TURİZM, KALİTE, FİYAT..
Ahmet ZORLU
Önce olumlu bulduğum, olumlu baktığım bir konudan başlamak istiyorum.
Önceki gün su köşede yazdığım yazının mürekkebi kurumadan, İstanbul’da bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik’in, “Alplerdeki turizm anlayışı” konulu bir çalıştayı Erciyes’te düzenleyeceklerini, İstanbul’dan ve sosyal medya aracılığı ile açıklaması, benim Erciyes’te anlayışın değişmesi yolundaki önerimin ne kadar haklı olduğunu ortaya koyması açısından önemli gördüğüm bir gelişme.
Dilerim en kısa zamanda bu çalıştay gerçekleşir, uluslar arası turizm uzmanlarına Erciyes’in tanıtımı en geniş şekilde yapılabilir.
Avusturya Alpleri’ni gören, oradaki turizm anlayışını yerinde inceleme imkanı bulan biri olarak, Erciyes’in pazarlanması noktasında yeni strateji arayışlarına girişilmesini Kayseri açısından olumlu buluyorum. Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mustafa Çelik’in bu tür konulara kararlı yaklaşımını da buradan kutlamak istiyorum.
Bunu vurguladıktan sonra, Kayseri’de faaliyet gösteren işletmelerin de turizm noktasında kendilerine çeki-düzen verip sonra da ellerini taşın altına koymaları gerektiği gerçeğine dikkat çekiyorum.
Zira, Kayseri’ye gelen yerli turistin mutlaka uğradığı yerlerden biridir sucuk ve pastırma satıcıları.
Bir dostumun başından geçtiği için buraya aktarma gereği duydum;
“Kayseri dışından misafirlerimiz vardı. Hafta sonu kendilerine Kayseri’ye gezdirdik. Erciyes’i, Talas’ı, Hisarcığı dolaştıktan sonra, Hisarcık Yolu üzerinde, ünlü bir markamızın satış merkezinden hediyelik sucuk pastırma almak istediler. Pastırmanın kilosunu 115, sucuğun kilosunu da 65 liraya satın aldılar. Paketlerimizi hazırladık. Yola çıkmadan önce kendilerine, yine ünlü bir pastanemizde kahve ikram etmek istedim. Oturduk, kahvelerimizi söyledik, bir ara misafirimin pür dikkat pastanenin karşısındaki sucuk-pastırma satıcısının vitrinindeki yazıya baktığını gördüm. Yazıda, bizim az önce aldığımız marka sucuğun kilosunun 15, aynı marka pastırmanın 25 lira olduğu yazıyordu. O anda misafirimin, kazık yediğini düşündüğü geçti aklımdan. Ben de utandım. Durumu izah ettim. Misafirlerimi yolcu ettikten sonra bu ünlü pastırma-sucuk firmasının yöneticisini arayıp durumu izah ettim, yakından ilgilendi, bahse konu satış merkezi ile ilgili işlem yaptırılacağını söyledi. Yetinmedim, Kayseri Ticaret Borsası Başkanını arayıp ona da durumu anlattım, misafirim karşısında yaşadığım utancı izah ettim. Demek ki, borsaya çok şikayet gidiyor olmalı, ilgilenmedi bile başkan”
Şimdi, Kayseri’nin doğal ve tarihi güzelliklerini görmek için Kayseri’ye gelen ve kaliteli pastırmanın kilosuna 115 liraya ödeyen o misafirin, gittiği kentte bu rezaleti nasıl ballandıra ballandıra anlattığını düşünün.
Bir daha Kayseri’ye geleceğini, hele pastırma-sucuk alacağını hiç ama hiç sanmıyorum.
Çok detay bir ayrıntı, ama turist şüphecidir, her şeyin en iyisini arar, ama kazıklanmayı hiç ama hiç kaldıramaz.
Erciyes’e giden yerli ve yabancı turisti düşünün, çeyrek ekmek arasına sıkıştırılan 1 dilim sucuğun kilo fiyatının 65 lira mı, yokta 15 lira mı olduğunu kafasında mutlaka sorgulayacaktır.
Yani demek istediğim, yabancı veya yerli turisti, yabancı veya yerli kayakseveri, yabancı veya yerli doğa tutkununu Erciyes’e bağlamak istiyorsanız, Alplerde olduğu gibi, sıcak şarapla karşılayacak, en nezih şekilde ağırlayacak, yöresel damak tatlarını sunacak ve güler yüzle uğurlayacaksın ki, bir dahaki gelişinde yanında başkaları olsun.
Ama uğurlarken, ‘Acaba kazınlandım mı?’ sorusu ile giderse, bir daha gelmez.
Hepsinden önce de, Erciyes diye bir dağ, Tekir diye bir kayak merkezi olduğunu dünyaya ilan etmek ve herkesin bilgi sahibi olmasını sağlamak gerekir. Bu da turizm çalıştayları ile, tanıtım etkinlikleri ile olur.
Gelelim ikinci konuya..
İki sabahtır Mustafa Kemal Paşa Bulvarı üzerindeki bilboardlarda bir ilan görüyorum.
Büyükşehir Belediyesi’nin ekmek üretimine başlayacağını gösteren bir ilan.
Merkez Ekmek adıyla üretilecek sanırım.
İlan beni eskilere götürdü.
70’li yılların sonlarına.
Kayseri Belediyesi o tarihte Türkiye’nin en modern Ekmek Fabrikası’nı kurmuş, Türkiye’de ekmek üretenlerin oluşturduğu tekeli yıkmayı başarmıştı.
BEF adıyla üretim yapan bu ekmek fabrikası Türkiye genelinde fiyat ve kalitenin simgesi haline gelmişti.
1980 Sonrası, Şükrü Karatepe yönetimi, semtlerde fırınlar açmış, ama bu büyük tesisin tünel sistem ekmek fırınlarını da İstanbul Halk Ekmeğe vermişti.
Daha sonra semtlerde açılan fırınlar kapandı.
Belediye Ekmek Fabrikası BEF, Belediye Eğitim Faaliyetleri BEF oldu.
O zamandan bu yana da Kayseri, Türkiye’nin en kalitesiz ekmeğini üreten il konumunda.
Hilesiz, hurdasız üretim yapan 3-5 işletmeyi bir yana koyduğunuzda, kimi kaliteden, kimi gramdan çalıyor.
En vazgeçilmezimiz ekmeği adeta zehir ediyorlar.
İlanlarda detay bilgi yok. Ama kalite noktasından ödün vermeden üretim yapacak bir tesis olmasını ve hilenin hurdanın ekmek üzerinden kalkmasına katkı sağlamasını diliyorum.