başbuğ’u suçlatamayacaklarını anladıklarında akıllarına Şemdin Sakık gelmiş ve onu gizli tanık yapmışlardı.
Şimdi İlker Başbuğ’u, Silahlı Terör Örütü lideri olarak mahkum etmeye kalkışan anlayış, İlker Başbuğ gibi düşünen insanları ‘Fetö Terör Örgütü’ suçlusu olarak yargılıyor, tanık sandalyesinde ise Şemdin Sakık ile bir zamanlar işbirliği yapan, onun mahkemede verdiği ifadeleri manşetlere çeken sahibinin sesi oturuyor.
Sadece Hüseyin Gülerce mi?
Dün bu ihanet şebekesinin hain emelleri için gecesini gündüzüne katan o kadar çok kalem, o kadar çok bürokrat, o kadar çok siyasetçi var ki, bu gün yüzlerindeki maskeleri değiştirip, Suret-i Hak’tan görünmeye çalışan.
Yani devran yine aynı devran.
Hala Fetö Çetesi, değişik kılıklarla hakimiyetini sürdürüyor, kirli pazarlıklar, tehditler, şantajlarla gündemi elinde tutmaya devam ediyor.
Veshasıl, Sevgili Dostlar, Neyzen’in dediği gibi;
Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti..