Ahmet ZORLU

YAPMAYIN-ETMEYİN…

Ahmet ZORLU

Aslında bu gün ekonomik literatürümüze yeni kazandırılan Varlık Yönetim Şirketi’ni yazacaktım.

Ama hafta sonu öyle gelişmeler  yaşandı ki, pas geçmek, es geçmek olmazdı..

MHP’nin bir zamanlar etkili isimlerinden Meral Akşener, Çanakkale’de bir konferans verecekti. Günler öncesinden otel salonu rezerve edildi. Çalışmalar yapıldı. Ve Cumartesi sabahı Akşener’i dinlemeye gelenler otelin kapısından itibaren şok  yaşamaya başladı.

Sanki Havaalanına giriyorlarmışçasına, ayakkabılarına kadar arandılar. Vazgeçip dönmeleri için her şey yapıldı. Ama kararlı bir şekilde salona girdiler, yerlerini aldılar. Aynı saatlerde otelin Ceosu Meral Akşener’e yalvarıyordu, “İşimizden olacağız. Rica ediyoruz konferansı iptal edin. Çok baskı var üzerimizde”. Akşener de her şeye rağmen konferansta konuşacağı kararlılığını ortaya koyunca işletme çareyi, salonun elektriğini kesmekte buldu.. Ama Akşener buna rağmen eline megafonu aldı, konuşmasını yaptı. Tıka basa dolu konferans salonundaki kalabalık, yapılanlara isyanını Hayır sloganları ile dile getirdi. Otel yönetimi bile yaptığından utanmış olacak ki, konferansın sonlarına doğru salonun elektriğini açtı. Ancak yapılanlar Cumartesi’nin siyaset gündemini oluşturdu.

Ha unutmadan, Doğan Haber Ajansı abonelerine Akşener’in konuşmasını canlı verecekti. Bazı TV Kanalları da yayınlayacaktı. Ama canlı yayın ekibinin aracını bile otelin önüne sokmadılar.

Meral Akşener bu ülkede İçişleri Bakanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekilliği yapmış bir isim. Teröre karşı en kararlı mücadele onun  döneminde verildi. Ona her şey diyebilirsiniz, ama hain, ülkesini sevmeyen diyemezsiniz.

O halde nedir bu korku.

Sayın Başbakan ve MHP Liderinin devreye girip, Akşener’in konferansı önündeki engellerin kaldırılması talimatı vermeleri onların demokrasi sevgisini göstermez miydi.

Aynı Saatlerde Konya’da bir başka toplantı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin kurmaylarını Konya’da toplamış, Evet Kampanyasının nasıl yürütüleceğini tartışacaktı sanırım.

Ama o da ne.

Koskoca salonda birkaç kişi var.

Hepsinin yüzlerinden hüzün akıyor.

Ve Akşam  saatlerinde geldi haber.

KanalD Televizyonu, sabah haberlerinin sunucusu İrfan Değirmenci’nin işine son vermiş. Gerekçe referandumda hayır diyeceğini açıklaması imiş.

İlk değerlendirmem şu oldu;

“Programında hayır vereceğini deklare etmişse yanlış yapmıştır. “

Ama araştırdığımda öğrendim ki, Sayın Değirmenci kişisel sosyal medya hesabından gerekçeleri ile hayır vereceğini ilan etmiş. Yani Aydın Doğan’ın yayın organından değil.

Biz gazeteciler, bu tür zamanlarda her kesimin özgürce görüşünü dile getirebilecek ortamın oluşmasına  katkı verecek yazılar yazar, yorumlar yaparız. Yazı yazdığımız gazetenin okuruna, program yaptığımız yayın kurumunun izleyicisine yön verecek söz ve söylemlerden kaçınırız.

Ama kişisel olarak bizim de görüşlerimiz vardır.

Eğer işine son verilecek biri varsa Doğan Grupunda, birkaç gün önce gazetesindeki köşesinde ‘Evet vereceğim elbette’ diye yazan Fatih Çekirge’nin işine son verilmeliydi.

Bu arada Sinan Ogan’ın kişisel olarak sosyal medyada kurduğu ‘Kanal 3Hilal’ isimli sitesinin de kapatıldığını hayretle öğrendim. Çünkü Ogan, başka iletişim hattı kalmayınca sevenlerine buradan ulaşıyordu.

Beyler, Memleketi yönetenler;

Bu ülke Kenan Evren Anayasasını oylamış ve millet korkusundan yüzde 92 oranında evet demişti. Ama buna rağmen, ertesinde başlanmıştı sızlanmalar. Hazırlanan Anayasanın Vesayet Anayasası olduğu, ara rejim ürünü olduğu yıllarca tartışıldı,  gelen her iktidar bir parçasını koparıp üzerine yama yaptı.  Çünkü o anayasa demokratik ortamlarda tartışılmadı. Ama Kurucu Meclis tarafından hazırlanmasına rağmen tutmadı. Bu gün milletin oyuna sunduğunuz Anayasa metni, iki partiden iki avukatın oturup hazırladıkları bir metin. İçeriğini kimse bilmiyor. O halde izin verin, herkes görüşlerini açıkça ifade etsin. Eğer bu fırsat eşitliğini sağlamaz, baskıyı sürdürmeye devam ederseniz, sonuç alsanız bile ertesi günden itibaren bu metin tartışma konusu olur.

Geçtiğimiz Cumartesi, Meral Akşener’e yaptığınız engelleme, tüm gözlerin kendisine dönmesini, bir çok vatandaşın  Akşener’e yönelmesine zemin hazırladı.

Daha da önemlisi, “İktidar ve Bahçeli  galiba hayır çıkacağından korkuyor ki, muhalefeti bu kadar baskı altında tutuluyor” düşüncesinin biraz daha yayılmasına vesile oldu.

Daha önce de yazdım, yeniden vurguluyorum.

Önümüzdeki 2 aylık dönemde bu referandum sürecini bir demokrasi şölenine dönüştürelim. Herkes, her kesim görüşünü açıkça ortaya koysun. Yapılmak istenen değişiklik artısıyla, eksisiyle her kesime anlatılsın ve doğru olan kazansın..

Yazarın Diğer Yazıları