Ahmet ZORLU

VAAZ…

Ahmet ZORLU

Eskiden Cuma namazları öncesi, vaaz için seçilmiş din adamları kürsüden toplanan kalabalıklara, Yüce Dinimiz İslam’ın öğretilerini anlatır, ilim, irfan, birlik, kardeşlik, vatan ve bayrak sevgisi üzerinde hitabeder, yeryüzünün neresinde insanlık sıkıntıdaysa oralara dikkat çeker, yardımlaşmayı, dayanışmayı empoze ederlerdi.

Yine seçkin din görevlileri, dualarında bu toprakları bize vatan yapıp bırakan ecdadı, onları bağımsızlık sevdası ile bir araya getiren Atatürk ve Silah arkadaşlarını unutmaz veya es geçmez, bu topraklar için can veren ecdadın ruhunu ihya ederlerdi.

Son zamanlarda, değerler kargaşası yaşıyoruz Cuma namazları sırasında.

Gittiğiniz cami, kürsüdeki imama göre din ve inanç empoze eden, çeşitli tarikat şeyhlerinin temsilciliğini yapan insanlar türedi ve sayıları her geçen gün artıyor.

Erciyes Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Sayın Mustafa Argunşah,  geçtiğimiz Cuma Günü, Erciyes Üniversitesi Camii’nde kılmak istemiş namazını.

Tanık olduğu manzarayı, sosyal medya hesabından paylaştı, aynın buraya alıyorum;

“Bugün Cuma Namazını Üniversite Çamii’nde  kılayım, dedim. Her zamanki gibi vaizin sesi dışarı verilmiş, kampüs de dinlemekteydi. Camiye yaklaştığımda geçmiş yıllarda üniversitede birisinin Türkiye'de zararlı vakıf ve cemaatler hakkında konferans verdiğini, konuşmacının her cemaatin adını saydığını ve dinleyenlerin -aralarında tanıdığı cemaatçiler de vardı- hiçbirisinin tepki göstermediğini anlatıyordu.
Yine her zamanki gibi alt katta kılmak için merdivenlere hamle yaptığımda, cemaatlerin İslamı kurtardığını, cemaatler olmasa Türkiye'nin de yok olacağını, İslami ve Türkiye'yi cemaatlerin ayakta tuttuğunu anlatıyordu.
Camide ikinci safta yerimi almıştım ki vaiz hızını alamadı ve "Cemaatçi olmayanlar dinsizdir!" cümlesini sarf etti. Tabii biz vaizi ve caminin üst katını görmüyoruz. Birden sesler kalabalıklaştı, uğultular, bağrışmalar oldu üst katta. Bir ses anonsla cemaate yerine oturmasını, bağırmamasını vs. söylüyordu. Gelen yüksek sesli tepkiler üzerine vaiz geri adım atarak, bağırmalar arasında cemaatçi olmayanların dinsiz olduğunu söylemek istemediğini, kendisinin de hiçbir cemaate mensup olmadığını, yanlış anlaşıldığını anlatmaya başladı.
Ben de oturduğum yerden herkesin duyacağı birkaç laf ettim  ona. Sağ taraflardan önlüklü bir vatandaş bana sataştı. Vaizi savunarak tepkimi içimden vermemi, cemaati provoke ettiğimi söyledi. O sırada cemaat ayağa kalkmış, sünneti kılmaya başlamıştı.
Namaz çıkışında vaizin kim olduğunu sordum, üniversitemiz ilahiyat fakültesinden, başka bir birimde idarecilik de yapmış bir profesör olduğunu söylediler...
İnsanlar arasında ayrım yaptığı ve birbirine karşı kışkırttığı için o kişiden şikayetçiyim. Sorumlulara yazılı olarak şikayetimi bildireceğim.
Bir daha da üniversite camisine girmeyeceğim. Vesselam...”

Konu gazetelere de yansıdı.

Siz de diyeceksiniz ki, Diyanet İşleri Başkanlığı görevine getirilen isim Adil Öksüz’ün tez hocası olunca, cami kürsülerinin de tarikatlar ve cemaatlerce paylaşılmasından doğal ne olabilir.

Benim asıl merak ettiğim, Kayseri Müftülüğü ve Erciyes Üniversitesi Rektörlüğü’nün Üniversite Camii Kürsüsünden, tarikatı olmayanları dinsizlikle suçlayan bu muhterem! Hakkında ne gibi işlem yaptıkları.

- - -

2010 yılı bütçesi görüşülüyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde.

CHP lideri kalın bir dosya ile kürsüye geldi ve dönemin  Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında Kayseri’de savcılığa yapılan suç duyurusu, suç duyurusunda bulunan kişinin verdiği yazılı ifadenin bazı sayfaylarının yok edilişi, Büyükşehir Belediyesi’nde kurulduğu iddia edilen saadet zinciri gibi konularda ayrıntılı bilgiler veriyor.

Ertesi gün Büyükşehir Belediye Başkanı kendi cephesinde Kiliçdaroğlu’nun iddialarını çürüten ve Kılıçdaroğlu’nun kendisine iftira attığını iddia erden bir basın toplantısı düzenliyor.

Doğal olarak da konuyu yargıya  taşıyor ve Kılıçdaroğlu’nun sözleri ile ilgili, 10 ayrı dava açıyor.

İlk dava sonuçlandığında da, yani 11 Aralık 2012’de tazminat kazandığını ilan ederek ve bunun daha ilk dava olduğunu belirterek, 3,5 ton sucuk yaptırıp bazı mahallelerde görkemli törenlerle dağıtılıyor.

Evet Sayın Mehmet Özhaseki ilk davayı kazanmış, CHP Lideri de temyiz sonucunu beklemeden 20 bin liranın biraz üzerinde parayı dosya hesabına yatırmıştı.

Bu  dava yargıtayca da onanmış ama CHP Karar Düzeltme Başvurusunda bulunarak üst yargıya başvurmuştu.

İşte o günlerde patlak veren  Paralel Yapı süreci, yani bu günün Fetö yapılanması ile ilgili süreçte, sucuk parasına karar veren 5 kişilik mahkeme heyetinin 3 üyesi, temyizde oy kullanan Yargıtay Ceza Dairesi’ndeki 5 üyenin de 3 tanesi, Fetö yapılanmasından ya tutuklandı, ya da kaçtı.

Gelelik diğem 9 davanın akıbetine..

6 Tane dava dilekçesi de ilgili mahkemelerce reddedildi, 1 Dava Mehmet Özhaseki’nin lehine sonuçlandı ve temyiz aşamasında. Diğer bir tanesinin akıbeti hakkında ise bilgi alamadım.

Evet unutmadan belirteyim, Özhaseki’ye sucuk şov yaptıran mahkeme ve Yargıtay kararı da, karar düzeltme başvurusu çerçevesinde bozuldu. Mehmet Özhaseki de, sucuk partisinde kullandığı CHP Liderinin parasını, hem de faiziyle iade etmek zorunda kaldı.

Bu arada, açılan 6 davanın 6’sını da reddeden mahkeme heyetinden ise sadece 1 isim şu anda Fetö’den tutuklu.

Yani Mehmet Özhaseki’nin ‘Aleyhime karar veren hakimler Fetö’cü çıktı’ iddiası da bu durumda  gerçek dışıdır.

Tabii bu davalar devam ederken, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye Büyük Millet meclisi kürsüsünden ve Miting Meydanlarından,  “Kayseri Belediye Başkanımız sizin yalanlarınızdan kazandığı paralarla sucuk partileri veriyor” söylemleri de böylece havada kalmış oldu.

O nedenle diyorum ki, Ergenekon, Balyoz, Ay Işığı, Askeri Casusluk, Kozmik Oda gibi davaların düşmesi ile toplum vicdanı rahata ermez.

Bu davaların görüldüğü süreçte, kimlerin yargıyı kontrol ettiği, kimlerin haksızlığa, iftiraya, cezaya çarptırıldığı ve kimlerin suçluluğu biline biline beraat ilamları aldığı tek tek kontrol edilmeli.

İlginç olan ise, Mehmet Özhaseki-Kılıçdaroğlu dava süreçleri ile ilgili CHP İl başkanının basın toplantısında dile getirdiği iddiaların hiçbir gazetede yer bulamaması.

Ne diyor memleket büyükleri.

“Basın özgürlüğünün en iyi yaşandığı ülkelerin başında geliyor Türkiye”

Sayın Mehmet Özhaseki’den de ünlü sucuk partileri hakkında bir açıklama bekliyoruz..

Sucuk paralarını kim ödedi?

Yazarın Diğer Yazıları