Ahmet ZORLU

VEBAL ALIYORSUNUZ..

Ahmet ZORLU

Türkiye bu hafta sonu, etkileri 100 yıl sürecek bir süreç için sandık başına gidiyor.

Yaşayan tüm siyasetçiler,  bu Anayasa için çıkıp görüşlerini açıkladılar.

Kimi ‘İyi sonuçları olacak, evet denmesi lazım’ dedi.

Kimi “Bu düzenleme güçler ayrılığına dayalı Anayasal Parlamenter Sistemi ortadan kaldıracak bir düzenlemedir. Hayır denmelidir’ dedi.

İktidar işi o kadar ileriye götürdü ki, aramızdan yıllar önce ayrılan siyasileri bile diriltti ve “Başkanlık şart” afişlerine taşıdı.

Her siyasetçi sevenlerinin, kendisine destek verelerin kafalarındaki soru işaretlerine bir anlamda cevap verdi..

Ama Kayseri’nin bağrından çıkmış, AKP öncesi kendisini zirvelerle tanışmış, AKP döneminde en zirvede 7 yıl bulunmuş Sayın Abdullah Gül’de kapı duvar.

Tık yok.

Mesajlarını, Fehmi Koru gibi yazarların kaleminden üstü ortülü de olsa veriyor ama, nereye kadar ulaşıyor onu bilemem.

Sadece Abdullah Gül mü?

Seçimle gelmiş ama, inisiyatifi dışında Başbakanlığı altın tepside Binali Yıldırım’a devretmiş, Konya’dan Ahmet Davutoğlu da aynı durumda.

Sayın Gül yine Cuma namazları sırasında gazetecilerin bir iki sorusunu cevaplandırıyor, ancak Ahmet Davutoğlu’nu gören bilen yok.

Bülent Arınç’ta aynı durumda. Sosyal Medya kanalıyla ara sıra  Melik Gökçek’e cevap vermenin ötesinde, bu Anayasa değişikliği için ne düşündüğünü en yakınları bile bilmiyor.

Özellikle Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’nun Pazar günü yapılacak oylama öncesi verecekleri demeçler, Konya ve Kayseri’de çok önemli görülüyor, sandıktan çıkacak sonuçlara doğrudan etkisi olacağına inanılıyor.

Her konuda görüşü olan, açılım süreci başladığında bile, “Güzel şeyler olacak” sözleriyle sürece destek beyan eden, Tunceli İline yeniden Dersim adının kazandırılmasına katkı veren Sayın Abdullah Gül’ün sürece sessiz kalması çeşitli yorumlara da yol açıyor.

Dün buluşup kahve içtiğimiz, Refah Partisi Dönemi’nin Kayseri Stratejistlerinden bir isim enteresan görüşler dile getirdi.

Mesela diyor ki, “Sayın Gül, Cumhurbaşkanı iken ‘Yetkilerim çok fazla, yeniden düzenleyin’ diye meclise başvurmamış mıydı. Şimdi yetki ötesine geçecek bir Cumhurbaşkanlığı sistemi konusunda söyleyecek sözünün olmaması imkanı var mı?

Tamam kendisi referandum konusunda görüş belirtmiyor, Kayseri’de, her söylediği Gül’ün ağzından çıkmış kabul edilen isimler var. Kardeşi Macit Gül, yakını ve onu Refah’a taşıyan Şaban Bayrak. Bunlar aracılığıyla da olsa, Kayseri seçmenine görüşlerini aktaramaz mı?”

Evet, ölü liderlerin bile istismar edildiği böylesi nazik bir dönemde, Sayın Gül’ün, Sayın Davutoğlu’nun ve Sayın Arınç’ın üç maymunu oynaması, vicdanları rahatsız ediyor.

Daha da önemlisi, vebal alıyorlar.

Hem de milletin vebalini, ülkenin vebalini.

Kimse onlarda “Anayasa metni şu şu şu nedenlerle ülkeyi sıkıntıya sokar” demesini beklemiyor.

Daha önce dedikleri gibi, çıkıp ya ‘Güzel şeyler olacak” desinler, ya da “İyi olmayacak” desinler.

Bu millet ne demek istediklerini anlar..

ERBAKAN’A SAYGISIZLIK

Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Mehmet Özhaseki’nin, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın afişlerinin kullanılmasına Saadet Partisi’nden gelen tepkilerine yönelik bir soru üzerine

açıklaması olmuştu.

Sayın Bakan’ın televizyon ve gazetelere yansıyan demecinde söylediği söz aynen şöyle; “Erbakan Hoca onların malı mı?”

Bakanın bu sözünü dinledikten sonra Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne ‘Mal’ kelimesinin anlamlarını sordum. Önüme uzun bir liste çıktı. Ama listenin hiçbir yerinde bu kelimenin insan için kullanılmadığını üzülerek gördüm:

1. Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü: “Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı.” -Ö. Seyfettin.

2. Büyükbaş hayvan: “Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı.” -N. Araz.

3. Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, emtia.

4. Bayağı, aşağılık, kötü kimse: Onun ne mal olduğunu bilirim. 

5. Argo Esrar.

TDK’nın mal konusundaki birkaç tanımını ise buraya taşımak bile istemedim.Zira orada ise hareket amaçlı da kullanılıyor.

Açıklamalar ortada.

Cumhuriyet Meydanı’nda sıradan bir insan bu tabiri kullansa cehaletine veririz.

Ama sanırım  Sayın Bakanın. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın manevi şahsına,  onun siyaset arkadaşlarına ve sevenlerine bir ‘özür’ borcu doğdu..

Yazarın Diğer Yazıları