Ahmet ZORLU

SIRADA KİM VAR?

Ahmet ZORLU

Abdüllatif Şener, Ertuğrul Günay, İdris Naim Şahin, Hakan Şükür, Dengir Mir Mehmet Fırat, Erdoğan Bayraktar, Yaşar Yakış, Abdullah Gül, Ali Babacan, Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin, Bülent Arınç.

Bu isimler Ak Parti'ye damga vuran ve Recep Tayyip Erdoğan'ın bir zamanlar en yakınında duran isimlerdi.

Şu anda fiili olarak kapının önüne kondular. Bazıları, hatta büyük bölümü Fetö’den damgalı. Sistemli olarak da yeni Prensler, Yiğit Bulut, Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, Tuğrul Türkeş gibi köşe başlarına yerleşen sonradan AKP'liler tarafından yıpratılıyorlar.

Yukarda saydığım isimlerden Abdullatif Şener, yaşananlara ilk isyan eden ve kendi isteğiyle milletvekili adayı olmayan isim. Bülent Arınç da tahammül sınırlarının son demine kadar partide kalan ama şu anda Fetullah Gülen’in 1 numarası olarak lanse edilen isim.  Ali Babacan kabinenin an güvenilin isimlerindendi. Yiğit Bulut’a kurban edildi.   Sayın Abdullah Gül de, yaşanan bir çok şeyi görmemezlikten gelmesine rağmen, yeri ve zamanı geldiğinde sağduyudan yana görüş dillendiren bir isimdi. Ama 15 Temmuz’la birlikte beyaz bayrak açarak kayıtsız   şartsız teslim oldu, buna rağmen kenarda tutuluyor.

Bunların ortak özelliği,  yeri geldiğinde de, "Ama' diyebilecek medeni cesareti göstermeleriydi.

Tamamının akıbeti aynı oldu.

Parti onlara mesafe koydu, yerlerine yeni prensler yarattı. Casus, Bilo gibi çirkin yakıştırmalara maruz bırakıldılar.

Şimdi tamamı, rahatsızlıklarını ortak bir dille seslendiriyorlar, ancak geç kaldılar. Zira seslerini duyuracak imkanları kalmadı.

Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğunda, Recep Tayyip Erdoğan kadar, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Abdüllatif Şener gibi isimler parti aracının yürüyen aksamını oluşturuyorlardı.

Şu anda aracın 3 tekeri stepneden oluşuyor.

Dolayısıyla, partinin kuruluş felsefesi olan yoksullukla mücadele, yolsuzlukla mücadele ve yasaklarla mücadelede verilen sözlerin tersi hayata geçirildi.

Tıpkı Necmettin Erbakan'ın kurduğu Refah Partisi'nde, parti iktidar olur olmaz yılların çilekeş partililerinin yerini 'Her devrin adamları'nın aldığı gibi, AKP'ye söven, sayan ne kadar ilkesiz varsa Sayın Cumhurbaşkanının çevresinde bir halka oluşturdular. Partiyi bu günlere taşıyan sağduyunun sesi isimleri önce Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra, partiden uzaklaştırmanın ortak çabasını sergiliyorlar.

Bu ekibin son  marifeti, kamunun ekonomik omurgasını oluşturan köklü kurumların, Varlık Yönetimi Fonu adıyla kurulan ve yönetiminde olduğu kadar kumandasında da Jöleli’nin söçz sahibi olduğu  bir kuruma devredilmeleri oldu.

Başbakana bağlanan bu kurumlar, Nisan Referandumunda Evet çıkması durumunda doğrudan Cumhurbaşkanına bağlanmış olacak.

Yani, Yasama, yürütme, yargı gibi devletin omurgasını oluşturan kurumlar yetmedi, devletin ekonomik omurgasını da Sayın Cumhurbaşkanı ve ekibi Şekillendirecek bundan sonra.

Yani Ak Parti tek başına iktidar.

Ama Ak Parti'nin içinde hakim güç, 'Menfaat koalisyonu' artık.

Peki yerelde durum nedir dersiniz;

Şu anda Kayseri başta olmak üzere, partinin güçlü olduğu illerde kurulan ispiyon mekanizması ile, herkes birbirini ispiyonluyor.

Mehmet Özhaseki, Fetullah siciline rağmen yerini korumaya çalışıyor. Taner Yıldız'ın önünü damat beyle kestiler. Mustafa Çelik, adını benimsetmeye yönelik çalışmalara imza atacak ama, Özhaseki’nin gölgesinden çıkmasına izin verilmiyor. Ahmet Çolakbayraktar'ın Müsiad döneminde cemaat mensupları ile muhabbeti, başkan olduktan sonra cemaate yakın belediye yöneticileri ile iyi ilişkileri rapora döküldü. Palancıoğlu’nun Oran’lı yıllarda Fetö şirketlerine sağladığı kolaylıkları bilmeyen, hazırlanan raporları okumayan yok.

Büyükkkılıç,  Süleyman Çetinsaya ile bağlantıları, geçcmişte verdiği bazı imar izinleri ile kontrol altında tutuluyor.

Siz sanıyor musunuz, parti çatısında başlayan hasar aşağıya yansımayacak, il teşkilatları, belediye başkanları bundan etkilenmeyecek.

Hele bir Nisan Referandumunda, sonradan partililerin dediği olsun, bakın o zaman kaç milletvekili, kaç belediye başkanı, kaç parti yöneticisinin boynu siyaset giyotinine vuruluyor.

Yani diyeceğim, AKP kuruluş yıllarındaki ruhu kaybetti. Artık partide sonradan olmalar söz sahibi. Onlar Recep Tayyip Erdoğan’ı kalkan olarak kullanıyor ve partinin gücünü yanlarına alarak Türkiye’de ekonomik, sosyal, siyasal düzeyi yerle bir ediyorlar.

Koltuğumu korurum belki, ya da sesim çıkarsa harcanırım korkusu ile köşelerine pusan, sinen Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik gibi isimler başta olmak üzere yaşananlara sessiz kalarak, üzerlerine çamur bulaşmasından kurtulacağını sananlar, çok değil 2 yıl içinde, “Keşke yapılanlara sessiz kalmasaydım” diyecek ama korkarım o zaman vakit çok geç olacak.

Bu eleştirim, her platformda görüşlerini açık açık dile getiren Abdüllatif Şener’i kapsamamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları