UTANMA DUYGUSU..
Ahmet ZORLU
Eskiden, dilenciliği meslek edinen bazı insanlar, dilenmeye çıktıklarında, yanlarına 4-5 yaşlarındaki çocuklarını da alırlardı. “Çocuklara neden dilenmeyi öğretiyorsunuz?” sorusuna da, “Ar damarı küçük yaşta çatlasın diye” cevabı verirlerdi.
Günümüzde, aramızda ar damarını aldırmış o kadar çok insan var ki, sağlamına rastlamak neredeyse mümkün değil..
Ve biliyorsunuz, tıp çatlayan ar damarlarının onarımı konusunda bu güne kadar bir mesafe kaydedemedi.
Efendim, dünün gazetelerinde, daha doğrusu bir-iki gazetede, İstanbul Sanayi Odası’nın yıl boyu yaptığı incelemeler sonucu hazırladığı Türkiye’nin ilk 500 büyük işletmesi sıralanır.
Ekonomik açıdan önemli bir kıyas verisidir.
O nedenle iş dünyasının merakla izlediği bir araştırmadır.
Kayseri’nin 2015 yılında 15 şirketi ilk 500’de iken, 2016’da sayı 16’ya yükseldi.
Ancak konumuz bu değil.
90’lı yılların başından bu yana genelde ilk 200, bazı yıllar 500 Büyük Sanayi Kuruluşu sıralamasında ilk 100 içerisinde yer bulan, Kayseri Ekonomisinin Amiral gemilerinden biri olan Kayseri Şeker Fabrikası, Türkiye’nin ilk 500 büyük işletmesi arasında yer bulamadı.
Daha da açık izah edecek olursak, 2010 yılında Türkiye’nin en büyük sanayi işletmeleri sıralamasında 58. sırada yer alan, Kayseri Şeker Fabrikası’na yönelik operasyon sonrası, önce kayyum, sonra seçilmiş yönetim kurulu başkanı olan Sayın Hüseyin Akay Kayseri Şeker Fabrikası’nı 10 kat geriye götürerek 500 sanayi kuruluşu sıralamasının dışına çıkarmayı başardı!
Ve bu isim, çok değil daha bir ayını bile doldurmadı, o fabrikanın sahibi pancar üreticileri tarafından omuzlara alınarak yeniden Şeker Kurumlarının başına getirildi, biliyor musunuz?
Şimdi Hüseyin Akay çıkıp, “Kardeşim beni niye suçluyorsunuz. Kayseri Şeker Fabrikası yönetim kurulu ve idari mekanizmaları olan bir kurum. Ben Şeker Fabrikası’nın değil, Kayseri Pancar Ekicileri Üretim Kooperatifinin başkanıyım” da diyebilir.
Zira, beni bu gerekçeyle mahkemeye verdiler kendileri.
Erteresan olanı nedir biliyor musunuz..
Dün bazı yerel gazetelerde, Kayseri Şeker Fabrikası’nın nasıl minder dışına atıldığının haberleri yerine Hüseyin Akay’ın, önünde tomar tomar paralarla objektiflere sırıtırken çekilmiş fotoğrafı ile, “Çiftçiye avans” haberi vardı..
Bu arada, Kayseri Şeker’e yönelik Fetö Operasyonu haberini iki yıla yakın zaman önce veren bir yayın grupunun yönetim kurulu başkanı da Akay tarafından mahkemeye verilmişti hatırlarsınız.
Bir Sayın Milletvekili, devreye girerek bu yönetim kurulu başkanını Hüseyin Akay’ın yanına götürerek aralarındaki buzları eritti, barış çubuğu tüttürmelerini sağladı.
Unutmadan, yıllardır rekabet ettiğimiz Konya Şeker ne durumda diye soracak olursanız, Türkiyenin en büyük 500 sanayi kuruluşu sıralamasında 31’inci sıraya yükseldi.
Konya çiftçisini, yönetici seçimindeki bu hassasiyet nedeniyle kutluyor, Mayıs Ayı içerisinde Hüseyin Akay’ı omuzlayıp yeniden Kayseri Pancar Kooperatifinin başına oturtan çiftçinin de, fabrikanın geldiği durumu gösteren listeyi büyütüp duvara asmasını tavsiye ediyor ve soruyorum;
Kayseri Şeker, bir sanayicinin malı olsaydı, başına oturttuğu genel müdür bu kurumu 7 yılda 500 sanayi kuruluşu sıralamasında, 58, sıradan alıp 500. Sıranın dışına çıkarmayı başarsaydı!
O kurumun yöneticisi koltuğunda oturmaya devam eder miydi?
Bu soruya cevap verdiğinizde, ar damarının ne kadar önemli bir insani vasıf olduğunu da kavrayabileceksiniz.
Yönetimlerin başarıları ve başarısızlıklarını ölçen çeşitli yapılar vardır.
Enflasyonu, dövizdeki hareketleri, borsayı, işsizlik rakamlarını, tüketim mallarındaki fiyat hareketlerini, sosyal kalkınmışlık endeksini, eğitim durumunu, demokratik değerlerin durumunu, basın özgürlüğünü, ulusal ve uluslar arası yapıların yaptıkları sağlıklı ölçümlerle izleme imkânınız vardır.
Hiçbir algı hareketi bu yapıların verilerinin insanlarımızın önüne gelmesine engel olamaz.
Kayseri Şeker’in tepesindeki insanlar, kurumu getirdikleri bu olumsuzluğun hesabını çiftçiye vermiyorlar, ama iktidarın, Kent siyasetinin, kent yönetimlerinin bu durumu sorgulamasından doğal ne olabilir.
Hüseyin Akay’ın, bu kentin en büyük sanayi tesisinin neden bu hale geldiğini bu millete anlatması ya da, daha da onurlu bir hareketle, ‘Yapamadım gidiyorum’ diyebilmesi lazımdır.
Ve Hüseyin Akay’ın arkasında saf tutan, kongrede açık açık tavır koyarak çiftçiyi Akay’ın yanına kanalize eden, başta Taner Yıldız olmak üzere, Kayseri Siyasetinin de gelinen bu noktadan, Hüseyin Akay kadar sorumlu olduklarını belirtmeden edemeyeceğim.
Zira, bahçıvandan özel kalem müdürü, yeğenden arge sorumlusu, damattan bilmem ne müdürü olursa bir kurumun başarısız olmasının kaçınılmaz bir örneğidir, Kayseri Şeker’in getirildiği nokta..