VALLA DOĞRU..
Ahmet ZORLU
1/2
VALLA DOĞRU..
Evet duyduğumda kulaklarıma inanamış, birkaç kaynaktan teyit ettirme ihtiyacı duymuştum.
Haberin özeti şu;
Türkiye Sudan’da 7 milyon 805 bin dönüm tarım arazisi kiralamış. Hem de tam 99 yıllığına. Bu alanda bilimsel tarım yapılacak, bazı ürün çeşitlerinin geliştirilmesi için araştırma laboratuarları kurulacak, elde edilen ürünler başka ülkelere ihraç edilecek..
Şaka değil, Vallahi de, Billahi de doğru..
Yani hükümetimizin bu uygulamasına uygun bir çok atasözü var ama, atasözü ile örneklemekten öteye geçti bu iş..
E be kardeşim, memleketinde tarımı bitmiş bir ülke Afrikada tarım yapacak öyle mi?
Sen önce, büyük bölümü ortadan kalkan, kalanı da can çekişen kendi çiftçine bir nefes aldır, ufkunu aç, üretime teşvik et.
Bakın bu ülkede KDV’si ile 2 lira dolayında olması gereken mazotu çiftçi 4.7 liraya tüketiyor. O nedenle de tarım yapamaz hale geldik.
Binlerce traktör atıl bekliyor.
Gübre neredeyse sarraf terazisinde tartılıp satılacak kadar pahalı.
Et, un, buğday, inek, keçi, koyun, mercimek, pirinç, saman, kur fasülye, peynir ve daha aklınıza gelebilecek yüzün üzerinde tarımsal ürünü dışarıdan satın alıyoruz.
Ama Sudan’da tarım yapıp para kazanacağız öyle mi?
Tüm Ziraat odaları, çiftçi kuruluşları, tarımsal üretim yapan işletmeler ayağa kalkmalı..
Zira, 2000’li yılların başına kadar bu ülke, ‘Tarımsal üretimde kendi kendine yeten ülke olarak sınıflandırılıyordu.
Bir çok Vilayette Devlet Üretme Çiftlikleri vardı. Buralarda tarımsal amaçlı üretim yapılır, elde edilen bilgiler çitçiye aktarılır, tohum ve hayvancılık konusunda çiftçiye danışmanlık hizmeti verilir, üstüne de para kazanırdı bu çiftlikler.
Mesela Kayseri’de, Yahyalı ve Güneşli’de vardı bu çiftlikler.
AKP İktidarının ilk uygulamalarından biri oldu ve bu tesisler 49 yıllığına hatırlılar ordusuna kiraya verildi.
Bir örnek vereyim, Yahyalı Üretme Çiftliğindeki kavak ağaçlarını kesip sattı kiralayan ballılar. 49 Yıllık kirayı çıkardıkları gibi üstüne de para bölüştüler.
Yıllardır bu çiftlik üretiyor, satıyor, kazanıyor. Ama geliri ballıların cebine akıyor.
Güneşli tesislerini, dönemin AKP İl Başkanı kiralamış ve hayvancılık yapıyordu. Son durumunu bilmiyorum.
Hani Kayseri’yi bırakın. Atatürk Orman Çiftliğini bilmeyenimiz yoktur. Atatürk’ün Türk Milletine miras bıraktığı toprak parçası. Tarımsal üretim dışında bu gün o çiftlikte her şey üretiliyor. Saraylar, turistik binalar inşa ediliyor,
2/2
Son 15 yılda Türkiye’deki tarımsal alan miktarı 26 milyon Hektardan 23 milyon hektara geriledi.
Ama Hükümet Sudan’da çiftlik kuruyor.
Karadeniz Yaylaları Entarili Arap Şeyhlerinin beğenisine sunuldu. O yaylalara yakında temiz hava almak için bile giremeyeceğiz.
Akdenizin narenciye bahçeleri tek tek bozularak turistik tesis oluyor,
Zeytinliklerin yerine santral kurmaya çalışanlar, Zeytinin Yahudi tuzağı bir ürün olduğunu iddia edecek kadar aşağılık hale geldi.
Karadeniz’in çay bahçeleri İngiliz Çayı’na kurban ediliyor.
Fındık, bedava fiyatına birilerinin tekelinde toplanıyor ve çiftçi isyan ederken tüccar maskeli uluslar arası troller kazancına kazanç katıyor.
Artık köylü milletin efendisi değil yani.
Çıkın Anadolu köylerini bir dolaşın.
Toprakları, traktörleri hacizli bir çiftçi profili bulacaksınız.
Çiftçinin önünü açmak, onu üretimde tutmakla görevli Tarım Bakanlığının teşkilatları, köylerde müfettiş edasıyla terör estiriyor. Üretmeye çalışan, toprağı değerlendirmeye gayret edenleri bu işten vazgeçiren kurumlar haline geldiler.
Bir örnek vereyim.
Yozgat Tarım İl Müdürlüğü’nde, köydeki bir işten dolayı borç yapılandırması başvurusunda bulundum.
Evraklar hazırlandı.
İmza atmam için haber gönderdiler.
İmza atabilmem için sabah saat 09.00’dan önce orada olmam gerekiyormuş.
Çünkü dosyamı masasında bulunduran beyefendi 09.00’dan sonra köylere ve ilçelere gittiği için gitsem bile eli boş dönermişim.
Yahu kardeşim, o dosyayı masa komşun memura bıraksan, bana da “Mesai saatleri içinde müdürlüğe uğra, dosya filan beyin masasında imzala” desen.
Ama olmaz, o zaman kolaycılığa alışır çiftçi, köylü..
Yani diyeceğim.
Sudan’da arazi kiralayıp tarım yapmak hangi sivri akıllının, pardon dahinin fikri ise, derhal kendisini Tarım Bakanlığı koltuğuna oturtmamız lazım.
Oysa, Abdürrahim Karakoç ne de güzel özetlemişti geçmişte, Anadoluyu, tarımı, köylüyü, çiftçiyi;
Sen bu dağları bilmezsin gülüm/ Hele boz dumanlar çekilsin de gör..
Her haftası bayram/ Hele yaylalara çıkılsın da gör..
Bilmezsin ovalar nasıldır bizde/ Kağnılar yollarda, yoncalar dizde
Saydıklarım damla değil denizde/ Hele bir ekinler ekilsin de gör..