SEÇİM..
Ahmet ZORLU
Bir gariptir bizde demokrasi anlayışı..
İş lafa geldi mi, sandığın iradesinden bahsedilir.
Ama sandık bazen nihai belirleyici değildir..
Efendim, dün Erciyes Üniversitesi'ne giderek bir kaç dostun kapısını çaldım.
Amacım, bu gün YÖK'ün huzuruna çıkacak olan rektör adaylarından hangisinin şansının yüksek olduğu konusunda bir kanaat edinmekti.
Oysa sonuç ortada.
Öğretim üyelerinin kullandığı oylarla, bir kaç tane adayın toplamından fazla oy alan ve Erciyes Üniversitesi ile adı özdeşleşen Prof. Dr. Muhammed Güven'in Rektör olarak atanması gerekir.
Fakat o da ne..
Ne Muhammed Güven, ne Hamza Çakır. Öğretim üyelerinin dilinde başka bir isim dolaşıyor.
Prof. Dr. Bünyamın Kaplan'ın atanabileceği konusunda geniş bir kanı olduğuna tanık oldum.
Nedenini araştırdığımda ilginç bir durumla karşılaştım.
Seçimin hemen ardından, Kayseri'ye gelen ve AKP Camiası içerisinde geniş bir etki alanına sahip olan Yazar Yusuf Kaplan, Kayseri'de adeta seçim ofisi oluşturmuş ve kardeşinin rektör olarak atanması konusunda çaba sergiliyormuş.
Peki, Prof. Bünyamin Kaplan'ın aldığı oy ne kadar dersiniz.
Sayın Kaplan 94 oy ile 4. sırada kendisine yer bulmuş.
Yani öncelikle YÖK'ün Cumhurbaşkanına göndereceği 3 kişiden biri olması gerekiyor.
Sonra da Cumhurbaşkanının kendisini ataması lazım.
Şimdi sormazlar mı, 359 oy alan Prof. Dr. Muhammed Güven, 173 oy alan Prof. Dr. Hamza Çakır ve 137 oy alan Prof. Dr. Şerafettin Severcan dururken, 4. sıradan bir ismin rektör atanması ihtimali sandığın iradesine ne kadar uygun.
Madem aklınızdakini atayacaktınız, öğretim üyelerine sıraya sokup neden oy kullandırdınız.
Ben Erciyes Üniversitesi Rektörünün sandıktan çıkan iradeye uygun olarak belirleneceğine inanıyorum, daha doğrusu inanmak istiyorum.
CHP KONGRESİ..
Cumhuriyet Halk Partisi bu hafta sonu yeni il başkanını belirleyecek.
Yerin darlığını da dikkate alarak bir özet geçeyim.
Şu anda Türkiye'de yaşayan her 4 seçmenden biri CHP'ye oy vermiştir.
Bu önemli bir kamuoyu desteğidir.
Ama Kayseri'ye baktığımızda 100 kişiden 12 tanesinin oyunu aldı.
Yuvarlak hesap her 8 ya da 9 kişiden biri CHP'ye destek verdi.
CHP il kongresinde önce 'Neden Türkiye ortalaması kadar oy alamıyoruz'un tartışılması ve hastalığın teşhisi gerekir.
Sonra da, CHP'nin üzerindeki ezikliği atacak bir yönetim yapılanmasına ihtiyaç vardır.
Her ortamda, her platformda CHP'nin ilkelerini savunacak, 'Ne yapalım bize medya yer vermiyor' kolaycılığından sıyrılıp imkanları harekete geçirecek, CHP'li sermayenin elini taşın altına sokmasını sağlayacak, kadına, gençliğe sadece seçim çalışmalarında değil, partinin her katmanında etkin sorumluluklar verecek bir yapılanmanın sağlanması lazım.
İsim isim adaylara gelince, hepsi ile merhabam var. Hepsi partinin ilkeleri konusunda yeterli donanıma sahipler.
Ancak ekiplerine baktığımda, aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Adaylardan birinin, yakın desteğini aldığı il eski başkanı var ki, dillere destan uygulamalara imza attı. Mesela Mehmet Özhaseki'ye aktardığı bilgiler, özel idareye yaptırdığı kat karşılığı binadaki bir dairenin tapusunun şaibeli bir isme verilmesi, hatta o ismi il başkanlığı döneminde CHP'den milletvekili adayı göstermeye kalkışması gibi.. Disiplin Kurulu sürecinden bahsetmeye bile gerek yok.
Diğer adaylara gelince, mevcut başkan üst üste 4 seçim yaşadı. Malesef, gerekli performansı ortaya koyamadı.
Bunun da nedeni, nezaketten ödün vermemesi diyebiliriz.
Diğer aday da, geçmişte Özhaseki ile ilişkileri yüzünden yıprandı, yıpratıldı.
Sonuç, CHP'de başkan kim olursa olsun, partinin bahçesinde genel bir temizlik çalışması yapmalı, geçmişten kalan lekeleri ortadan kaldırmalı. Toplum ile iç içe bir yönetim anlayışı sergilemelidir.
Ve tekrar söylüyorum, gençleri, kadınları dinleyen, yerelde yaşananlar konusunda partisinin görüşünü sık sık toplumla paylaşan, ayda bir düzenleyeceği il divanları ile teşkilatlarını sürekli dinamik tutan bir il yönetimi anlayışına ihtiyaç vardır.