SİZ NE DERSİNİZ?
Ahmet ZORLU
Buradan uyarıyorum..
Memlekette, izlenen tek adamın iki dudağı arasındaki ekonomik uygulamalar, her sektörü yolun sonuna getirdi.
Konut satışlarına, otomotiv ürünü satışlarına, beyaz eşya ve mobilya satış rakamlarına göz attığınızda, hepsinde çok büyük bir geriye gidiş söz konusu.
Mesela konut sektörünü ele alalım.
Hükümet ve belediyeler, gökyüzü boşluğunu değerlendirmek için, özellikle kentsel dönüşümde müteahhitlere çok katlı yapılaşmanın önünü açtılar.
Müteahhitler de, hak sahipleri ile yaptıkları sözleşmelerde Kayseri’de bile 20’li katları gündeme getirip, bazıları eski binaları yerle bir edip işe bile başladı.
Ama Sayın Cumhurbaşkanının, “Dikey değil, yatay yapılaşma” uyarısı üzerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı önüne gelen projeleri, “Bu binayı 4 kat tıraşla” diyerek geri çeviriyor.
Mesela 6 katlı binada hak sahipleri ile 10 katlı üzerinden sözleşme yapan müteahhitten şimdi yapacağı binayı 6 kata indirmesi isteniyor.
Sektör yetkilileri, dövizdeki istikrarsızlık yüzünden tonu 1500 lira iken yaptıkları sözleşmelerden sonra sadece demir maliyetinin ton başına bir ara 4500 liraya kadar yükseldiğini belirterek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın anlaşılmaz tutumundan yakınıyorlar.
Kayseri başta olmak üzere, birçok kentte, Kentsel Dönüşüm Şantiyelerinde yaprak kıpırdamıyor.
Müteahhitler, ellerindeki tamamlanmış konutları yok pahasına satarak ayakta durmaya çalışıyor.
Yakında büyük iflasların başlamasından endişe ediliyor.
Kayseri’de, büyük bir gizlilik içerisinde 90 bin liraya sıfır daire devredip paraya çevirenler olduğu bilgileri geliyor.
Daha ev almak isteyenlere bankaların hazırladığı, ‘Tefeci faizi’ niteliğindeki faiz oranlarından bahsetmedim bile.
Hala iktidar partisinin belediye başkan adayları ise “Kentsel Dönüşüm” müjdesi ile seçim kazanmaya çalışıyor.
Otomotiv Sektörünün durumu da vahim.
Bu güne kadar, orta gelirli ailelerin temel ihtiyaç olarak gördükleri otomobil, aile bütçesinde büyük bir kara delik haline geldi.
İkinci el oto pazarlarında alıcı yok, satıcı ise istemediğin kadar.
Mobilya satıcısı, mobilya üreticisi iç pazarda yaşanan daralma yüzünden stok yaparak ayakta durmaya çalışıyor.
Sadici ihracata dönük çalışanlar hallerinden memnun.
Beyaz Eşya’da en büyük üretici firmaların kilit ellerinde, seçimi bekledikleri bilgileri geliyor.
Mısırdan gelen patates, adını bilmediğimiz ülkelerden getirilen sıfır gümrüklü et, Kanada’dan getirilen nohut, Rusya’dan getirilen Buğday da tarımsal ürün fiyatlarındaki korkunç artışın önüne geçemiyor.
Manav tezgahlarındaki fiyat etiketleri, kuyumcu vitrinlerindeki etiketlerle yarışıyor.
İktidar Partisinin adayları, sanki gizli bir talimat almış gibi, dar gelirlilerin oturdukları semtlere, semt pazarlarına uzak duruyor, böylece oluşacak tepki selinin oluşmamasına çalışıyor.
Halkın, üreticinin, aracının, satıcının yaşadığı büyük sıkıntıya rağmen, tepedekilerin oluşturduğu görkem ve şatafat görüntüleri ise vicdanları kanatmaya devam ediyor.
Döviz Cuma günü yine birden bire kanatlandı.
Neyse ki Cumartesi, Pazar girdi araya da 5.76’da kaldı.
Maşallahı var, Sayın Maliye ve Hazine Bakanımız ise ‘Yel Değirmeni’ haline gelmiş bozuk ekonominin üzerine kılıçla gidiyor ve yetmiyormuş gibi bir de “Dolar yumruğu yedi, 5 liraya demir attı. Şimdi dolar 6-7 liradan dolar stok edenler ne yapacağını bilemez durumda” diye hava atıyor.
Peki, ‘vatandaşın durumu nedir?’ derseniz.
Bu garip millet, Cumhuriyet ve Demokrasi Tarihinde hiçbir zaman kendini bu kadar çaresiz, bu kadar korumasız, bu kadar pişman, bu kadar da kararlı hissetmemişti.
Sanki ufukta 1989’un farklı bir versiyonu var gibi geliyor bana.
Siz ne dersiniz?