TAMAM DA?
Ahmet ZORLU
“Ziyaret ettiğim ülkelerde ‘medya şöyle diyor. Medya böyle diyor’ diyorlar. Bırakın medyayı halkınız ne diyor siz bana onu söyleyin dedim. Medya ile demokrasi olmaz. Halk varsa demokrasi olur yoksa olmaz. Öyle güçlü demokrasi vardır ki orada medya da güçlü olur. Eğer bir siyasetçi de medyasından korkuyor ve çekiniyorsa onun da sağlıklı siyaset yapması mümkün değildir.”
Tamam da Sayın Cumhurbaşkanı.
Medya dediğin o ülkelerde halkın sesidir.
Bakmayın bizde sizin sesiniz haline gelmesine.
Halk ne dediğini, ne diyeceğini belirlerken belli bilgi kaynaklarından yararlanır ya..
İşte medya, bu bilgi kaynaklarından en önceliklisidir Medya.
Eğer dediğiniz gibi, medya demokrasilerin vazgeçilmezi olmasaydı;
Ergenekon’un Savcısı olduğunuzu ilan edip, Ergenekon’un savcısına Zırhlı araç tahsis ettiğinizi, sonra da hapse tıkılma riski yüzünden bu savcının ülkeyi terk ettiğini,
Açılım adı altında yürüttüğünüz süreçte, Şivan Perver ile kolkola görüntüler verdikten, mutabakat zabıtları düzenledikten sonra, “Benim o zabıttan haberin yok” dediğinizi,
“Biz parti olarak her türlü milliyetçiliği ayaklar altına almış bir hareketiz” dedikten sonra, yerli ve milli edebiyatına yöneldiğinizi,
Almanya ve Hollanda yönetimlerine, hem de meydan mitinginde ‘Nazi kalıntısı bunlar’ dedikten sonra, “Bizim ağzımızdan öyle bir söz çıkmadı” diye açıklama yapmak zorunda kaldığınızı,
Gezi Kalkışması’ndan sonra “Bunlar faiz lobisinin tuzaklarıdır. Camiye ayakkabı ile girip içki içtiler, görüntülerini Cuma günü yayınlayacağız” demenizin üzerinden onlarca Cuma geçmesine rağmen, bu görüntüleri bir türlü ortaya çıkaramadığınız gibi, Caminin imamını, doğru söylediği için başka yere gönderdiğinizi,
“Hele şu 24 Haziran Seçimlerini hayırlısı ile atlatalım, ondan sonra bu kardeşinizin, dövizle, faizle nasıl mücadele edeceğini göreceksiniz” dediğinizin ikinci ayında doların yüzde 35 arttığını, faizlerin resmi olanının yüzde 25’e çıktığını, enflasyonun yüzde 26’yı bulduğunu,
Ülkede yaşanan her olumsuzluğa “Ey Trump” diye adres gösterdikten sonra memleket ekonomisinin yönetimini ABD’li şirkete verdiğinizi,
Ülkenin tarım alanları, pahalı girdi yüzünden ekilemez halde iken Sudan’da milyonlarca mekrekarelik tarım alanları kiraladığınızı,
Ülkenin hayvancılık tesisleri bir bir kapanırken, ne idüğü belirsiz ülkelerden gelen hastalıklı etlerin Şarbon’u yeniden hortlattığını,
Karadeniz Yaylalarını Araplara satarak elde edilen paraların, yolgeçen hanına dönen sınırlarımızdan ülkemize yerleşip bize bile kafa tutmaya başlayan Suriyelilere, Afganlılara nasıl kullanmak zorunda kaldığımızı,
Dış Politikada uygulanan geleceksiz hesaplar yüzünden, Başta Suriye olmak üzere, bir çok uluslar arası sorunda, iki cami arasındaki beynamaz misali ABD ile Rusya arasında kalarak ikisinin de desteğini kaybettiğimizi,
Anayasa Referandumunda, sandıklar kapandıktan sonra YSK’nın, kanunun açık hükmüne rağmen mühürsüz oyları ve zarflarını geçerli saydığını,
Nereden bilecekti bu millet.
Demek ki neymiş, Medya Toplumun bilinçlenmesi ve doğru bilgilere ulaşması için en kestirme yoldur.
Bunu da en iyi bilenlerden biri olarak, Medya kuruluşlarının yüzde 90’ınını kurduğunuz havuzda topladınız.
Medya, yani yazılı ve görsel basın yayın kuruluşlarının bağımsızlığı ifade özgürlüğü Anayasa ile güvence altına alınmıştır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o zor dönemlerde kurduğu Devletin Anadolu Ajansı, bu anlayış ile hayat bulmuş ve Atatürk, “Basın Özgürlüğünden doğan mahzurların yegane izale vasıtası ile basın özgürlüğüdür” diyerek, basının önemine, Cumhuriyet ve Demokrasinin ilk yıllarında vurgu yapma gereği duymuştur.
Ve benim asıl üzüldüğüm nedir biliyor musunuz Sayın Cumhurbaşkanı.
Siz basın özgürlüğün hiçe sayarken, demokraside neredeyse basının yeri olmadığını vurgularken, bazı anlı-şanlı üniversite hocalarının bu sözlerinizi alkışlamasıdır.
Muhtemelen, alkışlayanlar içerisinde İletişim Fakültelerinin yönetici ve hocaları da vardır.
Zira ülkeye gazeteci yetiştiren bu fakültelerde, son yıllarda öğretilen en önemli kural;
“Devlet çalgı, siz çengi, ayak uydurmaya bakır”dır.
Ondandır, her gün havuz gazetelerinde kalem sallayan sözde gazetecilerinizin, çengileri bile imrendirecek kadar bel kırıp gerdan kıvırmaları..