Ahmet ZORLU

YÜCELİK KAVRAMI..

Ahmet ZORLU

Bu güne kadar köşe yazılarımda ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’ veya ‘Yüce Meclis’ kavramının dışına çıkmamaya özen gösterdim. Zira o meclis, kurulduğu günden bu yana Demokratik Rejimin mabedi gibidir benim için.

Ancak, son günlerde biraz da CHP’nin Şeker TV Kanalı aracılığıyla izlemeye çalışıyorum oturumları ve artık ne Türkiye Büyük Millet Meclisi,  ne de Yüce Meclis demek geliyor içimden.

Zira, bırakın milletvekiline, sağduyu sahibi bir insana bile çok göreceğim davranış modelleri sergileniyor..

Demokrasinin güvencesi olarak görmemiz gereken milletvekilleri, açık Anayasa Hükmüne rağmen,  sanki birilerine mesaj verircesine  açıkta kullanıyorlar oylarını.

Bunu görüntülemek isteyen muhalefet milletvekillerine   ise demediklerini bırakmıyorlar. Yumruklar konuşuyor,  hakaretlerin bini bir para..

Şöyle bir düşünün.

Herhangi bir partiye mensup vatandaş, bir seçim günü oy kullanacağı  mekana gelse, aldığı pusulaya kabin yerine oracıkta  tercih mührünü basın zarfa koymaya kalksa ne olur.

Sandık başkanı, oy kullanmasını engeller  ve tutanak tutar.

Belki de adam hakkında yasal işlem başlatılır.

Zira oy namustur ve nasıl kullanılacağı anayasa hükmüyle güvence altına alınmıştır.

Bu güne  kadar ağırbaşlılığı ile tanıdığımız, Sağlık Bakanı höykürüyor; “Sana ne ulan” diye ve oyunu açıkta zarfa koyup sandığa atıyor.

Bir diğeri, hani şu kardeşi damgalı fetöcü çıkan milletvekili, işi  daha da ileriye götürüp poz vererek tercihini yapıyor.

Türk Siyasetinde adı bilinen bir muhalefet milletvekili, AKP Grup Başkanına oyunu gösteriyor, sonra kupaya  atıyor..

Durumu şaibeli iktidar milletvekillerinden her birinin arkasında bir başkancı vekil dedektiflik yaparak kullandığı oyu kontrol ediyor.

Anayasa değişikliği konusunda bir muhalefet partisi milletvekili, “Tek başıma da kalsam , mecliste de, sandıkta da oyum evet olacak” diyor.

Sonra da genel başkanı olduğu partili milletvekillerinden fire çıkmaya başladığını görünce de açıklamayı patlatıyor;

“Anayasa değişikliği meclisten geçmezse erken seçim gündeme gelir..”

Yani demek istiyor ki,  “Ey partili milletvekillerim,  bu değişikliğe onay vermezseniz erken seçime gidilir ve bundan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni , TRT’nin meclis kanalında görürsünüz”

Yani bizim hür irademizle seçerek gönderdiğimizi sandığımız milletvekilleri, Türkiye’nin geleceğini doğrudan etkileyecek yasal düzenlemeler için, hür iradeleri  ile oy kullanamıyor.

Böyle giderse  Türkiye Büyük Millet Meclisi, yönetim biçimini ters-yüz edecek düzenlemeyi onaylayıp sıra bize gelecek.

Peki biz Anayasa değişikliğinin içeriğinden ne kadar haberdarız.

Ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren bu Anayasa Değişikliği konusunda, benim ödediğim bedellerle açık tutulan TRT bile ambargo uyguluyorsa, ne kadar haberdar olabiliriz.

OHAL Rejimi altında, Anayasa değişikliği konusunda toplum siyaset kurumları tarafından ne kadar bilinçlendirilebilir.

Peki içeriği bilinmeyen bir macera için toplum ne diyecek?

Kenan Evren’in, bu gün Tukaka ilan edilen Anayasasına bu milletin yüzde 92’si oy vermedi mi?

Çünkü sistem aynı sistem.

Çünkü 1983’te o Anayasa oylanırken, ülke askeri bir diktanın yönetimi altında idi.

Her sandığın başında bir asker vardı ve oyların bulunduğu zarflar o kadar şeffaftı ki, beyaz dışındaki hayır oyunu kabak gibi ortaya çıkarıyordu.

Daha paftası gelmeden de sızlanmaya başlamamış mıydık Anayasa konusunda hep birlikte.

Anayasa değişikliğine ilişkin düzenlemeler belki de ülkenin geleceği açısından önemlidir, faydalıdır.

Ama görebildiğim kadarıyla, demokratik sistemlerin olmazsa olmazı güçler ayrılığı ilkesini barındırmıyor içerisinde.

Yasaması, yürütmesi, yargısı ile aynı notadan ses verilen bir sistemin de sağlıklı olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

Daha da korkuncu, bazı maddeler sanki beğenmediğimiz, diktatör ilan ettiğimiz Esad’ın Suriyesi’nin  Anayasasından kopyalanmış gibi..

Ayrıca, sonu belirsiz bir maceranın habercisi gibi bu Anayasa.

Diyelim ki, 2019’da Başkan ile Meclis için sandığa gittik.

En fazla oyu AKP aldı. Ama tek başına iktidar olamıyor.

Başkanı ise alması gereken oyu alamadı, konu ikinci tura kaldı ve ikinci turda muhalefet partilerine mensup halk, en fazla oyu alan partinin genel başkanını değil de, üzerinde mutabakata vardıkları partinin genel başkanını destekledi.

Ama söz konusu hükümet kurmaya gelince, halkın desteklediği başkanın partisinin meclis yeterliliği yok.

Yani yeni başkan bir ikinci partinin desteğine muhtaç.

O zaman Ne olacak?

Biri bana izah etsin lütfen..

Yazarın Diğer Yazıları