Ahmet ZORLU

VEFA..

Ahmet ZORLU

Vefa deyince, hemen boza geliyorsa aklına, şaşarım senin daralmış mantığına.

Bardaki sarışın kız da değil o.

Yalandan hal hatır sormalar, arayıp durmalar, hiç mi hiç değil ...

Sahiden, kocaman bir yürek çarpıntısı, vazgeçilmez bir bağlılık yeminidir Vefa.

Arayıp sormasa da, unuttu, unutuldu, kaybolup gitti bilinse de, en zor anda çıkıp gelendir o.

Gece gelen telgraf gibi.

Telgrafı da bilmez artık kimse.

Nostaljik trene döndü o da.

Yok oldu gitti iletişim çağında.

Zaten vefa, fazla iletişimden bu hale gedi.

Çok muhabbet tez aşık usandırır ya hani, onun gibi işte.

Kanserden genç yaşta ansızın göçüp giden sahibinin mezarında aylarca aç bilaç bekleyen köpeğin gözlerinde  bulabilirsiniz vefayı.

Trafik kazasında can veren arkadaşını, çeke çeke taşıyıp yol kenarına,

bir haftadır sıcacık tutmaya çalışan patilerde o.

Hopa’da devletin gazı fazla gelince, göçüp giden Metin Hoca’nın peşinden hayata küsüp intihar eden bir başka köpeğin hikayesindedir belkide  vefa.

Üç ayrı ülkeden, üç ayrı cins köpeğin, üç hikayesi kadar bile verebileceğimiz  insan öyküsü yok günümüzde.

Düşene bir tekme de sen vur diyen, yamyamların sözüne uyuyor insanlık bugünlerde.

"Ah dostum,  ah güzel dostum, senin sızın bir yara başı gibi sızlar sol omuzumda" diyebilmek..

İşte budur vefa.

Televizyonlarda, AVM’lerde, dizilerde arama boşuna.

Yaşayıp hissetmedikten sonra, koca bir boşluk gibi gelir insana.

Günümüzü anlamsızlaştıran  biraz da bu boşluktur işte.

Bir etiket takıp vitrine, konulamayan her şey gibi, onunda hiç değeri yok bugünlerde.

Öyle ya, alınıp satılamayan, yalanıp yutulamayan, gösterişi yapılamayan, cakası satılamayan vefayı, kim ne yapsın ki!

Her şeyin fiyatını bilip, hiç bir şeyin değerini bilmeyenlere, şekerli damla sakızı kadar bile, bir şey ifade etmese de vefa  görmüş, yeri geldiğinde vefa gösterebilmiş olmanın onurunu yaşayabilmiş olmak, insan olma yolunda çok önemli bir merhaledir bence.

Kozasını ören ipek böceği gibi, sabırla, özenle, gururla dokunmuş bir hayatın, en narin meyvesidir o.

Hoyrat ellerin,  haince koparmaya kalktığında dikene dönen.

O nedenle karıştırmayalım, Boza’nın Semti Vefa ile Spor Kulubü Vefa’yı, gerçek Vefa’yla.

Vefa bir duygunun adıdır.

Hiçbir şeyin bozamayacağı dostluğun, biri için fedakarlık edebilecek  bir hissin adıdır..

O nedenle karıştırmamak lazım, sahte gülücüklerle dolu ilişkilerle Vefayı..

Vefada çıkar yoktur.

Vefada önyargı yoktur.

Vefada sahtecilik yoktur.

Vefada köprüyü geçme hesabı yoktur.

Vefa, çıkar umudu yoktur.

Vefa örneklerinin kırıntıları da olsa yaşadığımız  güzel günlerde.

Toplum olarak Vefa duygusunu, vefa kavramını öne çıkarmak dileğiyle..

 

DESTİCİ..

BBP Genel  Başka Yardımcısı Mustafa Destici, ‘Destici’nin neyi eksik’ başlıklı yazım için aradı.

Hayli bozulmuş anlaşılan yazıya..

Cumhurbaşkanı ile yaptığı  görüşmeyi ‘Pazarlık’ olarak nitelendirmesineydi tepkisi.

Sordum kendisine;

“Sayın Destici, gerçekten Saray ziyaretinizde referandum konusunu görüşmediyseniz, bunu deklare ediyorsanız derhal gerekli düzeltmeyi yapayım, bunu söyleyebilir misiniz?”

Cevap “Sana ne canım ne görüştüysem görüştüm..”

İkinci teklifimi getirdim ve dedim ki;

“Sayın Destici, referandumdan Evet çıkması durumunda Cumhurbaşkanlığı makamında bir görev ayacağınızın güvencesini veriyorsanız, bunu yazayım. Bunu diyebilir misiniz?”

Cevap; “Sana ne canım naparsam yaparım..”

Kusura bakmayın Sayın Destici o zaman, yazımdaki tespitlerin bu gün de arkasındayım.

Zira parti tabanınız, yönetim kademelerinizin kahır ekseriyeti de benim gibi düşünüyor..

Ve kırıntıları da kalmış olsa, ülkemiz Anayasasında demokrasi ibaresi, basın özgürlüğü ibareleri var.

Dolayısıyla, Türk Siyaseti’nin simge isimlerinden Muhsin Yazıcıoğlu’nun kurduğu siyasi hareketin ağır sorumluluğunu taşıyorsunuz omuzlarınızda..

Nasıl ki, Alpaslan Türkeş’in kurduğu siyasi kurumun başındaki Sayın Devlet Bahçeli eleştirilebiliyorsa, siz de eleştiriye açık ve hazırlıklı olmalısınız.

Yazarın Diğer Yazıları