TETİKTE YAŞIYORUZ..
Ahmet ZORLU
Cumartesi sabahı uyandığımızda haber bültenleri, Ankara yakınlarında iki canlı bombanın, yakalanacaklarını anlayınca kendilerini patlatmaları haberini izledik.
Hepimiz deri bir nefes aldık.
Pazar Sabahı o kadar şanslı değildi güzel ülkem.
Şemdinli'deki Durak Jandarma Karakolu önünde patlatılan bomba yüklü araç 8 Türk Silahlı Kuvvetler Mensubunu daha aramızdan aldı, Şahadet Mertebesine yükseltti.
O kadar çok yazı yazdık ki, o kadar çok yüreğimiz yandı ki, Gözümüzde yaş, kalemimizde mürekkep kalmadı.
Ben de 9 Ekim 2012 Tarihinde yazdığım bir yazıyı aynen buraya almaya karar verdim.
Terörün nasıl bu kadar azdığını 2012'deki kafaların teröre bakış açısı ile bir kez daha hatırlayın istedim:
ERBEZ BOZAN(MIŞ).. (9 Ekim 2012 Tarihinde yayınlanmıştır)
Diyarbakır Emniyet Müdürü’nün, “Dağda ölen teröriste ağlamayının insanlığından şüphe ederim” türündeki açıklamaları sonrası, bir kısım medya, açılımın yeni bir aşamasına geçildiğini sanarak “Emniyet Müdüründen ezber bozan açıklamalar” diye haberi verdi.
Bazı aklıevvel siyasiler de aynı düşünceye hizmet için hemen Emniyet Müdürü’nün sözlerinin arkasında olduklarını deklare ettiler.
Bir kısım kurumların yöneticileri ise “Acaba Başbakan ne diyecek” diye Salı günkü Ak Parti Meclis Grup Toplantısını beklemeye başladılar.
Başbakan, sözlerin desteklenmediğini aynı görüşte olmadığını kürsüden seslendirince açıklamalar da gelmeye başladı.
İşi o kadar ileriye götürenler oldu ki, Suçu ve suçluyu övme fiilinin gerçekleştiğini, emniyet müdürünün hapisle cezalandırılması gerektiğini söylediler.
Sahi, bu kapsama giriyor mu..
Hukukçular inceliyordur bu sözleri.
Ancak, bir kentin suçu önleyici biriminin başındaki yöneticiden gelen bu açıklamalar, arkasına eklediği “Kürtçe kursuna gideceğim” sözleri toplumda büyük bir infiale neden oldu.
Yıllar önce, savaş sonrası Bosna Hersek’i ziyaret etmiştim.
Neredeyse her mahallede bir şehitlik oluşturulduğunu gördüm.
Zira Sırp keskin nişancıları sürekli pusuda olduğu için, Müslümanlar şehitlerini geceleri ve mahallelerde oluşturdukları şehitliklerde toprağa verebiliyorlardı.
Kayseri başta olmak üzere, gidip bütün kentlerimize.
Şehitliklerde adeta yer kalmadı. İlçe, kasaba hatta köylerdeki mezarlıklarda, tepesinde Şanlı Türk Bayrağı’nın dalgalandığı bir-iki şehit mezarına rastlamak mümkün.
Ve bu manzaraya neden olan, emperyalizmin taşeronu, ülkeyi bölmek, parçalamak ve zayıf düşürmekten başka hiçbir amacı olmayan çapulcu çatışmada öldüğünde onun için gözyaşı dökecekmişiz. Aksi halde insanlığımız şüpheli hale gelecek öyle mi?
40 binin üzerinde vatandaşımızın kanı ellerine bulaşmış çapulcular ne kadar da kıymetliymiş.
Ya da milyarlarca dolar ekonomik kayba neden olan çakallar sürüsü..
Sayın Başbakanın, Diyarbakır Emniyet Müdürünün sözlerine karşı kullandığı karşı görüşler yetmez.
Bu sayın yöneticinin derhal bu kentin Emniyet Müdürlüğü görevinden alınması gerekir.
Zira o kafa terörle mücadele edemez.
Girilecek bir çatışmada, gözyaşı dökeceği için polise ateş emri veremez.
Hele Merhum Gaffar Okan için söyledikleri var ya benim yüreğimi, Sayın Okan’ın da kemiklerini sızlatmıştır.
Zira Sayın Okun, Diyarbakır Halkının çok sevdiği bir emniyet müdürü idi. Ama teröristlerin de korkulu rüyasıydı.
İnanıyorum, şu anda onun koltuğunda oturan bu adamın söylediklerini duysaydı kahrolurdu.
Halkın sevgisi, terörü överek kazanılmaz.
Halkla iç içe olmakla teröristle kol kola olmak arasında fark vardır.
Bu örgüt, güzel ülkemin geleceğini karartmayı kendisine ilke edinmiş bir yapılanmadır.
Bu örgüt ile mücadele etmekle görevli birimlerden biri Türk Silahlı Kuvvetleri, biri de Emniyet Teşkilatıdır.
Ama anlaşılıyor ki, Sayın Müdür zamanının büyük bölümünü etkisiz hale getirilen teröristlere gözyaşı dökerek geçiriyormuş.
Aslında en çok merak ettiğim ise, “Ezber bozan açıklamalar” diye manşet atanlar, Başbakanın konuşmasından sonra ne diyecekler.