Ahmet ZORLU

SEVGİ..

Ahmet ZORLU

Dün Dünya Sevgililer Günü adıyla yeni bir tüketim çılgınlığına imza attı.

Bankalara ait POS Cihazları toplumu borçlandırma adına harıl harıl çalıştı.
Sevgi güzel ve ulu bir kavramdır.

Ve  bizim ihtiyacımız toplumsal sevgidir.

Birbirimizi anlamaktır, birbirimize saygılı davranmaktır.
Sevgiliye alınan bir tek taş veya bir gül, bir gönül kazanır.

Oysa ülke adına, millet adına, uzlaşı adına atılacak bir adım, çok farklı sonuçların doğmasına vesile olur ve değeri bence çok daha yüksektir.
´Toplumsal sevginin´ kaynağı, insanın içinde ki sevgi nidaları ile çağlayıp sevmek ve sevilmek isteyen kalptir.

Tıpkı bir bitkinin sürekli suya teşne olması gibi kalp de kalbe karşı teşnedir. 
Bu yüzden sevgi ekilen bahçe zamanı geldiğinde yeterince sulanmalı ve bu bahçeye değişik sevgi türleri ekilmelidir. 
Çok iyi anlaşılmalıdır ki ne ´sevgi´  menfaattir ne de ´inanç´ , kişinin kendi çıkarı için kullanacağı bir silahtır. 
Menfi durumların doğurduğu siyasi cephelerin oluşumu ve radikal kutuplaşmaların ortaya çıkmasının temelinde ´sevgi, şefkat ve kardeşlik´ gibi unsurların noksanlığı yatmaktadır.

Bu yüzden devlet yöneticileri milletine gereken ´sevgi kredisini´ vermeli; ama millet de o sevgiden sevgi üretip devlete olan kredi borcunu faizi ile ödemelidir.

Nasıl ki devlet parçalanmaz bir ´vücut´ ise o vücudu oluşturan ´millet´ de sevgide saygıda ve yardımlaşmada, parçalanamayan bir bütündür.
Örneğin “Bir olalım, iri olalım ve diri olalım´´ diyen Hacı Bektaşi Veli, insanları hep ´sevgiye, sevmeye bir olmaya ve yardımlaşmaya´ çağırmıştır. 
Mevlana’yı, Mevlana yapan erdemlerin başında onun sonsuz insan sevgisi vardır.
Lakin bu çağrıları hayata geçiren Mevla´nın zanaatkârlığı ile işlenmiş, güzelim ülkemde ulvi bir bayrak altında yaşayan, onlarca ırkın iyi günde ve kötü günde birbirinin elini bırakmayan, birbirine kenetlenen Türk´ün, Çerkes’in, Kürt´ün Laz´ın ve Arap´ın kardeşliği sorunların çözümü için ilk adımdır.
´Toplumsal sevgi´ tıpkı Avustralya yerlilerinin kullandığı bir silah olan ve atıldığı yere geri dönen ´bumerang´ gibidir.

Sözün doğrusu; ´toplumsal sevgi´, dağa çarpan ses misalidir, o ses dağa çarparak sahibine geri döner. 
Ve önemli olan o sese karşılık ses vermek.

Ama maalesef son zamanlarda, başta bizi yönetenler olmak üzere büyük bir kitle ülkede kalan son sevgi kıvılcımlarının üzerine su dökerek onları da yok etmeye çalışıyor.

Toplumun bir yarısının desteğine sahip siyasal akım, toplumun diğer yarısına vebalı gibi davranmakta, toplum adeta ikiye bölünmektedir.

Bizi biz yapan toplumsal değerler, hoyratça bölünmenin masasına meze olarak sunulmaktadır.

İnanan-inanmayan, iks tarikatından olan-Y tarikatından olan, başı açık-başı kapalı, alevi-Sünni, Hanefi-şafi, Türk-Kürt,  İslamcı-demokrat ve daha yüzlercesini sayabilirim, milletin kalbine yerleştirilen dinamitlerdir bunlar.

Ne zaman patlayacakları belli olmayan.

İşte o nedenle; ´öteki ve biz´ düşüncesi ile yaşamamak insana insan olduğundan dolayı insanca davranmaktır aslolan.
Sevgililer Günü’nü bu anlayışla değerlendirdiğimizde ne çok sevenimiz ve ne çok sevdiğimizin olduğunu göreceğiz.
Bu duygularla, tüm seven ve sevilenlerin 14 Şubatı’nı kutluyorum..

Kin ve nefret söylemlerinin yerini sevgi sözcüklerinin,  silahların yerini ise barış güvercinlerinin aldığı bir dünya özlemiyle..

Yazarın Diğer Yazıları