YENİ BAŞ AĞRIMIZ KATAR
Ahmet ZORLU
Aslında bu gün, yükselişi bir türlü önlenemeyen enflasyon ve Kayseri’de başlayan dokunulmazlar davasını yazacaktım. Ama ülkemde olduğu kadar dünyada da gündem o kadar hızlı değişiyor ki, konuyu değiştirdim.
Önce Bakanlar Kurulu kararı ile başlayalım.
Önceki akşam yapılan toplantıda, Kayseri’de yakından bilinen işadamı ilhan Miraboğlu, Fetö’nün bölge İmamı Sıtkı Baş ve Develi nüfusuna kayıtlı Mehmet Alauddin ile birlikte 127 kişinin 3 ay içinde Türkiye’ye dönüp teslim olmamaları durumunda vatandaşlıktan çıkarılmalarına ilişkin karar aldı.
Vatandaşlıktan çıkarılma işlemlerinin önümüzdeki günlerde devam edeceği, kapağı yurtdışına atan fetöcülerin bu şekilde temizleneceği sanılıyor.
Bu vurgudan sonra ısınan körfez ülkelerindeki son durum ve Türkiye’nin konumuna göz atmak istiyorum.
Malum, hafta sonu Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri, ülke güvenliklerini gerekçe göstererek, Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiklerini duyurdular. Bu dört ülke hava ve deniz sahalarını katar’a kapatırken, Katarlı diplomatların da 48 saat içerisinde ülkelerinden ayrılmalarını istediler.
Efendim gerekçe, Katar’ın Işid, El Kaide, Müslüman Kardeşler gibi örgütleri el altından destekleyerek terörü Finanse etmek.
Suudi Arabistan bir adım daha atarak, “Tüm Müslüman, kardeş ülkelere de aynısını yapma çağrısında bulunuyoruz.” açıklaması yaparak bir anlamda, bu kararda yer almayan ülkelerle ilişkileri de masaya koymuş oldu..
Oysa ne kadar da güzel götürüyorduk Suudi Arabistan ve katar ile ilişkilerimizi.
Türkiye’nin sokaklarında dolaşan menşei belirsiz paracıkların Katar Sermayesinin Türkiye’deki arsa yatırımları olduğunu biliyorduk. Sıkıştığımızda tomar tomar dolarcıklar geliyordu Katar’dan.
Yani dış politikada bu sefer de iki cami arasındaki beynamaz konumuna getirildik.
Sırtımızı Katar’a dönsek, Katar sermayesi, sırtımızı diğer 4 arap ülkesine dönsek Suudi sermayesi arkasına bile bakmadan ayrılacak Türkiye’den.
Bu iki ülke, ‘Türkiye dış ilişkilerini kendi durumuna göre ayarlasın’ diyecek kadar demokrat da değil ki, bizi öyle ya da böyle tercihe zorlayacakları kesin.
Hadi Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ile bu anlamda belli bir noktada uzlaşılabilir.
Ama Mısır, Mısır Dışişleri Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada Katar’ın Müslüman Kardeşler Örgütü’ne verdiği desteği ortaya koyuyor.
Hani bir ara iktidar olduklarında, sonuna kadar desteklediğimiz, Sayın Cumhurbaşkanımıza Rabia İşareti yaptıran örgüt var ya, işte o..
Bizim Müslüman Kardeşler Örgütü ile kankalığımızı bilmeyen dünya ülkesi yok.
Ve bu dört ülkenin Katar’ı kurban seçerek izole etmelerinin tek bir nedeni var o da ABD..
Yani Katar’ın yanında yer almamız durumunda, bize karşı da cepheleşme kaçınılmaz. Diğer 4 ülkenin yanında olduğumuzu deklare etmemiz durumunda da Katar yönetiminin dünyaya bizimle ilgili söyleyecek sözleri olacağını sanıyorum.
Dilerim bu sıkıntılı süreci başımız çok ağrımadan atlarız.
Ama ben bu konuda çok umutvar değilim.
Zira ilişkilerimiz hem Suudi Yönetimi hem de Katar Yönetimi ile ikili devlet ilişkilerinin biraz ötesine taşındı.
Dış kaynaklı yorumlara bakılırsa, önümüzdeki günlerde Katar’da bir askeri darbenin kaçınılmaz olduğu da iddia ediliyor.
Zaten bizdeki bazılarının uykularını da bu darbe ihtimali kaçırıyor.
Hatırlayın, Mısır’da askeri yönetim işbaşına geldiğinde, ilk yaptırım kararını bize karşı almış, Suudi Kralının arabuluculuk çabalarına rağmen, Mısır yönetimi AKP iktidarına yönelik tavrında geri adım atmamıştı.
Maazallah, önümüzdeki süreçte Katar’da bir askeri darbe yapılırsa ki, bu darbe Suudi ve ABD destekli olacaktır.
Darbe sonrası yönetime gelecek askeri isimlerin, Türkiyeyi yönetenler ile Katar’ı yönetenler arasındaki dostane! ilişkileri gündeme getirmeleri durumunda yaşanacakları tahmin bile etmek istemiyorum..
Avrupa, ABD, Rusya, Irak ve Suriye’den sonra yeni başağrımıza konulacak teşhisin adı;
Körfez Krizi..
Not; Yazımı tamamladığım dakikalarda, Katar ile ilişkilerini kesen ülkelere Yemen’de katıldı.