TAVSİYE ETMEM..
Ahmet ZORLU
ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye topraklarına füzelerle saldırmasına Türkiye’nin verdiği destek sonrası, ABD birden ağız değiştirdi ve Fetö yapılanması için ilk kez Terörist sözcüğünü kullandı.
Fransa Lideri de, “Türkiye’ye bu harekatla Rusya’dan koparıp yanımıza almayı başardık” diye açıklama yapıyor.
Bunlar da gösteriyor ki, Suriye’nin parçalanması için başlatılan hamlelerde, önümüzdeki süreçte Türkiye’nin ABD ve batı ile birlikte hareket etme noktasında yazılı olmayan bir anlaşma var masada. Karşılığında ise Fetullah Gülen Türkiye’ye teslim edilebilir.
Böylece, Sayın Cumhurbaşkanı 2019’da ipi göğüsler, seçimlerden zaferle çıkar.
Yani 2019’un başında bir gece yarısı Fetullah Gülen derdest edilip Türkiye’ye postalanırsa kimse şaşırmasın.
Ama Hükümetin bu konuda çok da dikkatli olması gerektiğine inanıyorum.
Zira yazdığım kitap için yaptığım araştırmalarda şunu gördüm.
Fetullah Gülen, bırakın iktidar edenleri, kendisine en yakın insanları bile dinlemiş, kaydetmiş, fotoğraflamış ve arşivlemiş.
Ve bu arşivler böyle bir ihtimale karşı koz olarak elde tutuluyor.
Yarın bu arşivlerdeki fotoğrafların, konumaların servis edilmeye başlandığını bir düşünün.
Memleket büyüklerinin ziyaretlerinin görüntü ve ses kayıtlarının yayına konulduğunu bir hesap edin.
Bu güne kadar gizli kalan esrarengiz Pensilvanya ziyaretlerini..
Fehmi Koru’nun elçi olarak götürüp Fetullah Gülen’e takdim ettiği mektubun metnini.
Fetullah Gülen’in yazdığı cevabı biliyoruz, ama buradan giden mektubun içeriği hala muamma.
Milletvekili heyetlerinin ziyaretlerini mesela..
Bazı fotoğraflar basına sızdı ama yapılan konuşmalar bu güne kadar bir türlü açıklanmadı.
İktidarın makbul adamı Hüseyin Gülerce’nin devlet yönetiminin pay edilmesi sırasında, memleket büyükleri ile yaptığı pazarlıkları mesela.
Ben söyleyeyim.
Böyle bir ihtimal, başta Ankara olmak üzere ülkenin bir çok yerindeki, çok sayıda Memleket Büyüğünün şimdiden uykularını kaçırmaya başladı.
Yani demem o ki, Fetullah Gülen Türkiye’ye getirilirse, bu güne kadar kendilerini gizlemeyi başaran çok sayıda adam sandığımızın, yüzlerinde taşıdıkları maskeler ve kafalarındaki takkeler düşecek, gerçek yüzleri ve kafalarındaki kellikler gün yüzüne çıkacaktır.
Ama iktidarın da, toplumun dağılan desteğini toparlaması için böyle bir başarıya! İhtiyacı vardır.
Düşünebiliyor musunuz, 15 Temmuz 2018 gecesi, yani ihanet kalkışmasının ikinci yıldönümünde elleri kelepçeli Fetullah Gülen Uçağın merdivenlerinden indiriliyor.
İhanet gecesini bir hatırlayın, Sayın Cumhurbaşkanı ve partisinin oy oranı zirve yapmıştı.
Aynı yankıyı yeniden yaratmak, kitlelerin ‘İdam isteriz’ sesleri arasında Fetö’nün Adliye binasına getirilişi..
Sükse zirvede.
Tabi, sonrası için çok ciddi bir kararatma uygulanmalı ve yukarda dile getirdiğim bilgi ve belgelerin vatandaşın önüne gelmesi engellenmeli.
Ahmet Öksüzkaya’nın mahkemede ifade verdiğini bir düşünün, “Hakim bey tamam gittim, hocayla görüştüm ama bir sor, yanında kimler vardı ve ne konuştunuz diye” şeklinde ifade vermeye başladığını.
Ya da mahkemenin Mehmet Özhaseki’ye, “Fetullah Gülen’i ziyaretiniz sırasında Gülen’in imzalayıp size hediye ettiği kitabın derhal mahkemeye delil olarak gönderilmesi ve bu ziyarette yaptığınız konuşmaların doğru olup olmadığının bildirilmesini” diye mahkeme celbi çıkarıldığını.
Oran yöneticilerine, “Oran’daki görev sırasında bu ihanet örgütüne yakın işletmelere hibe ve kredi desteği vermenizi kim istedi, gerçekten Oran çalışanlarından himmet toplanmasına göz yumdunuz mu?” diye hakimin bir soru sorduğunu.
Veya, Milletvekili Mustafa Elitaş’ın esrarengiz adliye ziyaretinde savcılara neler anlattıklarının ortaya çıkmasını.
Yukarısını, yani Ankaradakileri ise hiç saymıyorum.
Bülent Arınç’tan, Melik Gökçek’e kadar ne çok insanın maskesi düşecek tahmin edebiliyor musunuz?
O nedenle tavsiye etmem.
Çünkü çok iyi biliyor ve tahmin ediyorum, Fetullah Gülen’in zulasında muazzam bir arşiv var ve bu arşivi hayat sigortası gibi kullanıyor.
Zira, Fetözedeler tamam.
Böyle bir iade, Fetözadeler’in kim olduğunu da görmemize fırsat olacak.