TARİH VE TEKERRÜR..
Ahmet ZORLU
Halkın oylarıyla veya halkın temsilcilerinin oylarıyla görevlendirilmiş isimleri bekleyen en büyük tehlike nedir biliyor musunuz?
Kendilerine, hizmet görevi verilen insanların, o görevi verenlerden uzaklaşmalarıdır.
Bu günlerde, özellikle yerel yöneticilerimize yönelik o kadar çok şikayet gelmeye başladı ki, 2 Aralık 2014 tarihinde kaleme aldığım bir yazının önemli bir bölümünü yeniden yayınlamaya ihtiyaç duydum.
Çünkü, bu yazıda geldiği yeri unutan ve bir takım güçlere hizmet ederek halkın gözünde yükseldiğini sanan, bey neymişim be abilerin geldiği durumun ipuçlarını bulacaksınız.
Neyse uzatmadan tam bir yıl önce yayınlanan yazı ile sizi başbaşa bırakayım;
DUVAR ..
Eğer kent yöneticisiyseniz, toplumun her kesimi ile temasınız kesintisiz olmalı..
Yanınızda, çevrenizde görev vereceğiniz insanlar, sizin yetişemediğiniz yerlerde sizi aratmamalı.
Hepsinden önemlisi, sizi toplumdan soyutlayacak,yalnızlaştıracak insanlara mesafeli durmalısınız.
Ekibiniz kendine değil, size, sizin başarınıza ter dökmeli, çaba göstermeli.
Eğer, sizin toplumla, milletle aranızda duvar örüyor, onların size, sizin onlara yaklaşmasına engel oluyorsa, bilin ki yarın ortada sap gibi kalmaya aday olduğunuzda, kaptanlığını yaptığınız gemiyi de ilk onlar terkedecektir.
Geçtiğimiz günlerde, belediyenin Fuatavni'si ile sohbet ediyordum. Parti içinden biri olduğundan, belediyeleri, başkanları, ilişkileri iyi biliyor.
Anlattıkları tuhafıma gitti;
"Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin çevresindeki isimler, 3 ayrı kara liste oluşturdu ve sekreteryaya bildirdi. Listelerin ilkinde, paralel yapıyla anılan ve Başkan Özhaseki'nin yanında gözükmesi sakıncalı bulunan isimler var. İkinci listede ise, Özhaseki için değil de, Ak Parti'nin başarısı için çalışan partililer var. Üçüncü sırada da, Özhaseki'ye mesafeli duran bürokrat ve gazeteciler var. Onlar belediyeye geldiğinde sessiz alarm ilan edilir, kiminle görüştükleri, ne getirip ne götürdükleri, hangi iş için geldikleri rapor haline getirilip bu kurmay takımının önüne konur."
Bir deneme yapmaya karar verdim.
Yeni çıkan kitabımı Başkan Özhaseki'ye iletilmesi için Büyükşehir Belediyesi'ne bizzat götürdüm. Neyse ki, müracat biriminde görevli eski isimler yoktu. Genç bir arkadaş vardı. Kitabın bulunduğu çantayı bırakıp, "Bunu Sayın Mehmet Özhaseki'nin özel kalemine ulaştırırmısınız" diye rica ettim.
Görevli, kendilerinin bunu alamayacaklarını belirterek, bir dakika beklememi rica etti.
Bir kaç telefon görüşmesi yaptıktan sonra da, özür dileyerek, paketi aldı. Telefon numaramı talep etti, ben de bu görüşmeler sırasında hayli sinirlendiğim için tepkimi sesli dile getirdim, telefon numaramı bile vermeden paketi bırakıp belediyeden ayrıldım.
Güvenlik tamam.
Ama, eğer görüştüğü insanlar Ahmet Zorlu'nun kim olduğunu bilmiyorlarsa ki, ihtimal vermiyorum, o zaman da anlarım.
Kardeşim kağıttan çanta, açarsınız içerisinde ne var bakarsınız.
Sonra da, teslim alır teşekkür edersiniz.
Ancak bu kadar uğraştan sonra bu paketin teslim alınması, işgüzarlığın da ötesinde, belediyedeki kokuşmuşluğun göstergesidir.
Ben 1970'li yıllardan bu yana Kayseri'de gazetecilik yapıyorum.
Belediyeler de, öncelikli ilgi alanımda olmuştur hep.
Mehmet Özhaseki'nin temsil ettiği misyon Belediyeye seçildiğinde, kapıdakı "Belediye Sarayı" yazısını indirmiştir.
Çok yerinde bir karardı.
Ama önce Başkanın bulunduğu kat komple başkana ayrılmış, yetmedi, avam kapısı ve protokol kapısı yapılmıştır.
Yani başkanın bulunduğu bölüme açılan kapıdan giremezsiniz, girseniz bile yukarı çıkamazsınız.
Yani saray yazısı indi, içerde ultra lüks bir yapı oluşturuldu.
Nesli olmakla övündüğünüz Osmanlı'da bile Padişahlar, tebaya zaman ayırır, Cuma namazı için saraydan çıkarken de, arkalarından "Mağrurlanma padişahım senden büyük Allah vardır" diye seslenen bir grup yer alırdı.
Sanki peygamberler, padişahtan büyük değilmiş gibi..
Ancak bu günkü Büyükşehir Belediyesi'nde yakında, başkanın arkasından "Sen neymişsin be abi" diye bağrılmaya başlanırsa kimse şaşırmasın.
Çünkü, Mehmet Özhaseki'nin dışa dönük yüzü tamamen izole edilmiştir.
Onu toplumla bir araya getirmesi gerekenler, 007'lik yapıp ona her akşam aslı astarı olmayan raporlar sunuyorlar.
Sayın Özhaseki de, Büyükşehir Belediye Başkanı değil, kendini istihbarat birimi başkanı sanmaya başladı heralde.
Buradan ilan ediyorum, Büyükşehir yönetimi, Mehmet Özhaseki'nin büyük yalnızlığını hazırlamak için büyük bir çaba içerisindedir.
Yarın o talimatla attırılan manşetler, o tv programlarının devam edeceğini sanıyorlar.
Kesin, çıkar musluklarını da görün.
Sağlanan avantajlar ortada.
Şöyle Talas'a doğru uzanın önünüze çıkar.
Ama çeşitli karşılıklar verilerek sağlanan ve şimdilik sürdürülen dost hayatının sonu geliyor.
Korkarım, yine bu gün sakıncalı olarak gördüğünüz kalemler ilerde sizi savunmak zorunda kalacak.
Diğerleri ise yeni velinimetlerinin çevresinde saf tutacaktır.
....
Aradan sadece 1 yıl geçti.. Şimdi o dalkavuklar Mustafa Elitaş'a dokunabilmek için akla gelmedik şebeklikler yapıyorlar. Mehmet Özhaseki ise bir kenara kondu.
Bilmiyorum, ne demek istediğimi anlatabildim mi?