TAMAM DA OLMUYOR
Ahmet ZORLU
Paul Satre der ki; Hayatta o kadar çok yapılacak hata varken aynı hatayı tekrar tekrar yapmanın anlamı yoktur..
Aylardır bir komedi izliyoruz milletçe. Daha doğrusu kabus ambalajına sarmalanmış beceriksizlik, boşvermişlik, ne yapacağını bilememenin ama 'Durun ben hallederim'de ısrar etmenin dayanılmazlığını yaşıyoruz.
Klasik uygulama.
Bomba patlıyor, RTÜK ve Mahkemeden ardı ardına yayın yasağı, Facebook ve Twıtter'a kısıtlama, ambülanslarımız 4 dakika içerisinde olay yerindeydi açıklaması, en üst perdeden kınama ve ardından yeni bir patlamanın ne zaman yaşanacağına odaklanma..
Tabi bununla da kalınmıyor, hızlı bir şekilde hazırlanan fatura kim oldukları belli olmayan dış güçlerin önüne konuluyor. Terör PKK Menşe-i'li ise günlerce malzeme yapılıyor. IŞİD Menşeili ise en kısa yoldan unutturulmaya çalışıyor.
Beyler Hindistanın bilge Devlet Adamı Gandi'nin güzel bir sözü vardır:
"Milletler uyuyorsa onları uyandırmak kolaydır. Ama uyuyor gibi yapıyorsa uyandırmak imkansızdır.."
Bizde malesef son zamanlarda uyuyor gibi yapanlar yönetim kademelerinin başında yer alanlardır.
Zira terör gençlerimizi katletti faturası hala ortada.. İşçileri, örgütlü toplum kesimlerini hedef aldı, kimse sorumluluk almak istemedi. Alman Turistleri vurdu, 'Canım her olayda istifa mı olur' kolaycılığına kaçıldı. Genelkurmay'ın burnunun dibinde bomba patlattı, 'Bu istikrara yapılan saldırıdır' denilerek sanki istikrar varmış oyunu oynandı. Kızılay'da sivil halk hedef alındı, 'Terör sadece bomba patlatarak olmaz, yazarak çizerek de olur, o nedenle terör tanımının içerisine yeni düzenlemeler zerk edeceğiz' denilerek yazan çizenlere aba altından sopa gösterildi. Ve dünya insanlarının İstanbul'a geldiklerinde uğramadan edemedikleri, Türkiye'nin her yerinden insanların İstanbul gezilerinde uğrak yeri olan İstanbul'un, İstiklal Caddesi'nde Canlı Bomba kendini patlattı, yine fatura dış güçlerin önüne kondu.
Artık, "Beceremiyorum" diyerek üzerine sorumluluk alacak bir bakan, yönetici ne zaman çıkacak bilmiyorum.
Ama;
Son iki saldırı öncesi ABD ve Alman temsilcilikleri kendi vatandaşlarına uyarı mesajları yayınladılar..
Dediler ki;
'Türkiye'de bulunan Sevgili vatandaşlarımız, Ankara'nın insan hareketi bakımından yoğun bölgelerine bu günlerde can güvenliğiniz bakımından pek uğramayın. İstanbul'da da belli noktalar risk taşıyor.' Yetmedi, konsolosluklar çalışmaya bir gün ara verdi. Okullarını tatil ettiler. Temsilciliklere bağlı birimler hizmet vermedi.
Peki bizim medyamız ne yaptı. Alman ve ABD Temsilciliklerine sun-i korku yarattıkları suçlaması getirdiler. Başbakan Yardımcımız 'İnadına çıkın sokağa' diye çağrı yaptı.
Sonuç mu?
Onlar haklı çıktı.
Kör terör İstanbul'u görmeye. İstanbul'da gezmeye gelenleri, sırf insan oldukları için hedef aldı.
Beyler, sağduyu sahipleri artık yaşananları daha gerçekçi bir gözle inceleyin.
Başbakan, Cumhurbaşkanı bir yere gezmeye giderken o ildeki potansiyel tehlike gördüğünüz insanları gecen nasıl topmluyorsanız, Işid Belası, PKK Belası için de bu tür bir yöntem geliştirin. Işid modern yayın organları hazırladığı sürece onun insan kaynağını yok edemezsiniz.
Yaptıkları her eylem sonrası sevinç naraları atan PKK örgütünün kümelendiği noktaları tespit edip, onlar eylem yapmadan, onlar bomba patlatmadan etkisiz hale getiremezsiniz yine başarılı olamazsınız.
Sosyal Medyayı yasaklayarak, halkın bilgilenme imkanını ortadan kaldırarak terörle mücadele edilmez.
Siz biliyor musunuz, sosyal medyada her patlama sonrası binlerce insan kınama mesajı yayınlıyor. Elbette, eleştiri de olacak. Demokrasi dediğiniz böyle bir yönetim şeklidir.
Ve hepsinden önemlisi, Türkiye Terörle Mücadele Konseptini yeniden ele alıp gönden geçirmek durumundadır.
Eğer bu gün İsrail, ABD ve Avrupa ülkeleri terör konusunda bu kadar etkin önlemler alabiliyorsa Türkiye'de de bu pekala mümkündür.
Ancak önlem alırken, insanların hak ve hürriyetlerini de güvence altına almak zorundasınız.
Bunu yapmadığınız sürece, her gün alacağınızı sandığınız önlemlere karşı toplumun itaatsizliği ve tepkisi ile karşılaşırsınız.
Bunun da yolu, işi ehline yaptırmaktan geçer.
İstihbarat, Emniyet ve tüm güvenlik birimlerinin bu anlamda yeniden yapılandırılması ve sır küplerinin değil, akıl küplerinin, mantık küplerinin bu kurumların yönetimine getirilmesi gerekir