TOPLUMUN SİNİR UÇLARI..
Ahmet ZORLU
Yönetenlerin görevi ve sorumluluğu, toplumu bir arada tutacak eylem ve söylemleri ön plana çıkarmaktır.
Kamplaştıran, kutuplaştıran işlem ve söylemlerin faturasını millet olarak hep birlikte öderiz.
Ondandır, kararların ortak düşünce platformunda alınması ve icrasını da yürütme organının yapmasına demokrasi diyoruz.
Demokrası çok sesliliktir.
Demokrasi denetime açık yönetim biçimidir.
Demokrasi, hiçbir toplum katmanının dışlanmamasıdır.
Demokrasi birlikte yaşama sanatıdır.
Demokrasi, kuvvetler ayrılığı, denetlenebilir güçlerin işbirliği anlamına gelir.
‘Birbirinizi sevmeseniz bile, birbirinize tahammül etmek zorundasınız’ın adıdır Demokrasi.
Ve ortak milli duyguların demokratik rejimlerde çok daha etkin kullanıldığına tanık oluruz.
Ondandır, diktatörler sevmezler çok sesliliği.
Diktatör gibi düşünmeyen, onun gibi konuşmayan potansiyel vatan hainidir, diktatörün ve diktatörlerin gözünde.
O nedenle yönetenler kafadan demokrat omak zorundadır, huzur için, barış için, kardeşlik için.
Toplumun sinir uçlarını zorlamak yerine sinir uçlarını korumaya almalıdır.
Bir yerlere şirin gözükmek adına, toplumun saygın kabul ettiği kurum ve isimlerle ilgili hassas olmalıdır mesela seçtiklerimiz ve seçtiklerimizin seçtikleri.
Ak Parti Milletvekiliymiş, Ela Kiraz’mış adı.
Sosyal Medyadaki paylaşımı aynen şöyle;
“Bir gün gelecek, 29 Ekim’i yas, 10 Kasım’ı bayram olarak kutlayacağız..”
29 Ekim Demokrasinin Cumhuriyet ile taçlandırıldığı, 10 Kasım ülkemizi yeniden kuran Gazi Mustaa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrıldığı gün.
O embesile, partisinin lideri demeli ki, “Bre kadın Cumhuriyet olmasaydı, demokrasi olmasaydı sen mecliste vekil değil, sarayda cariye olurdun, haddini bil”
Millet olarak Cumhuriyet ve Demokrasi ile büyük kazanımlar elde ettik.
Cumhuriyetle tanıdık demokrasiyi, insan haklarını, özgürlük sevdasını, bağımsızlığın önemini..
Şimdi birilerine meze yapılmak isteniyor, sinir uçlarımızı oluşturan değerlerin tamamı.
Anıtkabir çevresini imara açma girişimi, demokrasiyi reklam arası sayma kepazeliği, saltanat sevdası gösterisi, demokrasi ve cumhuriyet düşmanlığı, hepsi ama hepsi bir yerlere şirin gözükme çabalarından ibarettir.
İhanet kelimesinin bile hafif kalacağı söylemleri geliştiren bu embesiller bilmiyorlar ki, bulundukları konumlara demokrasi sayesinde geldiler.
Demokratik değerler, kurucu irade, bağımsızlık, laiklik, yargı bağımsızlığı gibi kavramlar Türk Milletinin sinir uçlarını oluşturur.
Bunlara yönelik hakaret, aşağılama, hele bunları yok etme çabaları ancak toplumu böler, kamplaştırır, kutuplaştırır.
O nedenle, yönetenlerin toplumun değerlerini ‘bizden’-‘onlardan’ diye tasnif alışkanlığını bir kenara bırakarak, birleştirici, ortak değerleri geliştirici söylemlere yönelmeleri ülkenin hayatiyeti açısından da çok ama çok önemlidir.
Zira Türk Milleti sabırlıdır.
Ama değer verdiği kavramların insafsızca aşağılanmasına da gereken cevabı sandıkta verir ve o anlayışı siyasetin tozlu raflarına kaldırıp atar.
Siyaset mezarlığı, toplum değerlerini istismar edenlerle ve aşağılayanlarla doludur