Ahmet ZORLU

ŞEKER DE YİYEBİLSİNLER..

Ahmet ZORLU

Köroğlu, kavga ve savaşlarda  ateş ve barutun kullanılmaya başlanması ile birlikte Mertliğin bozulduğunu, “Tüfek icad oldu, mertlik bozuldu” sözleri ile ölümsüzleştirdi.

Aslında Kimyasal Silahın keşfi ve kullanılması, beraberinde  terör kavramının ortaya çıkması ile de insanlığın bozulduğunu söylemek mümkün.

Hiroşima’da ölümsüzleşen fotoğraflarda, o kadın ve çocukların Atom Bombası’nın etki alanından umutsuz kaçışlarının fotoğraflarını hatırladınız değil mi?

Üç gün önce, bir kimyasal silah saldırısı sonucu yanıbaşımızdaki Suriye’de büyük bölümü kadın ve çocuk 58 hayatın nasıl söndüğünü ya da..

Tetiği kimin çektiği, saldırı emrini kimin verdiği konusunda rivayetler muhtelif.

Ama bu gerçek artık tüm beyinlerdedir. 

“Savaşı büyükler çıkartır, önce çocuklar ölür, sonra da tüm insanlık.”

Ben  bu gün  size, savaştan da acımasız terörün acımasız, yüzünün hikayesinden bir kesit anlatmak istiyorum.

1 Eylül 2004..

Özerk Kuzey Osetya Cumhuriyeti’nin Beslan Kenti..

Çeçen teröristler 60 öğretmen nezaretinde 800 minik yavrunun eğitim gördüğü bir okula baskın düzenliyor..

Öğretmen ve öğrenciler rehin alınıyor.

58 saat süren eziyet dolu süreç.

O 58 saatlik zaman diliminde, o okula sabah hazırlanıp götürülen çocukların anne ve babası olduğunuzu bir düşünün.

Çeçenlerin talepleri kabul edilmeyince güvenlik güçleri ile Çeçen teröristler arasında çıkan çatışma..

Tam 334’ü çocuk 385  ölü..

İşte insanlığın, masumiyetin son bulduğu gündür o gün.

Aradan geçen zamana rağmen, çocuklarını teröre kurban veren bir çok anne ve baba, her sabah aynı ciddiyetle o okula gidiyor, okul bahçesinde olmayacak bir şeyi, paydos zilinin çalmasını ve çocuğunun koşarak yanlarına gelmesini bekliyor.

Osetya’ya giden her anne baba bu çocuklar için yaptırılan şehitliği ziyaret ederek, o anne ve babaların acısını paylaşmaya çalışıyor.

Sürgünde ve sürgün sonrası çeşitli yollarla Anadolu’ya gelen Osetya Kökenlilerin oluşturduğu Alan Vakfı,  bu masum yavruları her yıl 1 Eylül’de düzenlenen anma etkinliğinde anıyor.

Ancak bu yıl savaş  ve terörün acımasızlığını gözler önüne sermek, savaşların ve terör olaylarının önce çocukları vurduğu gerçeğini, yıl 12 ay hatırlatmak amacıyla, biri benim köyüm, 2 köyde Beslan Çocuklarının anısına birer fidanlık oluşturuyor.

Yarın ilk fidanlar toprakla buluşacak.

Bu anlamlı etkinlikle bulunamamanın hüznünü yaşıyorum.

Katkı veren, organize eden herkese, bu fidanlığın bir ormana dönüşüp dünyayı kuşatması dileklerimle teşekkür ediyorum.

Ve tüm dünyaya, Nazım’ın Hiroşima’da can veren çocuklar için yazdığı şiirle çağrıda bulunmak istiyorum:

“ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN”

Kapıları çalan benim,
Kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem,
Göze görünmez ölüler.
Hiroşimada öleli,
Oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
Büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce,
Gözlerim yandı,kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
Külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için,
Hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki,
Kağıt gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
Teyze, amca bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
Şeker de yiyebilsinler"

Yazarın Diğer Yazıları