Ahmet ZORLU

SEÇELİM DE..

Ahmet ZORLU

Bu gün,  Kayseri Halkının, Türk Milletinin arzuladığı milletvekili portresini çizmeye çalışacağım.

Her şeyden önce, millet artık birisinin yardımı ile yerinden kalkabilen, kentine 3-5 ayda bir uğrayan, seçildiği kentte kimsenin tanımadığı, hayatında bir gün çıkıp Kazancılar Çarşısı'nda yürümemiş, Cumhuriyet Meydanındaki cafelerden birine oturup kahve içmemiş, belediye otobüsüne binip sohbet eden insanların dile getirdikleri sorunlara kulak kabartmamış, Bürüngüz Camii'nde kalabalığa karışıp namazını eda etmemiş, gereceği adresi navigasyon sayesinde bulabilen, "Nasılsa partimin ve liderimin popülaritesi beni meclise taşır" havasındaki insanları görmek istemiyor.

Başka, her sabah ayrı bir maske takanlardan da gına geldi. Bir yandan Recep Tayyip Erdoğan için "Ölürüm yoluna" türküsü söylerken diğer yandan Abdullah Gül ve Gül'e yakın insanlara sıcak mesajlar gönderen tiplerden de hoşlanmıyorlar.

Hele hele, milletin gözünün içine baka baka, "Hızlı tren 2015 yılında çalışmaya başlayacak" ya da "Yamula Sulaması 2 yıl içinde tamam" veya "Kayseri'yi bıçak gibi ikiye bölen demiryolundan kurtuluyoruz." türünden, milleti ahmak yerine koyan açıklamalarla çok çalıştıklarını ima eden tiplerden ise artık nefret ediyor.

Başka, kendine ait görüşü olmayan, Türkiye ve Kayseri için bir yaprağı yerinden oynatmamış, milletvekili olduğu süre içinde mahdumları, yeğenleri iyi birer kamu kurumuna yerleştirmenin, ya da mahdumları TOKİ nimetlerinden yararlandırmanın ötesinde kaygısı olmayan tipler de bu seçimde sadece partilerine oy kaybettirmenin ötesinde işe yaramaz.

Ha unutmadan, bir de gece toplantıları yaparak Sayın Cumhurbaşkanı ve Hükümet ile Ak Parti Genel merkezi'nin hedef tahtasındaki isim ve oluşumların sırtını sıvazlayan, "Ben de bir-iki keskin laf edeceğim. Beni anlayışla karşılayın" türünden ikiyüzlülük sergileyen tipler var ki, onların isimleri de vatandaşın kafasındaki listede geniş bir yer tutuyor.

Birileri de varki, malesef kentimizin geleceğini yok eden bazı uygulamalarla ilgili dosyalar önlerinde bulunduğu halde kıllarını bile kıpırdatmadılar. Tek bir örnek vereceğim. Avrupa'daki bir çok fabrikanın zehirli baca tozlarının o fabrikalarca tırlara yüklenip Kayseri'ye gönderildiğini biliyor musunuz?  Nakliye Avrupadaki fabrikadan. Kayseri'ye geldiğinde bu baca tozunu stok sahasına yığan girişimcimize de ton başına para ödeniyor. Enerji Bakanı Taner Yıldız, konuya vakıf. Ama sormadı bu cevval girişimciye, "Kardeşim getirttiğin baca tozu madem bu kadar kıymetli. Niye Avrupa firmaları bunu senin tesisine kadar gönderiyor, üstüne de para ödüyor?" diye. Sadece bakan mı biliyor. Kayseri'nin lafa geldiğinde, çevreci kesilen kurum yöneticileri de bunu çok iyi biliyor, ama bilmemezlikten geliyorlar. Hiç kimse unutmasın, ömrüm yettiğince, Kayseri'nin geleceğini zehirleyen bu uygulama konusunda mücadeleyi sürdüreceğim.

Ha bir de, hasbelkader toplum içinde elde ettiği olumlu imajı yakınlarının ihyası için kullananlar var. Mesela  yöneticisi olduğu kurumdaki çevresini yakınlarının inşaatlarına yönlendiren, garibanın sattığı arsaya haftasında 5-6 kat fazla vererek yakınını ihya eden tipler. Ya da ben yoruldum, koltuğa bizim oğlan otursun havasındaki tipler.

Artık Kayseri bu insanları çok yakından ve iyi tanıyor.

Mesela Kayseri için hayalleri, söyleyecek sözü olanlar. Ömrünün büyük bölümünü Kayseri'nin planları projeleri içerisinde geçirenler. Kayseri'nin sıkıntısını, sorununu aşmak için Ankara'daki üst düzey bürokrasiyi komşu kapısı yapanlar. Ülkenin demokratikleşmesi, standartlarımızın yükseltilmesi için söyleyecek sözü olanlar. Gerektiğinde, diğer partilerin milletvekilleri ile bir araya gelip kentin sorunlarının çözümü konusunda çaba gösterecek olanlar.  Memleket meseleleri hakkında olduğu kadar, Kayseri için de söyleyecek sözü, yapılacak işi olanlar.

Bunları isim isim, tek tek saymaya gerek yok. Söyleyeceğim tek şey, kaşar, ithal, babasının oğlu isimlerden uzak durun.

Onlar artık enerjilerini kaybetmişlerdir.

Dört  dönemdir, üç dönemdir Kayseri'den milletvekili yaptığımız halde, Kayseri'nin hiç bir sorunu ile ilgilenmeyen, kendisine verilen parmakçılık görevi dışında hiç bir konuda rahatından taviz vermeyen isimlere karşı da dikkatli olun. Hele hele, "Bu tabloyu peygamber efendimiz görseydi, sözlerle gurur duyardı" diyecek kadar dini kavramları siyasi geleceği için kullananları kapıdan içeri bile sokmayın.

Deneyim her şeydir. Ama deneyimini birilerine köşe açmak için değil, ülkesi, milleti, kenti için kullananlar önemlidir.

İşte yukarıdaki tanımları gözünüzün önüne getirin ve sonra da vicdanınızla oturup konuşun. Merak etmeyin vicdanınız size 'evet' mührünün adresini gösterecektir.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları