Ahmet ZORLU

SİYASETİN BÖYLESİ

Ahmet ZORLU

Çıkıyor bazıları, “Referandumda hayır demek Fetö’ye hizmet etmektir” edebiyatı yapıyor.

Ama bir yandan da el altında Fetö soruşturması kıskacında olanlar ile günümüzün tahakküm edenleri ele ele, kol kola pozlar vermeye başladı.

Yazmayayım diyorum ama ısrar ediyorlar gündeme gelmek için..

Kayseri Şeker Fabrikası’nın Boğazlıyan Cumhuriyet Savcılığı’ndaki soruşturma dosyası otobüse bindi ve Yozgat’a gitti. Gider gitmez dosyada, hakkında yurtdışı yasağı bulunan Hüseyin Akay’ın yurtdışı yasağı kaldırılıverdi.

Bu hızla gidilirse, Şeker’in tutuklu eski ve yeni yöneticileri da yakında tek tek salınıverir ve işlerinin başına geçerler inşallah!

Yozgat Savcılığında bu karar alınırken MHP Kocasinan İlçe Başkanı Serkan Tok “Fetö’nün Kayseri’deki son kalesi Şeker Fabrikasıdır” diye feryat ediyor, Boğazlıyan MHP İlçe Başkanı da kucağında Şeker Dosyası ile Devlet Bahçeli’nin huzuruna çıkıyordu.

Sadece bu kadar mı, hakkında yurtdışı yasağı kalkan Hüseyin Akay, AKP’li Bakan ve milletvekillerinin de katıldığı bir toplantı düzenleyerek çiftçiye, “Bakınız iktidar partisi benden vazgeçmedi. Yine adayım ve partinin desteği ile kazanacağım” mesajı veriyordu.

Bu toplantı devam ederken, bir Şeker Pancarı Çiftçisi bir fotoğraf attı Watsapp’tan. Sayın Bakan ile Şeker Yöneticisi Osman Canıtez’i bir karede gösteren.

Altına da, “Sayın Canıtez bu fotoğrafı çektirdikten sonra hakkındaki denetimli serbestlik hükmü gereği karakola gidip imza vermek zorunda. Hakkındaki iddia ise Fetö üyesi olmak” diye yazdı.

Fetö ile mücadele konusunda diğer illeri bilmiyorum, ancak Kayseri’de sinen, pusan, itirafçılık boşluğundan faydalanarak serbest kalan Fetö artıkları, artık karşı atağa geçti bile.

Fetöyle bağlantılı isimler, hamileri olan bazı siyasilerin arkasından el pençe yürüyorlardı, şimdi yanlarına geçtiler ve onları da yanlarında meçhule doğru sürüklemeye başladılar.

Bu güne kadar Şeker ile ilgili yazdığım yazıların kelime aralarından itham çıkarmaya çalışan bazı aklıevveller, akıl hocalarının talimatı doğrultusunda dava açarak olanı olduğu gibi aktaran kalemleri de susturmaya çalışıyorlar.

Bunu yaparken de çamurun en cıvığını sıçratma gayretine girdiler. Bilmiyorlar ki, her iftiranın, her ithamın kanuni bir yaptırımı vardır. Susturmaya çalıştığınız insanlar da yasayı, hukuku bilir ve karşı dava müessesini devreye sokar.

Diyeceğim, son günlerde ‘Fetö’nün önde gelenleri ile devlet gücünü elinde bulunduran bazı siyasiler pazarlık yapıyor’ iddiasını doğrular nitelikte gelişmeler yaşıyoruz Kayseri’de.

Ama bu kafadakiler ile Sayın Cumhurbaşkanı'nın söylemleri birbirini tutmuyor.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın "İnlerine gireceğiz, inlerine" sözü hala yankılanırken, bazı siyasilerin toplantı salonlarında saf tutup girip kıskaçtakilere methiyeler dizmeleri çelişkinin daniskasıdır.

Zira bu toplantı ile ilgili kalın bir dosya Sayın Cumhurbaşkanına gönderildi bile. Hele bir yandan mevcut şeker yönetiminin sırtını sıvazlarken diğer yandan Şeker için aday listesi çalışması yapmak ise ikiyüzlülük olarak tanımlanabilir ancak.

Bu konuda söyleyebileceğim tek şey, Fetö'ye bulaşmışları düştükleri bataklıktan kurtarmaya çalışan siyasiler, onları kurtarmak yerine kendileri de boğazlarına kadar bu çamura bulanmaya mahkumdur.

Zaman bu söylediklerimi haklı çıkaracaktır.

 

 

ASIL GÜNDEM..

Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 6 kez gitmesine rağmen 7 kez iktidar olmayı ‘Mutfak ekonomisi’ ile başarmış bir isimdir.

‘Mutfakta yangın var’ tanımı ona aittir ve hayat pahalılığını, ekonomik sıkıntıları hep mutfaktan örneklerle dillendirirdi.

Merhum yaşasaydı, son yangının mutfak diye bir şey koymadığını gözleriyle görecekti.

Akdeniz’deki üreticinin 70 kuruşa sattığı domatesin kilosu manav tezgahında 9-10 lira. Akdeniz bölgemizde alıcı olmadığı için hayvan yemi yapılan mandalina-portakal 5-8 lira..

Komşu ülkelerde kilosu 4-7 Avro olan et bizde 50 lira..

Dolar talimata rağmen  tırmanmaya, faiz talimatlara rağmen yükselmeye devam ediyor.

Yoksulluğu yeneceğim dediği için iktidar yaptığımız zümre, yoksulluğu hiç silinmeyecek hale getirip kurumsallaşmasını sağladılar.

Bir avuç mutlu azınlığımız ise dünyadaki zenginler listesindeki sayısını her yıl biraz daha artırıyor.

Kamuda lüks, şaşaa, görkem vicdanları rahatsız edecek boyutta.

Ülkece, milletçe bir ekonomik kaosa doğru sürükleniyoruz.

Ama siyasetin gündemi evet-hayır.

Ekonomi, fakirlik, açlık, sefalet hiç kimsenin gündeminde değil.

Allah, birinin, birilerinin değil, Türk Milleti’nin ikbali ve istikbali için kafa yoracak yönetenlerin yolunu açık, işini rast getirsin.

Yoksa millet olarak, ülkemiz üzerindeki istikbal güneşinin batışını hüzün ve çaresizlik içinde seyredeceğimiz günlerin çok yaklaştığını görür gibiyim..

Bunu nereden çıkardın derseniz;

“Bir ülkede küçük insanların gölgeleri devleşiyorsa, o ülkede güneş batıyor demektir..”

Yazarın Diğer Yazıları