Ahmet ZORLU

YAPTIKLARI, YAPACAKLARININ...

Ahmet ZORLU

Ben Sayın Mustafa Elitaş'tan olsam, "İyiki yeniden ekonominin dümenine beni oturtmadılar. Zira göçen, çöken bir ekonomik yapıyı idare etmek, yaşanan olumsuzlukların faturasını ödemek zorunda kalmakla eş anlamlıdır"  diye şükrederdim.

Bu ayrıntıyı vurguladıktan sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın danışmanının söylemi ile, "Düşük Profilli" hükümetimizin önündeki ekonomik verilere  bir göz atalım isterseniz;

Devlet son 13 yılda 435 milyar lira yeni borç biriktirdi. Brüt borç stoku, 2015 yılı sonu itibariyle 677,6 milyar liraya kadar tırmandı. Son 13 yıllık dönemde kamu brüt borç stokunda yüzde 179,2 oranında bir büyüme kaydedildi. 2002 yılından sonra kamunun iç borçları yüzde 193,7 oranında artarak 149,9 milyar liradan 440 milyar liraya yükselirken, dış borçlar ise yüzde 155,9 oranında artarak 92,8 milyar liradan 237,5 milyar liraya çıktı.

Dünyaya gelen her çocuk, gözlerini 8 bin 717 liralık kamu borcuyla açıyor. Türk parası cinsinden hesaplandığında kişi başına düşen ortalama kamu borcu son 13 yılda yüzde 137,1 oranında arttı. Önceki 80 yılın sonunda 3 bin 676 lira olan kişi başına düşen ortalama kamu borcu son 13 yılda 5 bin lira artarak 8 bin 717 liraya kadar yükseldi.

Türkiye 1980 yılından 2002 yılına kadar olan dönemde bütçeden toplam 135 milyar liralık faiz ödemesi gerçekleştirdi. 2003-2015 yıllarını kapsayan son 15 yıllık dönemde bütçeden yapılan faiz ödemeleri ise 649,4 milyar lirayı buldu. 2016 yılında ise 56 milyar liralık faiz ödemesi yapılması öngörülüyor. Böylece Türkiye’nin son 14 yılda yapacağı faiz ödemesi 705 milyar lirayı aşacak.

Türkiye 2003-2015 yıllarını kapsayan son 13 yıllık dönemde Devlet bütçesinden faiz ödemeleri için 649 milyar lira ayırırken, yatırımlara ayrılan tutar ise sadece 328 milyar lira düzeyinde kaldı. Buna göre faiz ödemeleri bütçeden yatırım harcamalarının iki katına yakın pay aldı. Kamu sektörünün içerisinde bulunduğu borçluluk düzeyi ve yüksek faiz oranları kamunun kalkınma için harcayabileceği kaynakların faiz ödemesi olarak yerli ve yabancı bir avuç yatırımcıya ödenmesine yol açıyor.

Üretimi ve yatırımları artıracak bir yapısal dönüşüm yerine, tüketimi ve inşaat sektörünü teşvik etmeye dönük ekonomik politikalar, Türkiye ekonomisinin büyüme dinamizmini kaybetmesine yol açtı.

İktidarın, bağımsız yargıyı yok eden, hukukun egemenliğini ortadan kaldıran girişimleri, AB normlarından ve çağdaş değerlerden uzaklaşması, komşularının tümüyle sorunlu bir dış politika izlemesi, Türkiye’ye olan yatırımcı güvenini yok ederken, ekonominin büyüme hızının da yıllık ortalama yüzde 3’lere kadar gerilemesine yol açtı. 2009 ekonomik krizini izleyen yıllarda yüzde 9’un üzerine çıkan büyüme hızı 2012 yılında yüzde 2,1’e kadar geriledi. Bu düşük baza rağmen büyüme oranı 2013 yılında da yüzde 4,2 ile potansiyelin altında kaldı. 2014 yılını yüzde 2,9 gibi düşük bir büyümeyle tamamlayan Türkiye ekonomisi 2015 yılının ilk dokuz ayında ise yüzde 3,4 büyüdü. Türkiye ekonomisinin büyüme hızı son üç yılda yüzde 5 olan potansiyelinin altında kaldı. Hükümetin OVP’de yüzde 4 olarak tahmin etmesine rağmen, 2015 yılında büyümenin yüzde 3,5 civarında gerçekleşti.

AKP döneminde Türkiye’nin yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 5’in altında kaldı, son 7 yılda ise yüzde 3,4’e kadar geriledi. AKP’nin günü kurtarmaya dönük politikaları Türkiye ekonomisinin büyüme dinamizmini kaybettirdi.

Dünya Bankası, Ocak 2016’da yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler raporunda Türkiye'de büyüme üzerinde birçok faktörün etkisinin bulunduğunu, siyasi belirsizlikler ve liradaki değer kaybının yatırımları yavaşlattığı ifade ediliyordu. Dünya Bankası, büyümenin hızlanmasının güneydoğuda gerilimin azalmasına ve Suriye kaynaklı göçmen krizinin yönetilebilmesine bağlı olduğunu kaydediyor.

Bu arada, Türk Ekonomisi'nin kanını sömüren, güven yitimine neden olan ve Maliye Bakanlığı bütçesinde, 'kaynağı belli olmayan nakit girişi' olarak özetlenen kara paranın yaratmaya devam ettiği tahribata girmek bile istemiyorum..

Türkiye ekonomisinin bir fotoğrafını paylaşmaya çalıştım. Yarın başka konularda, düşük profilli hükümetimizi bekleyen sıkıntıları aktarmaya devam edeceğim.

Yazarın Diğer Yazıları