Ahmet ZORLU

STRATEJİ..

Ahmet ZORLU

Aday belirleme sürecinde, demokrasiye en yakın duran siyasal partiye, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bakıyorum da “Demokrasi Gömleği”ni bu milletin sırtına geçiren bu partinin hala Demokratik kriterleri kendi içine bile sindiremediğini üzülerek seyrediyorum.

Zira şu son iki ay içerisinde “O varsa ben yokum, o yoksa ben varım” tartışmasının en yoğun yaşandığı siyasal oluşum oldu Cumhuriyet Halk Partisi..

Oysa bu ülke, oysa bu millet bu güne kadar ne çekti ise ‘Onun adamından’, ‘Bunun adamından’ çekti.

Ve gelinen noktada, artık bir aday, bir parti değildir sandığa gidenlerin kaygısı.

Kaygı, Demokrasinin ne kadarını hasarsız kurtarabileceğimizdir.

Kaygı, Cumhuriyet’in imar ettiği ve tek tek satılan ülke değerlerinin hiç değilse kalanının kurtarılmasıdır.

Kaygı, Türkiye’nin temel taşından çatısına kadar her zerresinde emeği, fikri yönlendirmesi olan Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu ilke ve devrimlerin, yara almayan bölümlerinin gelecek nesillere aktarımıdır.

Kaygı, yoksulluğa, açlığa sürüklenen milletin çok büyük bölümünün içinde bulunduğu efsunlanmış halden kurtarılması, çıkarılmasıdır.

Kaygı, ağızlara sakız edilen ‘Beka’ kavramının Devlet’in bekası mı, Devlet Bey’in bekası mı olduğunun izaha muhtaç olmasıdır.

Kaygı, yok edilen hukuk ve adaletin yeniden inşasıdır.

Kaygı, Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin yerine konulan melez sistemin bir an önce yerini yeniden Laik, Demokratik Parlamenter Sisteme bırakması için ortaklaşılmasıdır.

Ve kaygı, 31 Mart seçimlerinde iktidar ve ortağının hiç değilse sandık tavanına kafalarının çarpmasının sağlanması, 31 Mart’ın muhtar, belediye başkanı seçiminin ötesinde bu ‘ucube rejime’ güvenoyu niteliğinde olduğunun hatırlanması, hatırlatılmasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan iken Numan Kurtulmuş’un Has Partisi’ni kapatarak AK Parti’ye geçişine zemin hazırladı, tek bir AKP kurmayından itiraz sesi duydunuz mu?

Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan iken Süleyman Soylu’yu, DP Genel Başkanlığından alarak en yakın kurmaylarından biri olmasını sağladı, tek bir AKP Kurmayından bir itiraz işittiniz mi?

Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan iken Merhum Alparslan Türkeş’in bir oğlunu bir dönem milletvekili yaptı, hiç itiraz eden oldu mu?

Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan iken Merhum Alpaslan Türkeş’in diğer oğlunu alarak Ak Partiye getirdi, bakan yaptı, başbakan yardımcısı yaptı, milletvekili yaptı, tek bir AKP’li kurmayın ama dediğini, fakat dediğini işittiniz mi?

Ve nihayetinde Sayın Cumhurbaşkanı, Merhum Alpaslan Türkeş’in bin bir emekle kurduğu, bin bir çileyle hayat verdiği partisini, genel başkanını toptan transfer etti, Ankara’dan bir itiraz var mı?

Peki AKP saflarına katılan ve en koyu AKP Savunucusu olan bu isimler nedeniyle, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti savunduğu hangi görüşünden vazgeçti, geri adım attı?

Ama CHP’ye gelince, “Benim adamım, ben aday olmazsam karşı partiye giderim” anlayışı hakim.

Mustafa Sarıgül ve Canan Kaftancıoğlu  olayını bu şekilde değerlendirmek gerekiyor.

Tamam, milletin önüne sandık konur, parti üyelerinin oylarıyla aday adayları oylanır, hatta seçim kurulu denetiminde önseçim yapılır. O zaman anlarım.

Ama CHP Genel Merkezi bir yandan İyi Parti ile asgari müştereklerde ittifak kurmak, diğer yandan sadece CHP’lilerin değil, toplum kesimlerinin üzerinde mutabık kalacağı adaylar belirlemek, bir diğer yandan da kamunun ve belediyelerin her türlü gücünü kullanmakta beis görmeyen AKP ve ortağı MHP ile demokratik bir mücadele ortaya koymak zorundadır.

Aynı sorumluluk Millet İttifakı’nın bir diğer cephesi İYİ Parti içinde geçerlidir.

Unutmayın, yarın yaşayacağınız bir seçim hezimetinde ‘Filanı niye aday göstermediniz’, ya da filan yerde neden ittifakı böldünüz diye değil, “Cumhuriyete, demokrasiye, Atatürk İlke ve Devrimlerine sahip çıkamadınız” diye halk tarafından hüküm altına alınacaksınız.

Yani konu filanın adaylığı değil.

Evet gerçekten beka sorunu yaşıyor Türkiye.

Ama iddia edildiği gibi dış güçlerin işgali sorunu değil yaşadığımız.

Demokrasi’nin, Adaletin, Cumhuriyet’in bekası için bir araya gelinmelidir.

Sefaletin, açlığın, ekonomik kaosun, Türkiye’nin içine düşürüldüğü çaresizliğin de halka en etkili şekilde anlatılması gerekir.

Aksi takdirde, yarın savunulacak bir demokrasimiz kalmayacağı gibi, ellerimize fener alıp sokaklarda adalet arayacağımız günler yakındır.

O nedenle bırakın parti liderlerini, aldıkları ve alacakları her kararın arkasında durun.

Eğer bir seçim başarısızlığı olursa o zaman da adamları bir kenara koyun.

Ama siz böyle kavga ettiğiniz, bu kavganızı iktidara güç, Millet İttifakını bölmek için tahrip malzemesi olarak kullandığınız sürece yarın elinizdeki belediyeler de gidecek, benden hatırlatması..

Yazarın Diğer Yazıları