Ahmet ZORLU

TRENİ KAÇIRMAYIN..

Ahmet ZORLU

Cumartesileri tatil günüdür..
Karamsar ve karma kırışık gündemden hiç değilse bu gün uzaklaşalım.
Bu köşe yazısı da Cumartesi için yazıldığına göre, gelin yoğun gündem temposundan biraz uzaklaşalım.
Bir şeyler arayalım.
Mesela Mutluluğu..
Bir reçete yazacağım. 
Bu yüzden anlaşılma kaygısı da taşımıyorum. 
Zira şimdiye kadar yazılmış hiçbir reçeteyi bireysel bir çaba ile tam olarak anlayabilmiş değilim. 
Tüm yazılar okurlar için yazılsa da ben önce kendi kendimin doktoru olmayı hedefliyorum. 
Mutluluk, verilmeden alınmayan bir duygudur. 
Salt kendi mutluluğuyla uğraşanların gerçek bir mutluluğa ulaşması mümkün değildir. Beyhude bir çabadır onunkisi. 
Üzüntünün paylaşıldıkça azalması buna karşılık mutluluğun paylaşıldıkça çoğalması görüşü, benim bu tezimi destekler.
Mutluluk, bulaşıcıdır da denilebilir. 
Huy gibi, grip gibi yanında bulunduğun kişiden alıverirsin hiç fark etmeden.
Tecrübe ile sabittir ki mutluluk kokan bir sohbetin düzeltemediği bir moral yoktur. 
Aksi de mümkündür tabii. 
Bir sınav kazandığında bunu sınava girmiş ama kazanamamış bir arkadaşınla paylaşamazsın. 
Zira heyecanın uçar gider onun yanında.
İnsan her şeyden etkilenir. 
Havanın güzelliği, okuduğun kitabın muhtevası, izlediğin film, dinlediğin müzik, yediğin yemek hep etkiler seni. 

Halit Hüseyin’in (Khaled Hossaine)“Uçurtma Avcısı” kitabını ağlaya ağlaya okuyorum mesela. 
Nerden başladım bilmem ki? Hüzünlü bir konusu varmış. Başına bir şey gelen her kahramanla omuz omuza ağlayan bir okurum ben. 
Oysa Gülse Birsel’in “Velev ki Ciddiyim” kitabını güle oynaya bitirmiştim.
Mutluluk en çok da kabullenmektir bana göre.

Hayatı olduğu kadar ölümü, güzelin çirkinle anlam kazandığını, olanın senin için en iyisi olduğunu kabulleneceksin. 
Sahip olduğun şeylerin kıymetini bilmektir aynı zamanda.

En önemlisi de sahip olamadıklarına üzülmemektir aslında.
Mutluluk reçetem, denemek isteyenler için: 
Önce bir diyet veriyorum. Ömür boyu yapılması gerekiyor. Sizi mutsuz eden her şeyden uzak durma diyeti, bu.

Sonra sabah ve akşam tok karnına mutluluk vermenin ne demek olduğu üzerine kafa yorulması gerekiyor. Eğer uygulamaya dökülecek bir şey bulunursa hemen uygulanması da. 
Bir ikinci şansımız yok. 
Yusuf ve Züleyha gibi bir ömür daha yaşayamayız ve seksen beş yaşında ölümü beklerken pişman olabiliriz mutlu olayı denemediğimiz için. 
Joe Louis Borges mutluluk şiiirini yazdığında seksen beş yaşındadır ve şiiri yazdıktan yalnızca bir yıl sonra hayatını kaybeder.
O nedenle, tembel tembel oturup mutluluk treninin gelmesini beklemeyin.
Çünkü öyle bir tren yoktur.
İşin sırrı, varolanla mutlu olabilmekte..

Yazarın Diğer Yazıları