Ahmet ZORLU

ŞAŞKINIM..

Ahmet ZORLU

Bu gün Belediye Başkanlarımızın yeni yıl ile ilgili hizmet açıklamalarını yazacaktım. 
Ancak dış politikada o kadar başdöndürücü gelişmeler yaşanıyor ki, yazı konusunu değiştirmek durumunda kaldım.
İnanın, o kadar zikzaklı kararlar alınıyor ki, takip ederken başım dönüyor.
Hatırlarsınız, Davos'ta dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın o meşhur 'Van Münit' çıkışını..
Her ne kadar, daha sonra 'Benim tepkim moderatöreydi' diye ortamı yumuşatmaya çalıştı ise de, partililer kendisini Havaalanında, Viyanayı Fethetmiş Komutan gibi karşıladılar, 'Davos Kahramanı, Davos Fatihi' ilan ettiler. Baktı, iyi oy getiriyor, o da sürdürdü İsrail Karşıtı söylemlerini.
Söylemle yetinilmedi, İsrail Ablukasındaki Gazze'ye insani yardımlardan oluştuğu söylenen bir gemi hazırlandı. İstanbul'dan törenle yola çıkarıldı. Yardımı götürecek heyette yer alan bazı AKP milletvekilleri son dakika telefonu ile gemiden indirildi ise de bu gemi İsrail açıklarına kadar gitti. 9 Vatandaşımız İsrail Askerlerinin operasyonunda can verdi. 
Artık İsrail bizim ezeli ve ebedi düşmanımızdı.
Çok değil, bir kaç ay önce Kiziroğlu Ahmet Bey, miting meydanında haykırıyordu, 'Mescidi Aksa'ya postalları ile giren askerin devleti ile bizim dost olmamızı kimse beklemesin' diye..
Meğer biz Mazlum Gazze için İsrail'e kin güttüğümüz dönemde, el altından ilişkiler öyle bir gelişti ki, ticaretimiz katladı. Siyasi ve askeri söylemlerle gözler boyanırken, büyük ağabey ABD'nin talimatı ile el altından görüşmeler devam etti, ortak bir mutabakat metni üzerinde bu gün yarın anlaşmak üzereyiz.
Daha düne kadar, İsrail Devletini 'Bebek katilleri' diye lanse eden yönetenlerimiz, İsrail'in önemini, İsrail Devleti ile Türkiye'nin kardeşliğini ön plana çıkaran açıklamalar konuşmalar yapmaya başladılar.
Van Münit söylemi ile bir zamanlar kahraman ilan edilen o günün Başbakanı, Sayın Cumhurbaşkanımız son açıklamasında, ilişkilerin geldiği boyutu adeta özetledi ve dedi ki, "İsrail, bölgede Türkiye gibi bir ülkeye muhtaçtır. Bizim de İsrail'e ihtiyacımızın olduğunu kabul etmemiz lazım. Bu, bölgenin bir gerçeği. Karşılıklı samimiyet çerçevesinde bu adımları atmayı başarabilirsek, normalleşme beraberinde gelir."
Şimdi, neresinden tutsak elimizde kalan bir ilişkiler süreci yaşandığını kabul etmek lazım..
Ben, Gazze'de İsrail zulmü altında inim inim inleyen , Filistin'de İsrail'e kafa tutarken tek umudu Türkiye olan Müslüman toplumun, ilişkilerin birden bire normalleşmesine verecekleri tepkiyi gerçekten merak ediyorum.
Demek ki, yarın Mısır ile, Libya ile, İran ile hatta Rusya ile yeniden ilişkileri ısıtacak adımlar atılırsa şaşırmayacağım.
Ama geçek zaman içinde güzel ülkemin üreticisi, sanayicisi mal satacak ülke bulamaz hale geldi, onların bu duruma düşmesine üzülüyorum.
Yıllık ihracatta bırakın hedefi tutturmayı, bir önceki yıla oranla büyük bir gerileme yaşadık.
Türkiye Menşeili malları satabilecek ülke bırakmadık çevremizde.
Bu da gösteriyor ki, ülkelerin dış politikası iktidarlar değişse bile değişmemeli, ana çizgiler hep sabit kalmalıdır. Daha da önemlisi, dış politikanızı belirlerken, büyük ağabey olarak gördüğünüz ülkelerin istedikleri gibi değil, 'Ülkemde barış, dünyada barış' temelli olarak belirlemek zorundasınız.
Irak, İran, Suriye, Rusya, Libya, Azerbaycan, diğer Türk Cumhuriyetleri, İsrail, Almanya ve diğer bazı AB ülkeleri, Türk Ekonomisini ayakta tutan pazarlarımızın bulunduğu ülkelerdi.
Bazılarından her yıl milyonu aşan turisti ülkemizde misafir ederdik.
Bu da, ülkenin ihracatının, turizm gelirlerinin sürekli yukarı gitmesine vesile olurdu.
Eğer birbuçuk ay içerisinde başta Rusya olmak üzere, bazı komşularla ekonomik temelli iyi ilişkiler kurmazsak, Antalya'daki domates üretici, Antalya ve Mersindeki Turizm işletmecileri ardı ardına iflas bayrağını işletmelerinde dalgalandırmaya başlayacaklardır.
Bakmayın siz, Rusya ile kriz sohbaharda geldi de, turizm az hasarla sezonu kapattı.
Yeni sezon için karamsar bir tablo var.
Akdeniz sahillerindeki binlerce turistik işletmenin gözü kulağı Rusya'da.
Zira dile kolay 4,5 milyon turistten bahsediyoruz.
Biner dolar bıraksalar 4,5 milyar dolar eder. Sattığımız narenciyeyi ise saymıyorum.
Ve bu ekonomik gerçeği görmezden gelirseniz, tutarsız dış politikanın cezasını, hesapsız ve zikzaklı dış ilişkilerin faturasını kendi halkınıza ödetmek durumunda kalırsınız.

Yazarın Diğer Yazıları