ŞİMDİ DEMOKRASİ ZAMANI..
Ahmet ZORLU
Türkiye büyük bir badireyi, biraz kabarık bir fatura ile atlattı.
Türk Milleti'ne, ulusumuza geçmiş olsun diyorum.
Ben 12 Eylül Darbesi yapıldığında, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde vatani görevimi yapıyordum. O günlerde özgürlüğün de, adaletin de bir atanmışın iki dudağı arasında olduğunu gördüm.
1983 yılında da, bulunan bir dernek üyeliğim nedeniyle gözaltına alınarak Zincidire'de sorgudan geçirildim.
Yani darbenin iki tarafında da bulundum.
Sanırım demokrasiyi ondan çok seviyorum, sanırım ülkenin geleceğinin sağlam demokratik bir rejimde olduğuna ondan inanıyorum..
Demokrasinin olmazsa olmazı, sağlam, herkese eşit mesafeli, devlet kurumlarının tıkır tıkır işlemesinden geçer.
Demokrasilerde kumpas olmaz. Demokrasilerde devlet kurumlarının bir bölümü oy desteği hatırına birilerinin çiftliği haline getirilmez. Demokrasilerde kamu imkanları herkes için eşit paylaştırılır. Demokrasilerde yönetici atanırken, liyakatına bakılır. Demokrasilerde Cumhurbaşkanının da, komutanın da, memurun da, odacının da görevi bellidir. Görevlerindeki performansa göre değerlendirilirler.
Ve hepsinden önemlisi, demokrasilerde devlet görevini yaparken, görevini kimseyle paylaşmaz.
Devlet kurumlarını görevlerini hakkıyla yaptıkları için de biz yurttaşlar, evlerimizde huzur içinde yaşarız.
Demokrasilerde, halkı galeyana getirecek uygulamalardan kaçınılır. Bir nümayiş durumunda devlet güvenlik birimleri vatandaşı sokağa değil, evine davet eder, 'Biz duruma hakimiz, lütfen siz de sükunetle evinize çekilin' çağrıları yapılır.
Evet, 15 Temmuz kalkışmasının başarısızlığa uğramasında, halkın sokağa çıkması büyük rol oynamıştı.
Ama aslolan, o halkın yönlendirme ile değil, kendiliğinden sokağa çıkıp demokrasiye sahip çıkmasıydı. Nitekim saat 22.30'dan sonra bu hareketlenme kendiliğinden başlamıştı.
Yani bu toplum demokrasinin değerini biliyor ve bir ara rejime zaten izin vermeyecektir.
650 bin kişilik oluşumu ile Dünyanın sayılı büyük Ordularından olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin toplam sayıları 2 bini bile bulmayan bir bölümü tarafından ülke yönetimine el konulacağını sanmak zaten en büyük handikaptı.
Dolayısıyla o çağrı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutanından erine kadarki bölümüne yapılmalıydı ve göreve çağrılmalıydı bu büyük dinamik güç.
O zaman, bu ülkede yaşayanların çok büyük ekseriyeti rahatsız olacağı görüntüler yaşamaz, bu kalkışma o zaman da bastırılırdı.
Bir kafa kesme tartışmasıdır sürüyor.
Ama sıkıntı bununla bitmiyor.
Bir takım magandalar, oluşturdukları görüntülerle 'Lanet olsun size' dedirtti ülkede..
Kemerle gariban erleri joplayanını mı ararsın, 'dördünü öldürdük sıra beşincide' sözleri sosyal medyada dolaşanını mı ararsın. Gecenin 03.30'unda aracına taktırdığı son model ses sistemi ile mehteran müziğini sonuna kadar açıp aracının camından pala sallayanını mı ararsın. Bindiği son model aracın camını açarak, balkonlarından olanı biteni izleyenlere, 'Yatın a.k.larım' diyenini mi ararsın. Kent trafiğini allak bullak edenini mi ararsın. Sokaktaki gençlere 'Vatan haini' yaftası yapıştıranları mı ararsın. Kısacası, çağdaş bir ülkeye yakışmayan her türlü görüntüye şahit olduk Cumadan bu yana.
Görüşlerine değer verdiğim biri dün sosyal medya sitesinden şöyle bir paylaşımda bulundu;
"Sistem darbe üretiyorsa, sistemi değiştirmeliyiz.."
Bir imam çıkıyor ve cenaze töreninde dua ederken, 'Allah okumuşların şerrinden bizi korusun' diyebiliyor.
Oysa ülkeler, eğitimle, kültürle kalkınır.
Eğitime, kültüre, sanata, sosyal gelişmişliğe önem veren demokrasilerde hırsızlık olmaz. Yolsuzluk olmaz. Magandalar sokakta insan joplamaz. Demokrasiye böylesi ülkelerde önem verilir ve geliştirilmesine çalışılır. Hukuk kurumlarının devletin temeli olduğuna inanılır. Oralarda da silahlı kuvvetlerin içindekiler darbeyi akıllarına bile getiremez.
O nedenle diyorum ki, 'Bu güzel ülkemin temelleri, bağımsızlık üzerine, laiklik üzerine, demokrasi üzerine, hukukun üstünlüğü ilkesi üzerine ve parlamenter demokrasi üzerine' atılmıştır..
Ara sıra bu temellerin üzerinde yükselen bu kavramlara yapılan saldırılar yüzünden bu gün bu değerler AKM binası gibi geleceğini aramaktadır.
Ama demokrasinin engellendiği, hukuğun engellendiği, adamına göre kurumların yaratıldığı bir dönemde darbe girişimi de olur, başka şeylerde..
İki gün içinde binlerce kamu görevlisi ve güvenlik mensubuna görevden el çektirildi.
Bunu bir darbe sonrasına bırakacağınıza, kademeli olarak 15 yılda yapsaydınız ve liyakati esas alsaydınız bu gün gelinen noktaya gelir miydik..
Son uyarım, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik düşmanca tutumu geliştirmek isteyenleredir.
Şanlı Türk Ordusu, bu günün darbecileri ve onların tutması olmuş koltuk heveslilerinin kumpası ile darbeci üreten konuma gelmiştir.
Kumpaslarla Türk Silahlı Kuvvetlerinden uzaklaştırılan şerefli Türk Subaylarına bu reva görülmeseydi, sırtları sıvazlanarak bir kaç kademe atlatılıp ordunun kilit noktalarına yerleşen darbeciler böyle bir kalkışmayı göze alabilirler miydi?
O nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Türkiye'nin gözbebeği olmaktan hiç bir propaganda alıkoymayacaktır.
Bu büyük kargaşa sırasında suçsuz ve günahsız bir şekilde Şahadet Mertebesine yükselen bütün kardeşlerime Allah'tan Rahmet, Türk Milleti'ne başsağlığı diliyorum.
Unutmayalım, Türkiye'nin geleceği Demokrasi ile, Cumhuriyet ile, Bağımsızlık ile daha aydınlık olacaktır..