Ahmet ZORLU

UYANDIRMAK ADINA..

Ahmet ZORLU

Evet zordur, bazı insanlara gerçekleri göstermek..

Evet zordur, yaşanacakları önceden tahmin edip uyardığınız için gelen tepkileri göğüslemek.

Evet zordur, ‘Uyan kardeşim, yattığın bu gaflet ve dalalet uykusundan’ diye, sürekli yazıp konuşmak.

Evet zordur, ayak seslerini duyduğunuz ekonomik ve sosyal kaos konusunda umursamazları bilgilendirmek.

Evet zordur, Dünya teknolojinin sınırlarını zorlarken, hala eve sağ ayakla mı girilir, sol ayakla mı girilir gibi konularla toplumu oyalayanların maskesini indirmek.

Mesela bir örnek vereyim.

Bu güne kadar hangi din adamına sordu isem, “Sigara israfa neden olduğu için ve Allah’ın yarattığı bünyeyi olumsuz etkilediği için Mekruhtur” cevabını aldım.

Ama Diyanet İşleri Başkanı, kendisine yeni bir Vahy gelmiş gibi çıktı ve sigarayı haram kıldı.

Aynı Diyanet İşleri Başkanı, İsmet Yılmaz’ın adayına oy isterken “Vereceğiniz oy yarın Rüz-u Mahşerde berat belgelerinizden biri olacak” sözünü duymazlıktan geldi.

Mesela,  Türk Silahlı Kuvvetlerinin teknolojik birikimi Tank Palet özelleştirildi, kimsenin sesi çıkmıyor.

Ama, tarlada yetişen domatesi 5 liraya halden alıp Ankara’ya, İstanbul’a getirip 4 liradan sattı diye birilerini alkışlıyoruz.

Alkışlamakla kalsak, üreticiyi, haldeki komisyoncuyu, nakliyeciyi toptan Terörist ilan ediyoruz.

Kimse sormuyor, “İndirimli domatesin, hıyarın gizlediğin maliyeti yarın kimden çıkacak, hangi vergi kalemine ekleyeceksin?” diye.

Beyler kendinize gelin, ağalar kendimize gelelim.

Hala görmüyor musunuz, hala duymuyor musunuz?

Yönetenlerin yanlışlıkları, sizin ve bizim umursamazlığımız yüzünden, ekonomik kabusa adım adım yaklaşıyoruz.

Çünkü deniz bitti.

Yarını gören uyanıklar, bu iktidar sayesinde kazandıklarını Yunanistan’a, İspanya’ya, İngiltere’ye, Malta’ya taşıdılar.

Yaklaşan ekonomik kaosu gören aydınlık beyinler geleceklerini başka dünyalarda kurmak için Avrupa’ya göç etti.

Milyonlarca gencimizin ayaklarına iş aramaktan kara sular indi.

4 gencimizden biri bu gün resmi kayıtlara meslek olarak ‘İşsiz’ yazdırıyor.

Devlet ve Belediyeler için uydurulan ‘Mülakat’ sistemi sayesinde KPSS birincileri safdışı ediliyor, mülakat heyetinin önüne “Hamili kart yakinimdir” yazısını koyan eksikler! devlet basamaklarını üçer beşer tırmanıyor.

Bağımsız yargı ölçümlerinde 140 ülke arasında 111’inci sıraya geriledik, ilkel Afrika Kabile Devletleri bile bizden daha adil çıktı.

Eğitim’de Çağdaş Dünya bize artık acıyarak bakıyor.

Sosyal endekslerin tümünde kıçın kıçın gidiyoruz, götürülüyoruz.

Elimde Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun kaleme aldığı “Metastaz” kitabı var.

Okudukça, bir çok bilinmeyene daha tanık olmaktan kahroluyorum.

Devletin kılcal damarlarına kadar sızan Tarikatların yeni Fetö Yapıları haline nasıl geldiğini anlatıyor bu kitap.

Koskoca ‘Bakan’ etiketli zavallıların içinden çıkamadıkları bilimsel konularda tarikat şeyhlerinde medet ve himmet dilendiklerini gördükçe kahroluyorum.

Oysa Yüce Kitabımızda bunların hiç birine yer yoktur.

Ondandır Kur’an-ı Kerim’in okunup anlaşılır hale gelmesine karşı çıkıyorlar.

Çünkü onların tek besin kaynağı Cehalet ve maalesef bu iktidar sayesinde cehalet en büyük kurumsal yapı haline geldi güzel ülkemde.

Geçmişte Fetullah Haininin kapısında yatmış, eteğine yapışmış ikiyüzlüler bu gün çıkıp “Hain Fetullah diyor” ve kendine inanan kitleler bulabiliyorlarsa, işte bu içine düşürüldüğümüz Cehalet Tuzağının bir başarısıdır.

Artık Türkiye’de bana göre A Partisi, B Partisi kalmamıştır.

Bu Aziz Vatan’ın içine düşürülmek istendiği Emperyalist Büyük Tuzağı gören, farkeden ve karşı çıkanlarla,  bu büyük oyunu görmeyenler, görüpte işine gelmeyenlerin yaşadığı iki cephe oluşmuş, oluşturulmuştur.

Bakmayın siz ‘Aynı Gemideyiz’ söylemlerine.

Zira Geminin Forsa’ları olarak bizler ucuzlatılmış domates kuyruğunda kotalı domates alabilmek için sıra beklerken, onlar Locada Ejder Meyvesi suyu içiyor.

Ve unutmayın sevgili dostlar, batmaya başlayan gemide, ilk olarak kürek mahkumu Forsalar boğulur, sular geminin locasına ulaşana kadar da  bazen birileri yetişip üsttekileri kurtarır.

Ya da, bazıları ülkenin anahtarını yeni gemi sahibine teslim ettikleri için batan gemi yerine onlara gıcır gıcır bir gemi gönderilir ve batan gemiden inip ona binerler.

Örnek mi?

Vahdeddin-İngiltere.

Yetmez mi?

Yazarın Diğer Yazıları