TEK BAŞINALIK..
Ahmet ZORLU
Artık kesin kanaat getirdim.
Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde yuvalanan bir kesim, 16 Nisan Referandumunda evet için çalıştığını göstererek, ama eveti engellemek için de elinden geleni yaparak, resmen Sayın Cumhurbaşkanının altını oyuyor, Hayır Cephesinin saflarının her gün sıklaşması için ellerinden geleni yapıyorlar.
Ve içerde, AKP’li görüntüsü ile yuvalananlara dışarıdan da muazzam bir destek olduğunu belirtmekte yarar görüyorum. Dışardan derken hemen aklınıza Avrupa ve ABD gelmesin. İki devlet tek millet dediğimiz ülkeler bunlar.
Neden mi bu kanıya vardığıma gelince, ben başlıklar halinde sıralayayım, varın siz doğru olup olmadığını kendiniz görün..
Türkiye’de, Türk Tipi başkanlık sistemi ile ilgili Anayasa değişikliği meclisten geçtiği günlerde, 25 yıl boyunca başkanlıkla yönetilen Kazakistan lideri parlamenter sisteme daha yakın bir yapıya geçiş zamanı geldiğini açıkladı. Nursultan Nazarbayev, daha demokratik bir parlamenter yapının oluşturulması için gerekli adımların atılması talimat verdi.
Başbakan Binali Yıldırım, Referandum tarihi belli olmadan çıktı kürsüye ve dedi ki;
“Neymiş Partili Cumhurbaşkanlığı gelirse ülke bölünürmüş, asıl bu Anayasa değişikliği referandumdan geçmezse bölünür..”
Ardından, referandumda hayır diyeceklerin PKK, Işid, Fetö gibi terör örgütlerine hizmet etmiş olacağı sözü de Sayın Başbakana ait ve bu sözler büyük tepki gördü. Zira AKP 14 yıldır iktidarda ve ülkeyi bölünme eşiğine mi getirdi? Sorusu soruldu. Bir soru daha soruldu halk tarafından;
Başbakanın bu tezine göre, Saadet Partisi, MHP’nin Hayırcı tabanı, CHP’lilerin tamamı da bu durumda terör örgütleri ile hareket etmiş oluyordu.
Ve son inci yine Başbakandan, “Referandumdan evet çıksa da, hayır çıksa da yolumuza devam ederiz” dedi çıktı..
Hayır çıksa da bir sıkıntı olmaz mesajıydı bu..
Ve aynı gün, Azerbaycan’da bir süre önce yapılan Anayasa değişikliğinin referandumda onaylanması üzerine, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, eşi Mihriban Aliyeva'yı cumhurbaşkanı birinci yardımcılığı görevine getirmesin mi..
Azerbaycan liderinin bu uygulaması, “Demek ki, bizde bu Anayasa değişikliği gerçekleşirse Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan birinci yardımcılık görevine Sayın Emine Erdoğan’ı, ya da mahdumu Bilal’i getirebilecek” yorumlarının yapılmasına neden oldu.
Milletin kafasını bulandıran bu gelişmeler yaşanırken, 1993 yılından bu yana sivri çıkışları ile tanıdığımız Şevki Yılmaz, iktidara yakın bir TV Kanalında 16 Nisan referandumu ile ilgili hadis bulunduğunu ilan etmez mi..
Bu sözler, dindar kesimin büyük tepkisini topladı.
Düşünceleri darmadağın olan AKP gönüllüleri referandum için ne diyeceklerini bilemez haldeyken, 15 Temmuz sonrası tek bir açıklamasını gördüğümüz, bu açıklamasında da ‘Bana Ahmak diyebilirsiniz” sözü ile adeta nedamet getiren Bülent Arınç’ı, Sayın Cumhurbaşkanı ile yan yana yemek masasında görmeyelim mi?
Oysa, AKP’liler ve yönetim kadrosu neler söylemişti, Arınç için. Arınç neler söylemişti Gökçek için. Fetullah için döktüğü gözyaşları daha kurumadan Sayın Cumhurbaşkanının masasında ve yanıbaşına oturtulmasının AKP’de yarattığı şaşkınlık hala sürüyor.
Sadece Arınç mı, bu yemekte Hüseyin Çelik vardı, Sadullah Ergin vardı. Abdullah Gül İngiltere’ye gittiği! için yemekte bulunamadı. Ahmet Davutoğlu da ortalarda yoktu. Ama adı Fetullah Gülen ile birlikte anılan eski kurmayların hepsi saf tutmuşlardı Sayın Cumhurbaşkanının yanında.
Avrupa Birliği, ABD gibi ülkelerden yansıyan sıkıntıları pas geçmek kaydıyla Referandum öncesi oluşturulan ulusal ve Uluslar arası ilişkiler bunlar.
Peki yerelde durum nedir dilerseniz bir de ona bakalım.
Mehmet Özhaseki’nin ilk yorumundan başlayalım dilerseniz..
“Tespihin tek imamesi olur” dedi.
AKP’liler, “Özhaseki bizi tespih boncuğu yaptı. Bizi ipe dizip parmağında oynatan kim bu durumda” diye sordu.
“Geminin kaptanı tek olur” dedi..
Binali’nin oğlunun da, Bilal’in gemilerinin de kaptanlarının çift olduğu hatırlatıldı kendisine.
Son olarak, “İstikrar için bu Anayasa değişikliği şart” dedi..
Kayseri halkı, “Ama sayın başkan hani Türkiye 15 yıldır istikrar yarımadasıydı. Değilse, istikrarı bulmak için neden 15 yıl beklediniz. Hem siz istikrar için daha önce bizden oy istediniz biz de vermemiş miydik. Niye getirmediniz istikrarı” diye sordu.
Sadece bu kadar mı?
Aldı, diğer milletvekillerini yanına bakanımız ve önce, yöneticilerinin ve eski yöneticilerinin bir bölümü içerde, bir bölümü kısıtlı bulunan Şeker Fabrikası’nı ziyaret etti, orada yapılan konuşmalarda Şeker’in yönetim kadrosu ile yaratılan harikalar kürsüden anlatıldı. Tören biter bitmez, bakanın yanıbaşında oturan Osman Canitez karakola giderek denetimli serbestlik hükmü gereği imzasını attı. İçerdeki Şeker Yöneticileri de bakanın konuşmalarını koğuşlarında alkışladılar.
Sonra da Ticaret Odası’nın etkinliğine katıldı. Hani şu yönetim kurulu başkanı hakkında savcının FETÖ’den iddianame hazırladığı oda var ya oraya. Kendisine ziyaret anısına ibrik hediye edildi. O da başarılı tacirlerimizi ödüllendirdi, plaketlerini verdi.
Şimdi dilebilir misiniz, “Hayırcılar bilumum terör örgütlerine destek veriyor” diye.
Dediğiniz durumda, Fetö damgalı insanlarla son zamanlarda kolkola giren memleket yöneticilerini nereye koyacağız.
Demek ki neymiş, Sayın Cumhurbaşkanı, yol arkadaşları tarafından bile bu referandum sürecinde yalnız bırakılmış.
Hem de yanıbaşında saf tutanlarca..