15 YIL..
Ahmet ZORLU
Siz iktidar olduğunuz gün dünyaya gelenler, Üniversite çağında, gelecek kaygısı ile şimdiden omuzları çökmüş, bunalımlı, eğitimin gerekliliğine bile inanmayan, özentili birer yiğit! oldu..
Bizler ise genç sayılacak yaşta karşıladık sizleri, şimdi yaşlı kuşağın birer ferdiyiz..
Nasıl da heyecanlanmıştık, nasıl da heyecanlandırmıştınız kitleleri..
Zira yoksulluğu ortadan kaldıracağız dediniz ama, orta gelirlileri hatta zenginleri yoksullaştırıp ‘iaşe paketleri’nize muhtaç hale getirdiniz. 17 milyon yoksul insanın, kurduğunuz sadaka düzeninde sosyal fonlardan geçindiğini TÜİK’iniz söylüyor.
Yolsuzluğun köküne kibrit suyu dökeceğiz dediniz, salonlara ve alanlara sığmadı desteğimiz. Zira bu toplumu kemiren korkunç bir hastalıktı Yolsuzluk..
Peki ne oldu?
Kurumsallaştırdınız bu illeti. Yarattığınız bir avuç mutlu azınlığa bağladınız devletin gelir hortumlarını. ‘Bu milletin a… koyacağız’ diyen ahlaksız, iktidarınızın en muhterem adamı haline geldi. Hangi ihale söz konusu olsa altından o çıkıyor. Literatüre Çelik Kasalar, para sayma makineleri, ayakkabı kutuları kazandırdınız. Yüzde 10, yüzde 20 kavramları iktidarınız mensuplarının rüşvet rakamlarını oluşturdu. Sizi iktidar eden güçler bile ‘Çalıyor ama çalışıyorlar’ felsefesini savunmaya başladı.
Yasakları yok edeceğiz dediniz. Nefes almanın ötesinde her türlü özgürlüğü toplumdan aldınız. Eskiden insanlar, toplum katmanları beğenmedikleri bir uygulamaya karşı demokratik haklarını kullanır, alanlara çıkıp haykırırdı. Şimdi ‘Yanlış’ dediğiniz an, birileri ellerindeki ‘terörist’ yaftasını asıveriyor boynunuza.. Milleti ile mahkemelik bir Cumhurbaşkanı portresi izliyoruz. Ohal doğal yaşamın bir parçası haline geldi. En istikrarlı büyüyen kurumlarımız, icra daireleri, polis teşkilatı, cezaevi sektörü..
Biliyor musunuz, Bünyan’a bir cezaevi yapıldı, trollerinizin biri cezaevini anlatıyor çevresine. Diyor ki, “3 Bin kişilik muhteşem bir yapı, tam ortasına da bir o kadar muhteşem cami yaptırdılar..”
Aslında iktidarınızın fotoğrafını anlatıyor çevresine.
Fetö piçlerine gözünüz gibi baktınız. Vali yaptınız, Emniyet Müdürü yaptınız, Orduda komutan yaptınız, kamu kurumlarını onlara teslim ettiniz. Parlamentoda kontenjan verdiniz, Bakanlar Kurulu’na adamlarını aldınız. Sonra bir gün yol ayırımına gelip ‘devletin tamamını istiyoruz’ dedikleri gün fetöcülük etiketini, ömrünü fetö ile mücadeleye adayan insanların alınlarına yapışırmaya kalkıştınız. Fetö’nün gönüllü iktidar içindeki güçlerine ise dokunmadınız, himaye ettiniz. ‘Yapmayın’ dediniz, ‘Ne istediniz de vermedik’ dediniz, alanlardan, salonlardan ‘Muhterem Hocaefendi’nize çağrılar yaptınız, “Gel artık bitsin bu hasret” nameleri ile oy hatırına göz kırptınız. Şimdi bu ihanet yapılanmasının cezasını millet, sefasını bir avuç iktidar grupu sürüyor.
Eğitimi deneme tahtasına çevirdiniz, hala bir rayına oturtamadınız.
Sağlıkta devrim yaptık dediniz, özel sağlık işletmelerini besleyip büyüttünüz. Bıçak parası adı altında hastaların soyulmasını bile yasal hale getirdiniz.
Devletin ihale sistemini 100’ün üzerinde kez değiştirerek, mutlu azınlığınızın taleplerini emir telakki ettiniz.
Kentlerin bazılarına ihanet ettiğinizi kendiniz itiraf ettiniz, hala ihanet yasaları ile kentleri, çevreyi yok ediyorsunuz.
Bildiğimiz motorlu treni, hızlı tren gibi koşturmaya kalkıştınız tutmadı.
Yandaşlarınıza yaptırdığınız duble yolların bazılarını, daha açılışını yapmadan yeniden yapmak zorunda kaldınız. (örnek: Kayseri Kuzey Çevreyolu)
Hepsinden önemlisi, Cumhuriyet ile birlikte kurulan ve her türlü imkansızlığa rağmen, birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığımız Demokratik Sistemimizi ortadan kaldırmak için elinizden geleni yaptınız.
Kamu hizmetlerine yapılan ödemeleri Danıştay’ın denetiminden çıkarmak için yasalar ürettiniz.
Geldiğimiz nokta mı?
Gençlerinin yüzde 35’i, genelinin yüzde 20’si işsiz bir Türkiye..
800 Milyar Liranın üzerinde dış borcu bulunan bir Türkiye..
Huzurun mumla arandığı, insanların Türk-Kürt, Alevi-Sunni, Laik-Dindar, Başörtülü-Başörtüsüz, İmamhatip mezunu-düz lise çıkışlı diye ayrıştırıldığı bir Türkiye..
Dış politikası iflas etmiş, çağdaş dünyanın da, ilkel dünyanın da nefretle baktığı bir Türkiye..
Korkutulmuş, sindirilmiş toplulukların yaşadığı bir Türkiye..
Görevi, toplumsal sıkıntıları dile getirmek olan gazetecilerin cezaevlerinde olduğu, yandan liboşların Türk Medyası’nda köşe başlarını tuttuğu, Aydınlık Türkiye’yi savunan yazarların kitaplarına bile tahammül edilerek saldırıya uğradığı bir Türkiye.
Yani kısacası, ‘Biz bu millete hizmetkar olmaya geldik’ diyerek çöreklendiğiniz Türkiye’de yaşayanları, bırakın hizmetkar haline getirmeyi, köleleştirdiniz, kullaştırdınız, sadakaya muhtaç ettiniz.
Size tavsiyemdir.
Başarılı olup olmadığınızı merak ediyorsanız, 15 yıl öncesi söylem ve taahhütlerinizle bu günkü Türkiye’nin fotoğrafını önünüze koyun, sonra da vicdanınıza bir soru sorun;
“Ey vicdan, yediğin bunca herzeden sonra rahat mısın?” diye..